12 Kasım 2007

"başkasının derinlikleriyle oynama"


insan hayatta insanlar hakkında yanılabilir. bu normaldir. hatta, yanılmanın senden kaynaklanmadığı bu yüzden kendini suçlamayacağın durumlar da olabilir. yanılırken yine de şuna dikkat edeceksin, wittgenstein'ı aklında tutarak, "başkasının derinlikleriyle oynadım mı?" "hayır"sa sabah sabah bir parkta, şahane bir dalga gösterisi varken simidini yiyebilirsin mesela. dramatize etmeyelim, "evet"se de yapacak bir şey yok, belki biraz vicdan, pehhh yani. o simit yine yenilebilir.

yine de netice onun dediği gibi, "Düşün ki, başına ne gibi bir mutsuzluk, nasıl bir acı gelirse gelsin, bunu sen kendin hak ettin"...

24 yorum:

Adsız dedi ki...

Pek Sevgili Kafcamus,*

Baskasinin derinlikleriyle oynamamak lazım demiş üstad... Haklıdır da çok tehlikeli olabilir lakin. Peki ya "aramaya inanmak"?

Diyeceksiniz ki hayatin tek bir anlami, seylerin bir ozu yok, anlam hayatin kendisi, grameri de insan...

Oynamisizdir, oynamissinizdir baskasinin derinlikleriyle... Aslinda "Nasıl da zor oluyor gözümün önünde duranı görmek!"

Denize karsi simit yenmez mi? Vicdan sizlasa bile ben yiyorum.

"Hak etmek" çok ağır olmadı mı diye sorasım geliyor. "Kişi yalnızca en korkunç acılar içindeyken yazmalı - o zaman bambaşka anlamı olur yazdıklarının." ve "Ancak çok mutsuz bir insanın başka bir insan için üzülmeye hakkı vardır."

Sizin dunyanizin sinirlari cok genis Sevgili Kafcamus...

"Acaba, insanı çıldırtan, yerine gelmeyen bir özlem mi?"

a.a.


* pek Kafcamusvari bir giris oldu...

post scriptum: a.a. kimligini sormayiniz, derinlikleriyle oynamayiniz. cok rica ediciim.
sizi seviyorum bu yetmez mi?

kafcamus dedi ki...

pek kıymetli a.a.,

öncelikle, ne güzel yazmışsınız. sanki yorum değil de mail yazar gibi. sağolunuz. satır satır tekrar tekrar okudum, her bir cümlenize diyecek sözüm var aslında ama aklımda Adorno dolanıyor: "Gözümüzdeki kıymık en iyi büyüteçtir".

"yan değiniler"i okuduğunuz da anlaşılıyor, o da ne güzel değil mi?

güzel sözleriniz için ayrıca teşekkürler tabii. ama insanın dünyasının sınırlarını hayatına ucundan kıyısından giren insanlar da genişletmez mi kıymetli a.a.?
mesudum sizi bilmiyor ama yazdıklarınızı okuyor olmaktan.

a.a. kimliğini sormuyorum, hatta hatırlarsanız onu da size ben takmıştım. ama yine de biraz ipucu verseniz "derinliklerinizle" ilgili fena olmaz:)

sevgiyle...

TalismanDiyette dedi ki...

Ama "derinlikleriyle oynanmasını" sevenler de vardır.. O kadar olumsuz gelmiyor bana.. Yani birinin derinliği ile oynayarak ona iyilik edebilirsiniz.

disconnectus erectus dedi ki...

daha pek yakın, derinlikleriyle oynamış/oynanmış biri olarak, reklam olarak görmeyiniz lütfen, ben de tam şuncağızları karalamıştım, o korkunç anların birinde.
http://wearenoone.blogspot.com/2007/11/kendime-bir-trajedi-yazar-aryorum.html

lhyfae dedi ki...

Dunyaca cok korkaklastik,suphecilestik.Derinlere inmiyor, derinliklerimize inilmesine izin vermiyoruz.Negatif sonlara mi alismisiz ne, kisisel alanimiza buyur ettigimiz insanlarin sayisi 5'i gecmiyor gibi.Cok genelledim ama bu da benim yasadiklarim ve gorduklerimin sonucu olsa gerek.

"butunuyle kuskudayiz"
Sizofrengi

kafcamus dedi ki...

değerli talisman,

ben doğrusu hiç böyle bakmamıştım. mümkün tabii. ama o derinlikleriyle oynadığımız, bir gün dönüp de "benim kimyamı bozdun ulen" derse, bütün o "oynaşmalar" hikayeyse ne olacak:)

kafcamus dedi ki...

d.e. kardeşim,

link eksik çıkmış. sonra ben tamamını göndereyim dedim, sanırım adres çok uzun olduğundan hepsi çıkmıyor. şöyle yapmak en iyisi herhalde:
http://wearenoone.blogspot.com/
(12 kasım)

kafcamus dedi ki...

sevgili lhyfae,

bilmem ki, kuşkuyla çok ilgisi var mı bunun? daha ziyade "kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma"ya yakın duruyor sanki. sana kendini açmış, "derinliklerine baktırmış" biriyle dalga geçmek, bi takım hıyarlıklar yapmak, üstelik başka biri gibi gözükürken mesela, insanın dünyaya, insanlara dair tahayyülünü karartıcı bir şey değil mi?

Nisa dedi ki...

Ben şöyle diyorum üstadın izniyle:
İnsan oyun hamuru değildir, öyle kafana estiği gibi eğip bükemezsin. Yaparsın, kudretin yeter ama yapmasan keşke. ve o simidi yiyemeyesin mesela, en basitinden.
En.

lhyfae dedi ki...

Kafcamus,

sana kendini açmış, "derinliklerine baktırmış" biriyle dalga geçmek, bi takım hıyarlıklar yapmak, üstelik başka biri gibi gözükürken mesela, insanın dünyaya, insanlara dair tahayyülünü karartıcı bir şey değil mi?

demissin.
iste benim bahsettigim supheciligin, kuskuculugun sebebi de insan hayatinda bu orneklerden bir suru olmasiyla alakaliydi.

TalismanDiyette dedi ki...

Ben "Suskunlar"ı aldım. Lalalalala (sevinme efekti :))

pudra dedi ki...

Bunların hepsinin 'bilebilmek' ile alakalı olduğunu büşünüyorum.Bir şekilde temas ettiğimiz insanlar üzerindeki etkilerimizin ne derecede olduğunu anlayabilmek,derecelendirip sonrasında simit yiyebilmek için önce kendimizi,kendi derinliğimizi bilmeliyiz.Kendi derinliğini idrak edip korkan-çünkü korkması gerekir- bir insan zaten derinliklerle oynama konusunda tecrübe etmemiş olsa da -türevi bir durumu- sütten ağzı yanmış,yoğurdu üfleyerek yemeye çalışan kişi dikkatinde olacaktır.
Saygılar.

kafcamus dedi ki...

pudra hoşgeldin tabii öncelikle,

"önce kendimize bakalım" diyorsun ki esasında kendimize az bakmaktan ya da yanlış bakmaktan kaynaklanıyor belki de sorun işte. mesela birisine dair bu kadar yanılabilmenin başka izahını bulmak zor. sonuçta dikkat, "kendimiz" derken bahsettiğimiz "o"nun da bir "kendiliği" var. neyse bu biraz karışık oldu:)

lakin iskender konusunda olduğu gibi simit meselesinde de iddialıyım, konstantiniye simidi angara'nınkiyle boy ölçüşemez...

Adsız dedi ki...

Fikir teatisi bir harika olmus!

pudra dedi ki...

işte bahsettiğim kendini bilmek de her yönüyle kişinin kendisini bilmesi,öğrenmesi ve kabullenmesi demek oluyor.insanlar genelde kendime döndüm,içime baktım,hayatımın anlamını sorguladım ahkamı keserken sadece meziyetlerini farkedebilmekle kalmış bunun getirdiği yüksek serotonin ile rehavetin kucağında daha derinlere sondaj yapma fikrinden caymıştır.
çünkü olumlu olan tatlıdır sıcaktır.derinler bilindiği gibi daha soğuk,daha tehlikeli,daha acı ve daha karmaşıktır.
böyle olunca yine mükemmeliyetçiliğin devreye girdiği noktada insan her bir zerresini anlaya-bilmiş- olmalı ki başkasının derinliğine müdahale edebilmenin kendisine lüks olup olmadığını idrak edebilsin.
ek olarak hoşbulduk.yazdıklarınızı okumak ve yazılarınıza istinaden yorum yapmak çok keyifli.teşekkürler bu sebeple.

sherlotte holmes dedi ki...

aslında başka bi şey yazacaktım ama yorumları okuyunca, fikir teatisine takılınca unuttum...
neyse...


ben kendime baktım diyen kimseden kendine övgü duymadım... sanırım ben mutsuzlar diyarında yaşıyorum... aslında sanmıyorum da, biliyorum...

insanın kendi içine düşmesi kadar ürkütücü bi şey yok buralarda. tüm hataları, geçmişin tüm pisliğini, tüm sırları, üstü açılmamış akları, abuk subuk tutkuları, utançları, kederleri, özlemleri hepsini en iyi ve bir tek sen bilirsin. bu yüzden kendi içine inmezsin mesela, çok çok itilebilir, düşürülebilirsin. kendiliğinden yani merdivenlerden iniyorsan da kendine..bak tamam ona diyecek bir şeyim yok...
demek ki çok cesursun...

not: ne dediğimi benden başka anlayan çıkarsa ona tazecik ankara simidi postalıyorum... cidden...

kafcamus dedi ki...

fikir teatisini beğenen muhterem "isimsiz",

tekrar bir şey yazacak olursanız kendinize kıymetli a.a. gibi bir imza bulmanızı rica edebilir miyim?

kafcamus dedi ki...

kıymetli pudra ve sherlotte ikinize birden diyeyim diyeceğimi daha doğrusu başkasının bir dediğini. bunu aslında daha önce bir yerlere daha yazdım sanki hatırlamıyorum ama pek severim, cenk taner'in lafıdır: "kim gerçekten bakabilmiş ki içine?"

şimdi özele geçelim:
pudra,
biz teşekkür ederiz ne demek. [bu da böyle gider zaten:)]

sherlotte,
adresi bilahere ileteyim tabii:)

pudra dedi ki...

bazı insanlar çok inatçıdır.kendileriyle alakalı olan,bir şekilde kendilerinin neden olduğu şeylerde vazgeçmek istemezler.
bu gibi insanlar içlerine baktıklarında gördükleri o kaostan korkmaları gerektiğini bildikleri halde,inat edip,vazgeçmiş olmamak için merdivenleri inmeye devam ederler.
bahsettiğim inat tehlikeli sonuçlar doğurabilecek türden inat oluyor.
ve evet maalesef bunu öz iradesi ile yapan,attığı adımlar uğruna geri adım atmaya yeltenmeyen bu yüzden de bol bol kanayan,burulan insanlar da mevcut.
1/2 oranında kendimi bile dahil edebilirim bu gereksiz keçi inadını sürdürüşlere.

sherlotte holmes dedi ki...

sayın pudra

ben 1/2 değil bildiğiniz bütün bir "1" ile dahil olabilirim dediklerinize. yıllardır bitiremedim o basamakları, daha derin, daha karanlık bir yer var mı bilmiyorum...

ama ben tek deli olduğumu sanıyordum. zira böyle bi cesaretin akıllı işi olacağını iddia etmek de ne kadar doğru olur bilemiyorum...

kafcamus: ne demek, tabii..

metin dedi ki...

Değerli Kafcamus,

"ama o derinlikleriyle oynadığımız, bir gün dönüp de "benim kimyamı bozdun ulen" derse, bütün o "oynaşmalar" hikayeyse ne olacak:)" demişsiniz. Ben bunu bire bir yaşadım. Derinliklerimle oynandı ve ben de öyle dedim. Herşey hikayeydi. Belgelere geçsin!

Adsız dedi ki...

yahu o benim...
o isimsiz...
a.a. ben...
:)

kafcamus dedi ki...

metin bey kardeşim,

durum kayıt altına alınmıştır. o oynaşanın ayıbıyla yüzleşmesi için bir google araması yeterlidir... yani umarım bir şekilde çıkıyoruzdur (nitekim bunu yazınca test ettik "başkasının derinlikleriyle oynama" yazınca çıkıyoruz evet).

kafcamus dedi ki...

ama a.a. işte imzanızı çakmayınca şaşırdık yahu...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...