07 Ağustos 2007

lola rennt


ben otobüse, tramvaya neyse artık yetişmek için koşmam. nadirdir diyelim ya da. birincisi yetişemeyeceğimi bildiğim şeyin peşinden koşturmak gereksiz gelir, ikincisi misal tam yetiştim sanıp kapıda kalınca içeriden bana bakanların bakışlarına dayanamam. zaten bazen, ne kadar koşarsan koş fayda etmez de duran gideceği yere varmış olur.

iki hafta önce burktuğum bilekteki ağrının ısrarla gelip gidiyor ama geçmiyor olması futbol hayatımın bittiği olarak da yorumlanabilir tabii.

7 yorum:

hly dedi ki...

Geçmiş olsun...

kafcamus dedi ki...

teşekkür ederiz

hly dedi ki...

Bazan duygular da o kadar uzaklaşır ki senden yetişemeyeceğini bilirsin...ölece kalırsın...

hly dedi ki...

Koş koş fayda etmez...

Friedrich Camus dedi ki...

Benim de sağ ayağım çatladı azizim. Halısaha çay ocağının müdavimiyim artık.

Geçmiş olsun.

kafcamus dedi ki...

hly,
durmayı deneyin bakalım işte..

fc,
size de geçmiş olsun. rabbim kimseyi halı sahalardan çay ocaklarına düşürmesin. sanırım bizim de doktora gitmemiz gerekecek.

Coco dedi ki...

Bugün, yukarıdaki yazı sayesinde tuhaf bişey oldu. Bir kadir kıymet şeyi. Kapalı bir istasyonda Carla Bruni’yi ararken, trenin yaklaştığını gördüm.

Hiç uçak kaçırmadıysan havaalanlarında fazla zaman harcamışsın derler. Heyecanı yetişememe ihtimalinden gelen ve hedefinden başka düşünceye müsaade etmeyen koşunun finalinde, nefes nefese, kapanan kapıya vururken kondüktörle göz göze gelmenin ardından, kaldığın istasyon zamanın devamına dair enfes bir işaret içerir. Veya kapıdan giren son kişi olursun, nefesini toparlamaya çalışırken yolcular gülümserler, gülümsersin.
Bence her iki ihtimal de aynı mucizeyi tamamlar.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...