ahmet hamdi tanpınar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahmet hamdi tanpınar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2010

"Saatleri Ayarlama Enstitüsü"


saat, saat olmaktan çıkıp vücudunun parçasıymış gibi olduğunda güzeldir. kolunda varlığını, yokluğunu unuttuğunda güzeldir. bunu az saat yaşatır, yaşatana bağlanmak esastır.

ilk saatime, o zamanlar bir teknoloji mucizesi gözüyle baktığım casio'nun digital ekranlı saati dersem, dedemin doğumumda alıp "vakti gelince verirsin" diye anneme verdiği kurmalı nacar'a ne büyük haksızlık yapmış olurum. o casio'dan sonra gelip geçen saatleri hatırlamayıp, yıllarca durduğu kutunun içine bakıp bakıp "o gün gelse de taksam" dediğim, derken ortaokul sonda sanırım, takmaya başladığım 17 rubis'li nacar'ı hatırladığıma göre ilk saatim odur. gece yatmadan önce kurup, bileğimi hafifçe kulağıma yanaştırıp işleyişini dinlemişliğim çoktur...

kurma kolu bozulunca mecburen vedalaştığımız nacar'dan sonraki saatlerimden elime geçtiği için taktıklarım, "iyi bir beraberlik olur" diye yola çıkıp ayrılmaya karar verdiklerim var, geçelim, bizzat para biriktirip aldığım saat de içi siyah bir pulsar'dı. şimdiki, gönlümüzdeki manası çok derin, "iyi ki var" dediğim lacoste gelinceye kadar, uzun zaman yarenlik etti bana.

hasılı, kolunda varlığını, yokluğunu unuttuğun saat güzeldir, öylesine bağlanmak esastır. üstelik "Saatleri Ayarlama Enstitüsü"nü sindire sindire okuyan için saat, hayatla hesabında da bir şeye işaret edebilir: "saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır..."

20 Ağustos 2007

tül perde



tül perdenin salınışını bir şeye değişmem... benim hayatta zamanla derdim oldu. zamanı anlamaya çalıştım, zamanı kavramaya çalışıyorum. bazen, avuçlarımdaymış gibi hissettiğim oluyor ama: uzun, kıpırtısız, durgun, sakin, -tabii ki ahmet hamdi- yekpare... başım dönüyor öyle anlarda, kendimi boşlukta gibi hissediyorum. iyi boşluk ama. zen. huzura bir ad belki...

tül perdenin salınışını bir şeye değişmem... tek pencereden görünen bir sürü ağacın arkasında bir parça da gökyüzü. köşede bir de metruk ev. cam ardına kadar açık çoğu zaman. usul mu usul bir esinti, yaprakların hışırtısı, güneşin gözüme girmeye çalışması, gözlerimi açık tutmaya uğraşmam, gözlerimi kapatıp kapatıp uyanmam. yattığım yerden, kendimi sanki bitmez tükenmez bir tatildeymişim gibi hissediyorum. oysa şehrin göbeğindeyim, gürültünün tam içindeyim, ama işte tatlılığın kollarındayım.

tül perdenin salınışını bir şeye değişmem...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...