07 Mayıs 2010

uzun cüzdan


cırtcırtlı tabir ettiğimiz kırmızı, bezden, üzerinde benotton yazan cüzdanı hazırlığa başladığımda eso cebime sokmuştu. o cüzdan, bir okul kırması sırasında, o zamanlar atari salonları var hey gidi günler, "continue? insert coin in 10 seconds" koşturmacası sırasında, "amannn oyun gitmeden yeni jeton atayım"a kurban gitmiş, tunalı'daki bir ataricide kalmıştı. sözde alman kültür'de geçirdiğim uzun saatlerin ardından eve dönerken yokluğunu fark etmiş, eve ne diyecem diye düşünmeye başlamıştım ki, buna pek gerek olmadığını da anladım. olaylar arasında bağlantı kurmaktaki hız konusundaki yeteneğiminin serpilme aşamaları o ana dayanır, yalandan döktüğüm gözyaşlarımı sabırla karşılayan eso'nun "sen bugün nerelere gitmiş olabilirsin? bi düşün bakalım" sorusunu duyunca anlamıştım baltayı taşa vurduğumuzu: ataricide cüzdanımı bulan bir camcı, cüzdandaki karttan yola çıkıp eve ulaşmış, bizim sözde alman kültür'de olduğumuz saatler boşa çıkmıştı.

o cüzdanla vedalaşmamın orta 2'ye dayandığını hatırlıyorum. bir çekmecede esbank'tan bir şekilde eşantiyon gelen, esasen çek defteri taşımak için kullanılan cüzdanı bulduğum gün, "ahanda budur" deyip uzun cüzdanlar dünyasına adım attım. o da bizi nereden baksan lise 2'ye kadar taşıdı. o günden beri iki defa değiştirsem de pantalonumun arka cebinde duran tergan marka uzun cüzdandan başka cüzdan kullanmadım, kullanmayı düşünmem (heyhat, internet sitelerine girdim baktım, bizim modelden artık yapmıyorlar mıdır nedir? gerçi, bir uzun cüzdan fotoğrafı bile bulamadık doğru dürüst o da ayrı).

bir tür iyi insan sıfatıyla "cüzdanınız düşecek" diyenlere "düşmez" deyişimden çok, "sağolun" demişliğim çoktur; "çekerler" diyenlere, "sağolun"dan çok "çekemezler". çünkü düşmez, çünkü çekemezler. zaten cüzdanda para da taşımam... o cüzdanın oradan düşebileceğini, çekilebileceğini hesaplayanlan "iyilikseverlerin" akıllarının bir köşesinden hep "düşse de alsam", "çeksem de görse gününü" fikrini geçirdiklerine inanırım. cüzdanımla ilgili konuşanlardan pek hoşlananmam...

2 yorum:

mishi dedi ki...

çocukken iki şeye özendim, cüzdanla saate. Adam olmak istiyordum herhalde. Beş yıldır cüzdan 10 yıldır saat kullanmıyorum. Ama cebimden esnaf misali çıkardığım buruşuk paraları da gerçek esnafa vermeye utanıyorum. Saati merak edince de cep telefonuna bakmaya sıkılıyorum gayrı.

cüzdanla barışmam zor da, ilk saatini yazsana, bak onu merak ettim (eski sevgilim saate dönüp dönmemeyi düşünüyorum halen.)

kafcamus dedi ki...

azizim mishi,

saat güzeldir, hele ki sevdiğin bir saatse, daha da güzeldir. sana borcum olsun saat yazısı o vakit.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...