bindiğim arabalar içinde en çok mitsubishi galant'ın ('88 falan olmalı) iki koltuğunun arasına oturmayı sevdim ben; iki bacağımı iki koltuğun arasına sokup çoğu zaman kafamı direksiyondaki pederimin koltuğuna yaslayıp yolu seyrederdim. en çok gece yolda olmayı severdim o arabayla; arada sırada karşıdan gelen arabaların farları, hep arabanın altında kayboluşlarını seyrettiğim asfalt çizgileri, uzaklardan görülen şehirlerin, köylerin ışıkları, "şuraya şu kadar kilometre var" diyen levhalar... koyu yeşil bir arabaydı.
halbuki babam o kadar sevmez ahmet kaya'yı ama o arabada ahmet kaya'nın "iyimser bir gül: adı bahtiyar" kaseti çok çaldı. pek severdim, hala da en iyi albümüdür diyebilirim gönül rahatlığıyla. "kardelenler açınca" -o zaman adını bilmezdim- başlayınca çok acayip hissederdim kendimi. o girişteki şiir hiçbir yere gitmedi aklımdan bunca zamandır ("bayrakları göndere çeken çocuklar" deyişi, "bir gelin parmağıyla deşer rahmini" deyişi, "satarsın ulan satarsınnn" deyişi). şarkının kendisi de ayrıca şahanedir zaten. şiir orhan kotan'ınmış, şarkının sözleri yusuf hayaloğlu'nun, müzik ahmet kaya. özel bir ilgim olduğu söylenemez hayaloğlu'na ama işte öldü ya, bu da bir nevi o yeşil mitsubishi galant'a, o küçükken geçtiğimiz yollara saygı duruşu olsun.
ahmet kaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahmet kaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
04 Mart 2009
27 Temmuz 2007
"gözüm"
şuna dikkat isterim: Ahmet Kaya özellikle ilk dönem şarkılarını söylerken çok sahici bir adamdır. haybeye demez "şarabın gazabından kork", "metrisin önü kahveler", "su akar yatağını bulur", "ne sen bulutsun ne de ben yağmur", "zagrep radyosunda lili marlen türküsü", "bir ince hesabı görecek adam", "kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi çocukça sevdiği çiçeği sularken", "güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı" diye. gece gece dinleyecek bir şey bulamayıp ona dönmemiz çokluk bundandır...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)