05 Ocak 2009

bin o uçağa-1


hazzetmediğim bir sürü insan var hayatta. normal olarak. yalan yok, bir zamandır bunların mümkünse topluca bir uçak kazasında falan ortadan kaybolmasını da diliyorum. hiç öyle insani duygulara falan sahip değilim. o listeyi sonra açıklarım ama o uçakta mutlaka olsun dediğim adamlardan birisi hakkı devrim.

bu adam nasıl oldu bir anda bir medya gurusu haline geldi birisi bana izah etsin. televizyonda konuştukça hohoho, hihihi gülenler "tonton dede"lerinin sıcaklığında, hoş sohbetinde eğlenirken bunu düşünmüyorlar elbette ama bilhassa yazılarında gündelik hayattaki faşizmi yeniden yeniden üretip duruyor bu herif. işte birtakım eblehler de "aman güzel türkçemizin bekçisi", "aman ne tatlı bir ihtiyar" diye övüp duruyorlar kendisini.

ben bunları çok zamandır düşünürdüm zaten de, geçen radikal'e yazdığı yazı tam demek istediğime denk düştü.

kürtçe trt hikayesinden bahsediyor, ne kadar memnun olduğundan söz ediyor falan filan. sonra bir eski anısını anlatıyor:

"....Çünkü efendim, davet sahibi Kürt köyünde Türkçe bilen, yani muhtarlığa aday olabilecek bir Allahın kulu yokmuş.
Hocam, ki o da Kürt kökenli ve ünlü bir ailenin evladıydı, sordu bana o zaman:
– Sence Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürt politikası nedir?
– Asimilasyon değil mi Hocam, dedim?
– Anlamını da söyle o zaman!
– Asimilasyon! Yani «Kendine benzetme, bir tutma, sindirme, kendi içinde eritme, özümseme, kendine mal etme...» değil mi Hocam?
– Tamam! Bir sualim de şu sana: ahalisi arasında Türkçe de bilir tek fert bulunmayan köyler olduğuna göre, Cumhuriyet’in 40’ıncı yılında asimilasyon politikası hedefine ulaşmıştır, diyebilir miyiz?
– Diyemeyiz Hocam, dedim utanarak, üzülerek.
Onunki de öfke değil, bir teessüfün ifadesiydi zaten.
Cumhuriyet’in 40’ıncı yılında hoca-talebe birlikte dert edindiğimiz hatadan kurtuluşun ilk adımını, o günden bir 46 yıl daha sonra nihayet attık, diye seviniyorum. Bunu bana çok görmeyin!..."

tonton faşist, kürtleri asimile edemediğine 40 yıldır üzülürmüş, utanırmış yani! altına da "Ve Dil Yâresi köşemde artık «Kürtçe dostları» başlığını da kullanabilir miyim, diye düşündüm. Bunun için bana, Türkçe’yi de, Kürtçe’yi de iyi bilen bir gönüllü yardımcı lazım." diyerek ama "ayyy ne kadar demokrat bir adam yaaa" da dedirtiyor bize. (o linke tıklayın, yorumlara bakın hele)

ulan diyorum, ben mi yanlış değerlendiriyorum bir sürü hikayeyi ama biliyorum ki gündelik hayatta böyle çaktırmadan yapılan faşizm her bakımdan en tehlikelisidir aslında. zira kurda kuzu teslim etmekten farkı yoktur.

hasılı o uçakta hakkı devrim mutlaka olmalıdır, yanında okan bayülgen'le birlikte tabii...

12 yorum:

kabakmeltemi dedi ki...

kendiyle mi çelişiyor bana mı öyle geldi...

neyse, bu uçak işini sevdim ben... Sezen Aksu ve Mehmet Ali Erbil'in biletleri benden olsun, nıhahaha! :)

ayy ama bunlar bana yetmedi... diğerlerini de bindireyim mi? :)

madafaka dedi ki...

hakkı devrim'i boşver hocam. allahın bunağı işte. üstüne konuşmaya-tartışmaya değmez.

lâkin bayülgen işte. uçağa bırakmamak lâzım gibi.

kafcamus dedi ki...

kabakmeltemi,

sezen aksu da binsin hiçbir mahsuru yoktur benim için. mehmet ali'ye binsin demem ama misal.

muhterem madafaka,

yok, bunlar hakkında konuşmadıkça bunlar gibiler ortaya çıkıyor işte.

demet dedi ki...

bu şahsı ben de sevmem üstelik hiç tonton dede kıvamında da değil kendisi, aksi bir ihtiyar tanımı daha uygun olur... fakat bir gün tesadüf eseri gördüğüm, meyveli dondurma yaptım diye böbürlenen ebru şallı'ya karşı kurmuş olduğu bir cümle beni bitirdi o yüz ifadesi o üslup muhteşemdi...
ayrıca bir uçak yetmez bir kaç uçak kaldırmak gerekir... yaşar nuri öztürk'ü de kuyruk kısmına oturtalım lütfen...

kafcamus dedi ki...

kıymetli demet,

h.d. sevmeyenlerin hislerine bu kadar tercüman olacağımı bilmezdim doğrusu.

y.n.ö.'nün gelmesinde de bir mahsur yoktur bence de.

metin dedi ki...

Bu uçak daha kalkmadan düşer efendiler hanımlar! Yedek uçak bekletelim apronda bence.

(Bu herifi sevenler nesini severler acep, ben de bunu merak edip dururum!)

kafcamus dedi ki...

metin bey azizim,

neden düşsün kalkmadan yahu. durun daha dolduracağımız adam çok ona.

candy poison dedi ki...

ne kadar ayıp. ama sanırım hiç kimse faşist olmaktan sıkılmıyor.
ya fethullahçısın, ya faşistsin, ya liboşsun, ya milliyetçisin, ya kürtsün, ya da dinsizsin..

sürekli bi etiketleme çabası..
yorulmuyor mu bu insanlar?!

kafcamus dedi ki...

değerli candy poison,

"ne kadar ayıp"ınız bize mi yoksa h.d.'ye mi tam olarak anlayamadım doğrusu.

"etiketleme" çabasında olan biziz ama herhalde, ki ben şahsen bundan sıkılmam. zira bu postmodernite kaynaklı "etiketlerden kurtulalım"cılığa inanan bir kişi değilim.

candy poison dedi ki...

size değildi efendim.

kafcamus dedi ki...

şükür o zaman...

Adsız dedi ki...

Postmodernite kaynaklı etiketlerden kurtulalımcılığa inanmamak iyi.ayrıca kürt(lük) etiket mi ki !..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...