03 Nisan 2007

gelenler gidenler...

dolma kalemin özelliği yazarken insana yavaşlığı hatırlatması; yavaşlığı hatırlatıp, yazının kağıtta nasıl görüneceğiyle ilgili tahayyüle sokması, sonraki kelimeyi düşünebilmeye imkan vermesi.

ne zamandır alayım dediğim Lamy'yi sonunda aldım. kendisiyle pek güzel bir ilişki kurduk. aklıma gelen ıvır zıvır ne olursa manasızca yazıyorum. ucunu açma faaliyeti işte (arabada olunca rodaj mı deniyordu ne). gittikçe tutukluğunu atıyor üzerinden seviniyorum.

sonra Pıt'a çim adam, oyuncak fare, ev bilgisayarına yeni maus (ki aslında yeni bilgisayara geçişin yollarını aramak lazım esas olarak), bir sürü kitap yine (almanca Zweig, islamcılık meselesine dair bir şeyler, sonra bir başka sahaftan meşhur Melissa P. aplanın kitabı nihayet [2 milyondu yahu], İkinci Adamın ilk baskısı [adam "o tabii ki 2 değil" diyecek diye ödüm koptu ama demedi], en süperi Chopin'in biyografisi), yine esaslı bir dönüşüm şu koca damacanada satılan sular için pompa, tabii ki o damacana sudan (5 milyon yazıyordu reklamında, boş bidon olmayınca geçiriyorlarmış meğerse)... bir de çay kutusu vazifesi gören emektar profiterollü carte door kutusunu çöpe atarken hüzünlenirim sanmıştım halbuki hiç de öyle olmadı.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...