<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074</id><updated>2012-01-29T19:51:11.485+02:00</updated><title type='text'>kafcamus</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>253</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-78470537396828079</id><published>2012-01-20T15:03:00.000+02:00</published><updated>2012-01-20T15:03:41.076+02:00</updated><title type='text'>futbolcunun kaderi yoldur</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-KRA5AaJvaYA/TxlkInXR5GI/AAAAAAAABH0/2CUH_kZtuQU/s1600/kesanoto.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="222" width="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-KRA5AaJvaYA/TxlkInXR5GI/AAAAAAAABH0/2CUH_kZtuQU/s320/kesanoto.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;geçenlerde Keşanspor'un &lt;a href="http://www.cnnturk.com/2012/turkiye/01/07/kesanspor.araci.kaza.yapti.2.olu/643780.0/"&gt;yaptığı kazadan&lt;/a&gt; sonra aklıma geldi 2005'te Birgün'e yazdığım bu yazı. aradım taradım, buldum. Samsunspor'un 20 Ocak 1989'da geçirdiği kazayı düşünerek yazmışım esasen ama neticede futbolcular yollarda olmaya devam ettikleri sürece güncelliği vardır... &lt;/i&gt;&lt;br /&gt;------------------------------&lt;br /&gt;FUTBOLCUNUN KADERİ YOLDUR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerinde neredeyse hiç durulmamış bir konu değil mi; futbolcu-yol ilişkisi, futbolcunun yolla ilişkisi! Oysa futbolcu çoğu zaman gidendir. Duran değildir. Kalan değildir. Kalan olduğu zaman “bayrak” olur; “bayrak futbolcu” olur. Lâkin, bayrak futbolcu dahi günün birinde takımı bırakıp gitmek zorunda kalır. Hatırlayan ya olur, ya olmaz…   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolcunun kaderi yoldur. Her futbolcu kalmak ister ama öyle ya da böyle o yola çıkılacak, o başka yerlere gidilecektir. Kaçarı yoktur ki: Bir takım, bütün maçlarını kendi evinde oynayamaz! Üstelik yol, deplasman kavramı ortaya çıkmadan önce de vardır, sonra da olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulaşım araçları futbolcunun ikinci evi falan değildir. Ulaşım araçları, futbolcunun azabıdır. Uçak hızlısıdır, konforlusudur. En cafcaflısı, belki en afilisidir. En rahatıdır. Ama uçağın bile o kadar da kısaltamayacağı yollar çıkabilir futbolcunun karşısına. Gemi, bir zamanların Dünya Kupalarına katılma aracıdır; güvertelerinde antrenmanların yapıldığı. Ama sadece bir zamanlar… Deplasmana gitmek için gemi kullanan takım var mı artık? Sicilya’nın burnundaki pembe-siyah Palermo’ya nasıl gider mesela İtalyan takımları? Gemi öyledir de peki tren? Deplasmana trenle gitse bir takım, uğurlansa garlardan… Diğer yandan bir şehre trenle girmek, içinden tren geçen bir şehre bakmak; biraz, az da olsa, kendine de bakmaktır. Otobüs ise artık vazgeçilmezdir. Garip, çok da izah edilemez bir mesafe sokar yolla, giden arasına. Otobüs artık futbolcunun vazgeçilmezidir. Futbolcunun “ruhi yorgunluğu”dur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her durumda futbolcu çokluk yolla hemhal olmamıştır. Olduğu yerde uzun kalmak ister. Giderse, gidebilirse, yine yolu düşünmek istemez. Yine yola çıkmak istemez. Ama yol, çağırır. Belki de çağıran, futbolcunun futbolcu olurken yaptığı seçimdir; bizzat futbolcu olmak halidir: Bir takım, birçok maçını deplasmanda oynayacaktır! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/--Yt0p7XcAWU/TxlkWeJ4iaI/AAAAAAAABIA/ONSd8YA62zc/s1600/soccer.JPG" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="234" width="320" src="http://1.bp.blogspot.com/--Yt0p7XcAWU/TxlkWeJ4iaI/AAAAAAAABIA/ONSd8YA62zc/s320/soccer.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Futbolcunun kaderi çokluk yoldadır. Futbolcu yol üzerine düşünür mü, bilinmez. “Yol üzerine düşünmek gerekli midir?”, bu da sorulabilir. Yola çıkan yolu mu düşünmeli, varacağı yeri mi, hiçbirini mi?...  &lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;“Samsunspor tarihinde acı dolu anılar da bulunmaktadır. 1989 yılında yaşanan bir trafik kazası bunun en büyük örneğidir. Samsunspor kafilesi 20 Ocak 1989 tarihinde Malatyaspor-Samsunspor 1.Lig maçına giderken Havza ilçesinde kafileyi taşıyan kulüp otobüsü bir kamyonla çarpıştı. Kaza sonucunda teknik direktörümüz Nuri Asan ile futbolcularımız Mete Adanır, Muzaffer Badaloğlu ile Tomiç Zoran, otobüs şoförü Asım Özkan hayatını kaybetti. Bu acı kazada Yüksel Özan, Emin Kar, Erol Dinler, Şanver Öymen, Kasım Çıkla ile Yüksel Öğüten, malzemecimiz Halil Albayrak ağır şekilde yaralandı. Emin Kar, Erol Dinler ve Yüksel Öğüten futbola veda etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu trafik kazasından dolayı Samsunspor 1. Lig'de 1988-1989 futbol sezonuna devam edemedi. 1989-1990 futbol sezonunda yeniden 1. Lig'de oynamaya başlayan Samsunspor kadrosunun dağılması nedeniyle başarılı olamadı ve 2. Lig'e düştü. Bu trafik kazasından sonra Kırmızı Beyaz olan forma renklerine bir de kazanın sembolü olan Siyah renk eklenerek kulübün renkleri Kırmızı, Beyaz ve Siyah olmuştur”. (www.samsun1965.com’dan)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-78470537396828079?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/78470537396828079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=78470537396828079' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/78470537396828079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/78470537396828079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2012/01/futbolcunun-kaderi-yoldur.html' title='futbolcunun kaderi yoldur'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-KRA5AaJvaYA/TxlkInXR5GI/AAAAAAAABH0/2CUH_kZtuQU/s72-c/kesanoto.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-3910439150363161013</id><published>2011-12-04T23:23:00.000+02:00</published><updated>2011-12-04T23:23:20.650+02:00</updated><title type='text'>Kitabi: 06.XI.2010 - 06.XI.2011</title><content type='html'>&lt;li&gt;&lt;a href="http://kirmizikedikitap.com/tanim.asp?sid=V0N8QMMK4B1RVWLTUSDK"&gt;Genç Bir Romancının İtirafları&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Umberto Eco &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.domingo.com.tr/?products=film-kulubu"&gt;Film Kulübü&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;David Gilmour &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/kambur-281.aspx"&gt;Kambur&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Şule Gürbüz&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/sinek-%C4%B1s%C4%B1r%C4%B1klar%C4%B1n%C4%B1n-m%C3%BCellifi-1768.aspx"&gt;Sinek Isırıklarının Müellifi&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Barış Bıçakçı&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap-rifat-bey-neden-kasiniyor-aziz-nesin-nesin-vakfi-yayinlari.htm"&gt;Rıfat Bey Neden Kaşınıyor?&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Aziz Nesin&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/21-y%C3%BCzy%C4%B1lda-%C3%A7in-1722.aspx"&gt;21. Yüzyılda Çin&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Jeffrey N. Wasserstrom&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/santrforun-r%C3%BCyas%C4%B1-1364.aspx"&gt;Santrforun Rüyası&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;László Darvasi&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.nadirkitap.com/anarsiyi-komunistler-cikariyor-basbakanlikca-hazirlanan-beyaz-kitap-kitap345787.html"&gt;Anarşiyi Komünistler Çıkarıyor&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Başbakanlık-Beyaz Kitap &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.kitapyayinevi.com/ayrinti.asp?Id=123&amp;kId=7"&gt;Gümüş Domuzların Esrarı&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Lindsey Davis &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://profilkitap.com/book.php?id=321"&gt;Kuşatma&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;İsmail Kadare&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/fa%C5%9Fizmler-1688.aspx"&gt;Faşizmler&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Henri Michel&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/masumlar-1701.aspx"&gt;Masumlar&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Burhan Sönmez&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/solaris-471.aspx"&gt;Solaris&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Stanislaw Lem&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/liceden-parise-an%C4%B1lar%C4%B1m-1638.aspx"&gt;Lice’den Paris’e Anılarım&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Tarık Ziya Ekinci&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.zerobooksonline.com/tr/product_details.asp?cat=&amp;subcat=&amp;product=5042"&gt;Türkiye İşçi Partisi Olaylar-Belgeler-Yorumlar(1961-1971)&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Nebil Varuy &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/umuttan-yalnizliga-turkiye-isci-partisi-1961-1971-artun-unsal/tanim.asp?sid=GP6Y2N137Y0YLPRK0ED9"&gt;Umuttan Yalnızlığa Türkiye İşçi Partisi 1961-1971&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Artun Üsal&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/kedi-hikayeleri-julia-bachstein/tanim.asp?sid=HLSLG5TJJH3HYVD37SV6"&gt;Kedi Hikâyeleri&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;der. Julia Bachstein&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/gizli-ajan-1645.aspx"&gt;Gizli Ajan&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Joseph Conrad&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/futbol-asla-sadece-futbol-degildir-simon-kuper/tanim.asp?sid=SGP5V7IWPF6L5ZBVEPF2"&gt;Futbol Asla Sadece Futbol Değildir&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Simon Kuper &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap-camus-baskaldiran-insan-pierre-louis-rey-yapi-kredi-yayinlari.htm"&gt;Camus: Başkaldıran İnsan&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Pierre-Louis Rey &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/terorizm-efsanesi-alexander-george/tanim.asp?sid=UAEQ0YTDPE8EHYKPIUTW"&gt;Terörizm Efsanesi&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Alexander George-Edward S. Herman-Gerry O'Sullivan-Noam Chomsky &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap-ajax-barcelona-cruyff-dikkafali-bir-maestronun-abcsi-frits-barend-henk-van-dorp-ithaki-yayinlari.htm"&gt;Ajax, Barcelona, Cruyff-Dikkafalı Bir Maestronun ABC'si&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Henk Van Dorp-Frits Barend &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/gizli-emir-melih-cevdet-anday/tanim.asp?sid=F6PL4JFRPG3RI4PHT1E7"&gt;Gizli Emir&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Melih Cevdet Anday &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;- Ajax, Barcelona, Cruyff-Dikkafalı Bir Maestronun ABC'si&lt;br /&gt;- Futbol Asla Sadece Futbol Değildir&lt;br /&gt;- Gizli Ajans&lt;br /&gt;- Kuşatma&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-3910439150363161013?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/3910439150363161013/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=3910439150363161013' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3910439150363161013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3910439150363161013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2011/12/kitabi-06xi2010-06xi2011.html' title='Kitabi: 06.XI.2010 - 06.XI.2011'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-6069866664476915977</id><published>2011-11-21T18:45:00.001+02:00</published><updated>2011-11-21T18:47:32.885+02:00</updated><title type='text'>kitabın fuarı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-OmURXo_sk7E/Tsp588MXEhI/AAAAAAAABGc/UABGLNkq6bY/s1600/20112011190.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="320" width="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-OmURXo_sk7E/Tsp588MXEhI/AAAAAAAABGc/UABGLNkq6bY/s320/20112011190.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;neticede TÜYAP'ın verdiği boyna asılan tanıtım kartlarından birini daha yatak odasının kapısının koluna astık; kitap fuarı bitti. kısa kısa notlar olsun:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;b&gt;uzaklık&lt;/b&gt;: fuarın ziyaretçilerinden tekirdağ mehmet akif ersoy ilköğretim okulu'na teşekkür etmek lazım. ve fakat elbette onlara çok daha yakın bir yerde kitap fuarı. "uzaklık", ulaşım zorluğu herkeslerin dilinde. nasıl olmasın? fuara 4 saatte gelen insanlar gördü bu gözler. her gün gitmek zorunda olmasam ben gider miydim ki fuara? ferah ferah "evet" yanıtı veremiyorum. ha ama, bu kadar çok yayınevini daha merkezi bir yerde toplayabilecek bir mekan var mı, onu da bilmiyorum doğrusu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;b&gt;çocuklar meselesi&lt;/b&gt;: &lt;a href="http://www.istanbulkitapfuari.com/"&gt;diyorlar ki&lt;/a&gt;, "30. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı 20 Kasım 2011 Pazar akşamı saat 19.00'da 415 bin okurun ziyaretiyle sona erdi." muhtemelen rakam, girişteki turnikelerin dönüş sayısıyla bulunuyor. iyi de, okul gezisiyle gelip, hafta içinde fuarı istila eden çocuklar da o turnikeleri döndürüyor tabii! dolasıyla TÜYAP'ın ince bir "trick"i var burada. çocuklar elbette gelsinler, elbette gezsinler de şunu da itiraf etmek gerek, fuar katılımcılarının yarısından çoğunu belki de onlar oluşturuyor. okullar gidince, ortalığın "tatar çölü"ne dönüşmesi nedensiz değil yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;b&gt;organizasyon&lt;/b&gt;: bırak öyle levha falan koymayı, 10 gün boyunca sigara içilen alanın kapısına A4 kağıda yazılmış basit bir "çıkış yandan" yazısı asmayan TÜYAP için iyi organizasyoncu diyecek halimiz yok herhalde. 10 gün boyunca millet fuardan çıkıyorum diye sigara içilen alana dalmaktan, sigara içenler "çıkış yandan" demekten bir hal oldu. bir de tabii, sürekli "şu yayınevi nerede" diye soran vatandaşla muhatap olmak var. girişe 5 lira almayı biliyorsun, girerken vatandaşın eline bir yerleşim planı vermeyi bilmiyorsun TÜYAP.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;b&gt;"çocuklar okuyor" masalı&lt;/b&gt;: bu eğitim sistemiyle, bu çocuklardan, gençlerden bir şey olmayacağına artık inancım tam. birincisi, kitapla ilişki kurmayı bilmiyorlar (üç-beş istisnayı ayırıyoruz elbet). buna da bağlı olarak ikincisi, analitik zeka diye bir şey yok; bir kitap nasıl aranır, bir kitap nasıl seçilir, kendi ruhuna uygun olan kitap nasıl bulunur bunların hiçbiri de yok. ha, ilerde olur mu? umut da yok doğrusu. sevgi soysal (ki severim) alan, hasan ali toptaş'ları (ki sevmem) okuyan, kitapları sahici bir merakla karıştıran o iki liseli kıza büyük indirim yapıp, kitap hediye etmem ondan; koskoca fuarda heyecan uyandıracak başka hiçbir şey yoktu ki çocuklar/gençler bağlamında.     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-NDOELXfTv3Y/Tsp7uvhBTsI/AAAAAAAABGo/DcGMxt2j-uQ/s1600/20112011163.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="240" width="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-NDOELXfTv3Y/Tsp7uvhBTsI/AAAAAAAABGo/DcGMxt2j-uQ/s320/20112011163.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;- &lt;b&gt;katılım&lt;/b&gt;: okulla gelenleri koyduk bir kenara, bu sene geçen senelere göre çok daha azdı katılım. hangi akla hizmet taksim'den servis otobüsleri kaldırıldı bilmiyorum ben şahsen. onlar olsaydı iş çok mu değişirdi, çok değişmezdi belki ama bir etkisi olurdu herhalde. şimdi kapının önüne gelecek metrobüse bel bağlamış durumdalar sanırım. çok mu değişir? belki bir etkisi olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;b&gt;"kamulaştırma"&lt;/b&gt;: hırsızlık için "kitap hırsızlığı masumdur" gibi bir şey demeyeceğim ama nispeten anlayabilirim. fakat anlayamadığım, ulan yakalanmışsın, efendi gibi kitabı vereceğine tartışmaya girmen, dayılanman, artistlik yapman. gel, "şunu okumak istiyorum, param yok" de, ikna et, biz sana o kitabı verelim (nitekim verdim). ama biliyoruz, sağda solda "şuradan, şu kadar kitap çıkardım" diye artistlik yapıyorsun, o kitapları okumuyorsun kimini bir köşeye atıyorsun kimini satıyorsun kiminin korsanını yapıyorsun. yapma bunu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;b&gt;"ben tek, siz hepiniz"&lt;/b&gt;: bunlar her fuarda yer alan insanlar. benim ilgimi çok çekiyorlar ama basmakalıp fuar haberi yapmaktan; "uzaklık nasıl?" diye sorup "ay çok uzak" yanıtı almaktan; "katılım nasıl?" diye sorup, "ay azzz yaaa" yanıtı almaktan başka bir habercilik bilmedikleri anlaşılan gazetecilerin ilgisini nasıl oluyor da hiç çekmiyor anlamıyorum. adam, kimsenin uğramadığı standında 10 gün boyunca sabahtan akşama oturuyor, kendi imkanlarıyla bastığı kitaplarına bakıp duruyor, devasa indirimler yapıyor, bir gazeteci de gidip "hacı napan ya?" diye sormuyor. seneye de kimse sormazsa ben yapacağım bu haberi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;b&gt;kişisel&lt;/b&gt;: dizlerim tutmadı, başım ağrıdı, her gün sabahın köründe kalkıp oraya gidip gecenin yarısı eve geldik falan ama severim fuarları. senin oturup yaptığın, bir cümlenin anlamını doğru vermek için uğraşıp durduğun kitapları alan insanlar kanlı canlı karşında oluyor işte. "masumiyet müzesi"ni değil "mezuniyet müzesi"ni soruyor; "yaban"ın devamını arıyor; "bu kitap yakışmamış size" diyor; "ben de yazarım, gelsem siz orada mısınız" diyor, diyor da diyor... üstelik bu sene 60 civarı kitap almışım fuardan; her birini severek, isteyrek, verdiğim paraya zerre acımayarak. kitaba verdiği paraya acıyan bizden değildir zaten...    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;i&gt;reklam kabilinden "kişisel"e not&lt;/i&gt;: "abi neden yazmıyorsun artık pek seviyorduk" diyen de oldu, bir "büyük" yazar kitaplarını imzalarken "biz esas seninle tanışalım abi, senin kitap ne zaman çıkacak" diyen de, stantta dururken tanıyan da oldu, standları gezerken tanıyan da... "şöyleyim, böyleyim" demek için yazmıyorum bunu, yazıya bir kez daha iman ettiğimi söylemek için yazıyorum esasen... yazının beni mutlu ettiğini söylemek için...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-6069866664476915977?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/6069866664476915977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=6069866664476915977' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6069866664476915977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6069866664476915977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2011/11/kitabn-fuar.html' title='kitabın fuarı'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-OmURXo_sk7E/Tsp588MXEhI/AAAAAAAABGc/UABGLNkq6bY/s72-c/20112011190.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-583026750242649972</id><published>2011-10-09T12:40:00.002+03:00</published><updated>2011-10-09T12:40:43.986+03:00</updated><title type='text'>ernestito</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-0cL_54VBet4/TpFsDgHjxnI/AAAAAAAABEU/Lo6rOlk7yJk/s1600/ernestito%2Bche.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="320" width="178" src="http://1.bp.blogspot.com/-0cL_54VBet4/TpFsDgHjxnI/AAAAAAAABEU/Lo6rOlk7yJk/s320/ernestito%2Bche.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ernesto Che Guevara 9 Ekim 1967 günü öldürüldü. 39 yaşındaydı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-583026750242649972?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/583026750242649972/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=583026750242649972' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/583026750242649972'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/583026750242649972'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2011/10/ernestito_09.html' title='ernestito'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-0cL_54VBet4/TpFsDgHjxnI/AAAAAAAABEU/Lo6rOlk7yJk/s72-c/ernestito%2Bche.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-8120951265723548562</id><published>2011-09-23T17:41:00.001+03:00</published><updated>2011-09-23T17:41:51.483+03:00</updated><title type='text'>DEPRESYON YEŞİL SAHAYA İNERSE…</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;10 Ağustos 2003… 2003-04 sezonu açılış maçı… Şükrü Saracoğlu Stadı’nda şampiyonluk adayı Fenerbahçe’nin rakibi “zayıf” İstanbulspor. Yaptığı transferlerle takımı iyice güçlendiren Fenerbahçe’nin kalesinde büyük umutlarla Türkiye’ye getirilen bir Alman var: Barcelona’dan kiralanan Robert Enke. Ancak evdeki hesap çarşıya uymuyor; Fenerbahçe için coşkuyla başlayan maç hüzünle sona eriyor, şans verilmeyen İstanbulspor rakibini 3-0 yenmeyi başarıyor. Günah keçisi belli: Hatalı goller yiyen Enke. Üç gün sonra sözleşmesi feshedilen Alman futbolcu böylece “ligde en az oynayan yabancı oyuncu” olarak tarihe geçip ülkesine dönüyor. Yaşadığı bu büyük başarısızlık, onca zamanın birikimini de açığa çıkarınca 1977 doğumlu futbolcu depresyon tedavisi görmeye başlıyor. Kariyerinde belli bir düzelmeyi yakalamışken 2006’da 2 yaşındaki kızının ölümüyle sarsılan Enke bir kez daha depresif ruh haline kapılıyor. Son olarak evlatlık edindikleri kızlarının da ellerinden alınacağından korkan Alman kaleci 2009’da kendisini bir trenin altına atarak adeta bıçak sırtında devam eden hayatını noktalıyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-qHBvTHxGPpM/Tnyaa3jUWKI/AAAAAAAABEA/Evg8ruBDCV4/s1600/Thousands%252BAttend%252BRobert%252BEnke%252BFuneral%252BService%252BdGj7DLl86Zjl.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://1.bp.blogspot.com/-qHBvTHxGPpM/Tnyaa3jUWKI/AAAAAAAABEA/Evg8ruBDCV4/s320/Thousands%252BAttend%252BRobert%252BEnke%252BFuneral%252BService%252BdGj7DLl86Zjl.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Enke örneği, günümüzün “gladyatörleri” olarak değerlendirilebilecek futbolcuların yaşadığı depresyon halinin varabileceği en tatsız noktayı gösteriyor belki de. Ne var ki, tek örnek değil: Bayern Münih’li yetenekli oyuncu Sebastian Deisler girdiği depresyondan bir türlü kurtulamaması nedeniyle futbolu bırakmak zorunda kaldığında 27 yaşındaydı, halen Bursaspor’da oynayan Ivan Ergiç de depresyon tedavisi için bir klinikte yatan oyunculardan, eşini kaybeden eski Fenerbahçeli futbolcu Deniz Barış da “o dönemde depresyona girdim” diyenlerden. Listeyi uzatmak mümkün. Yoğun maç trafiği içinde sürekli başarılı olmaya konsantre olan, buna zorlanan; taraftar, yönetim, medya baskısını sırtlanmak zorunda kalan; neredeyse özel hayatı kalmayan gencecik çocuklardan söz ediyoruz neticede. Üstelik toplumun psikiyatrik sorunlara nasıl yaklaştığını az çok bilmiyor muyuz? &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Kendisiyle yapılan bir röportajda Ergiç futbolcunun “gladyatör” yüzünü net şekilde anlatıyor: “Başlangıçta, profesyonel sporcuların üzerindeki baskıdan sıyrılamıyordum. Depresyona da bu nedenle girdiğime inanıyorum. (…) Profesyonel futbol dünyasında, eşcinselliğe nasıl bakılıyorsa psikiyatrik hastalıklara da öyle bakılıyor. Bu konuya bir tabu gibi yaklaşılıyor. Bu duruma düşülmemesi gerektiği düşünülüyor. Bunun ardında da, bugün bile futbolun yapısal unsurları arasında yer alan maçoluk var. Futbol, erkeksiliğin ve maçoluğun yeniden üretildiği bir alan. Depresyona girenler, futbol dünyasının profesyonel futbolcular hakkındaki beklentilerine uymuyor; zayıf görünmemek gerekiyor.” Çünkü zayıf gözükmek demek takımdaki yerini, taraftarın gözündeki imajını kaybetmek daha da fenası bunları belki de bir daha kazanamamak demek. Bu kaygılar yüzünden dünya algısı yanında oyun algısı da bozulan futbolcu gittikçe “problem adam” haline geliyor; sadece saha dışında değil üstelik, saha içinde de gerek takım arkadaşlarına gerek rakip oyunculara tavrı ve tarzıyla.&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Farkında olalım ya da olmayalım ama kişisel sorunlar yanı sıra teknik adamla, yönetimle, taraftarla, takım arkadaşlarıyla yaşanan sorunlar, geçmek bilmeyen sakatlıklar, başarısız sonuçlar, formsuzluk, adaptasyon sorunları, tribün baskısı, uzun kamp dönemleri… bunların hepsi ve daha fazlası futbolcuları depresyona yatkın bireyler haline getiriyor. Oysa futbolcuyu bir tür makine, bir tür “savaşçı” olarak gören zihniyet onun insani özelliklerini fark etmemeye ne kadar teşne! Hal böyleyken, bu -çoğu zaman- daha ilkgençlik günlerini yaşarken evlerinden, sosyal çevrelerinden kopan adamlara her türlü gerçeklikten koparak veryansın etmek, sövmek adeta “hak” olarak görülüyor. İşin acayibi, futbolun içindeyken bunca saldırıya maruz kalan isimlerin futbolu bırakıp köşe yazarlığına, yorumculuğa başladıklarında kendilerine yapılanları başkalarına yapma düzleminden çıkamamaları herhalde.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Sonuçta depresyon futbolcu da olsan, taraftar da olsan, yönetici de olsan futbol dünyasından çok uzak bir kavram değil. Bununla bir şekilde baş edebilenler olduğu kadar gizli saklı yaşayanlar, yaşadıklarına kendi içinde çözüm arayanlar hatta baş edemeyip futboldan kopanlar var. Her durumda meselenin gelip dayandığı yer, ceza hukukundaki o ünlü sözü deforme edelim (“Suçluyu kazıyın, altından insan çıkar”), futbolun insan unsurunu kazıyınca altından insan çıkacağını unutmamakta! Bir Avrupa Kupası maçında Galatasaray taraftarlarının tribünlere astığı pankart keşke her akıllardan hiç çıkmasa: “Sen tribündeki biz, biz sahadaki sen!”…&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Kıvanç Koçak &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;(&lt;i&gt;Psikeart&lt;/i&gt;, Ocak-Şubat 2011)&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;[Schalke teknik direktörü &lt;b style="font-weight: normal;"&gt;Ralf Rangnick psikolojik nedenlerle &lt;a href="http://www.spiegel.de/sport/fussball/0,1518,788026,00.html"&gt;görevini bıraktı&lt;/a&gt; ya, öyleyse vakti zamanında Psikeart'a yazdığımız bu yazı da &lt;/b&gt;çok zamandır yazmadığım bloga geri dönüş antrenmanı gibi olsun.]  &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-8120951265723548562?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/8120951265723548562/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=8120951265723548562' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8120951265723548562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8120951265723548562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2011/09/depresyon-yesil-sahaya-inerse.html' title='DEPRESYON YEŞİL SAHAYA İNERSE…'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-qHBvTHxGPpM/Tnyaa3jUWKI/AAAAAAAABEA/Evg8ruBDCV4/s72-c/Thousands%252BAttend%252BRobert%252BEnke%252BFuneral%252BService%252BdGj7DLl86Zjl.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-2106109426865849926</id><published>2011-02-09T16:40:00.001+02:00</published><updated>2011-02-09T16:43:29.048+02:00</updated><title type='text'>ukulele ya da almanlıkla sınav</title><content type='html'>1997 yazı. dil kursu diye Münih'e gidilmiş; memleketten ilk defa yurtdışına çıkmanın şaşkınlığı bir yana tüm lise boyunca içli dışlı olunan Alamanları yerinde tetkike başlanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"sayılı gün çabuk geçer" derler, Münih maceramızın sonuna geldiğimiz günlerde, &lt;a href="http://de.wikipedia.org/wiki/Frauenkirche_%28M%C3%BCnchen%29"&gt;Frauenkirche &lt;/a&gt;civarında dolanırken gözüme bir müzik aletleri satan dükkan çarpıyor. vitrine yapışıyorum. kıyıda onu görüyorum; adını bildiğim, yapsını az çok tanıdığım, televizyondan gördüğüm bir müzik aleti (o zamanlar internet alemlerine girmemişim tam manasıyla. zaten hazreti google da yok ortada daha. kütüphaneye gidip bilumum ansiklopedide "ukulele" maddesini arıyorum. Hawaii dilinde &lt;a href="http://hotspotshawaii.com/ukulele.html"&gt;"zıplayan pire"&lt;/a&gt; manasına geldiğini öğreniyorum, "ne la bu" deyip duruyorum). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TVKlWUKT1mI/AAAAAAAABAE/k6Y_PBFplMQ/s1600/ukulele_01.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TVKlWUKT1mI/AAAAAAAABAE/k6Y_PBFplMQ/s320/ukulele_01.jpg" width="213" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;"bu kesin odur" hissiyatıyla içeri dalıp, "vitrindeki ukulele mi?" diyorum. yıllardır aile dükkanının kapısından dışarıya adım atmamış izlenimi veren en az 60 yaşındaki, beyaz saçlı kadın tüm Almanlığıyla evetliyor. fiyatı epey tuzlu. heyhat, nasıl güzel; köprüsünün bitim yerinde banjo misali bir deri kaplaması bile var. pazarlık yapsak? yok. ama teee Türkiye'den geliyorum, 2 gün sonra da döneceğim neredeyse hiç param kalmayacak. yok. yaa lütfen teyze yaaa. yok. kadın Alman. "boşver" diyorum kendi kendime, "kader kısmet. bu para buna verilmez. verilirse 2 gün para harcamaman lazım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"iyi peki madem hayırlı günnner" deyip dükkandan çıkıyorum. Almanlık karşısında yenilgiye uğramış benlik sahibi insan kendisini hem iyi hisseder hem kötü: iyi hisseder çünkü yenildiği esasen bir makinedir; kötü hisseder çünkü "insanlık diye bir şey var yaa" duygusunu üzerinden atamaz. fazla uzun sürmüyor bu karmaşa: "teyyyt" dediğimi düşünerek dalıyorum tekrar dükkana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"tamam, alıyorum" yaşlı kadın gülümsüyor. "çalmayı biliyor musun ki?" diyor, "yok" diyorum. nereden bileceğim yahu, "ukulele"yi onca kafama sokan şey Brian May'den başka şey değil ki: gitara öyle başladığını biliyorum, "&lt;a class="mw-redirect" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Bring_Back_That_Leroy_Brown" title="Bring Back That Leroy Brown"&gt;Bring Back That Leroy Brown&lt;/a&gt;"la &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/A_Night_at_the_Opera_%28Queen_album%29" title="A Night at the Opera (Queen album)"&gt;"Good Company"&lt;/a&gt;de duymuşum, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=AUn3_cdxkT0"&gt;"Too Much Love Will Kill You"&lt;/a&gt; da şahane bir solo atar onu görmüşüm. (3.07'den sonra) "gitar çalıyorsan öğrenirsin çabuk" diyor, "öğrenecem tabii zoruna gitmesin" diyorum, "Grammy'yi aldığım gün yapacağım konuşmada da sizden mutlaka bahsedeceğim ama böyle böyle bi kadın vardı diye" ekliyorum. hamaset! Almanlık kılıfta da indirim yapmayıp, "madem paran yok, Marienplatz'ta iki çalarsın para atarlar" diyerek yine galip geliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neticede memlekete dönüyoruz, ukulele çalmayı beceremiyoruz, günün birinde de çattt diye tellerden birini koparıyoruz. Ankara'da girmediğim dükkan kalmıyor, ukulelenin ne olduğunu sadece 1 kişi biliyor! yok da yok. fatura adresine mektup yazıyorum, böyle böyle tel koptu Türkiye'de yok diye, anında tel setini gönderiyorlar. üstelik para istiyoruz falan bir şey de yazmıyor. Almanlara galibiyet hediye edecek halimiz yok herhalde, fakir ama onurlu genç faturadaki hesap numarasına etse etse şu kadardır diye -belki fazla belki eksik artık neyse- parayı yatırıyor... Almanlık karşısında yenilmemenin tek yolu iyisiyle kötüsüyle kendi oyununu oynamaktır, bir kere daha anlıyorum...&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; ***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bütün o yer değiştirmelerim sırasında ukulelem nerede, kimde kaldı, şu anda o da beni düşünüyor mudur o güzel kılıfı içinde, bilmiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://2.gvt0.com/vi/V1bFr2SWP1I/0.jpg"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/V1bFr2SWP1I&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266" src="http://www.youtube.com/v/V1bFr2SWP1I&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-2106109426865849926?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/2106109426865849926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=2106109426865849926' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2106109426865849926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2106109426865849926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2011/02/ukulele-ya-da-almanlkla-snav.html' title='ukulele ya da almanlıkla sınav'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TVKlWUKT1mI/AAAAAAAABAE/k6Y_PBFplMQ/s72-c/ukulele_01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-9170670396150103792</id><published>2011-01-11T10:38:00.000+02:00</published><updated>2011-01-11T10:38:32.454+02:00</updated><title type='text'>bu gece, o gece veya Şekerspor sadece Şekerspordur</title><content type='html'>Galatasaraylı arkadaşım, kardeşim, dostum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözüm sana ama sadece sana değil. Başına Galatasaray değil de Beşiktaş yaz, Fenerbahçe yaz, Trabzonspor yaz, yaz da yaz, bir şey fark etmez. Sadece bugün senin özel günün olduğu için özne sensin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz seni iyi tanıyoruz. Tanımamak mümkün mü ki? Bizi bırak, futbolla biraz ilgilenen yerlisi yabancısı herkes biliyordur. Beri yandan bizi bilmezler. Sen de bilmiyorsun güzel kardeşim. Bilinmeye değer miyiz, orasını sen kendi kafanda tartışabilirsin ama misal benim için tartışmalı hiçbir durum yok. Elbette bilinmeye değeriz, elbette en az senin kadar bir futbol takımıyız, elbette en az senin kadar taraftarız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen bugün Ali Sami Yen’de son maçına çıkacaksın. Stadın değişecek, duygulu duygulu seyredeceksin maçı. Orada bir sürü anın vardır, bir sürü galibiyetin, bir sürü beraberliğin, bir sürü öfke nöbetin. Koltukları tekmelemişsindir, kafanı ellerinin arasına almışsındır, zıp zıp zıplamışsındır. Maçın bir manası var yani sana. Peki sanıyor musun ki, bize yok o mana? Cebeci İnönü’de maça ilk kez gitmemin üzerinden 13 sene geçmiş. İşte o zamandan beri bugünü bekliyorum ben şahsen. “Kupada bir şeyler yapalım, kendimizi gösterelim.” Tam 13 senedir, güzel kardeşim, kupada bir halt edebilmişliğimiz yok. Dersen ki, “başka yerde var mı sanki?” Ona da cevabım aynı: Yok (Zaten arada neredeyse 1.5 yıl kapalı kaldı takımımız! 1.5 yıl aziz dostum, üstelik geri dönüp dönmeyeceği belirsizlik içinde). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TSwV4lWixLI/AAAAAAAAA_c/4SwTE2wc8cE/s1600/lrg_Sekerspor.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TSwV4lWixLI/AAAAAAAAA_c/4SwTE2wc8cE/s200/lrg_Sekerspor.gif" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;İşte nihayet memleketin vitrinindeyiz, hem de böyle özel bir maça denk gelerek, bir şeyler olabilir mi? Sanmam. Bizi yenersiniz. Ama doğrusu fark etmez. 13 yıl diyorum sana. Üstelik benden daha eski taraftarlar var düşün. Bize koymaz yani. Çünkü alacağımız lezzet, yenme-yenilme lezzeti değil. “Ne peki” dersen, inan olsun anlatamam sana. Anlamazsın diyeceğim, ayıp olacak. Ama misal söylesene, koskoca statta gün gelip de 5 kişiyle maç seyrettin mi sen hiç? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yöneticilerimiz, futbolcularımızın artistliği, çakma taraftarlık halleri benziyor olabilir o ayrı. Takımlarımızın geleneği, mazisi benzer şekillerde hallaç pamuğu gibi atılıyor da olabilir. Ama güzel kardeşim, biz ayrı dünyaların insanlarıyız: Sen bizi birazcık bil, tanı diye satır aralarına sığışmamız gerekiyorsa, sığışırız canın sağ olsun. Sen stadına veda ediyorsun diye çıkan tantananın figüranı olmak düşüyorsa bize, o kötü ötesi veda şarkını da dinleriz icabında. Ve fakat bize saygısızlık yapma dostum. Hiçbir takıma yapma, daha iyi olur. Ancak o zaman ayrı dünyalarımız biraz yanaşır birbirine belki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de son not ekleyeyim, o takımın adının kağıt üstünde Beypazarı Şekerspor olması tıpkı Etimesgut Şekerspor olması gibi hiçbir şey ifade etmiyor bana. O takım Şekerspor, öyle de kalacak. Benimle konuşmaya başlamak için buradan başlayabilirsin. Buna hiç tenezzül etmeden konuşabildiğin, “Beypazarı ne alemde” diyebildiğin ve kendine “Şekersporluyum” diyen biri varsa, dünyalarınız birbirini tamamlıyor ama hâlâ benden ayrısınız.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TSwWPz6wK8I/AAAAAAAAA_k/IAf1kbq0Itg/s1600/SEKERSPOR-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TSwWPz6wK8I/AAAAAAAAA_k/IAf1kbq0Itg/s400/SEKERSPOR-.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-9170670396150103792?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/9170670396150103792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=9170670396150103792' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/9170670396150103792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/9170670396150103792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2011/01/bu-gece-o-gece-veya-sekerspor-sadece.html' title='bu gece, o gece veya Şekerspor sadece Şekerspordur'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TSwV4lWixLI/AAAAAAAAA_c/4SwTE2wc8cE/s72-c/lrg_Sekerspor.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-3436159809456758015</id><published>2011-01-04T17:44:00.002+02:00</published><updated>2011-01-04T17:48:01.639+02:00</updated><title type='text'>Camus'nün taşı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TSNAA1hA-WI/AAAAAAAAA_U/QBL_aKOBVBA/s1600/camus5.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TSNAA1hA-WI/AAAAAAAAA_U/QBL_aKOBVBA/s320/camus5.jpg" width="212" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;kendime yılbaşı hediyesi olarak aldığım &lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap-camus-baskaldiran-insan-pierre-louis-rey-yapi-kredi-yayinlari.htm"&gt;kitabı &lt;/a&gt;bitirdiğim günün Camus'nün ölüm yıldönümü olduğunun ayırdına varmam bir işaret olarak okunmaya müsait. iki gün önce, çerçevesi kırıldığı için artık arkamda durmayan resmini tekrar çerçeveletmeye karar vermem de bu işareti kuvvetlendirebilir üstelik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birilerine minnet duymak, sadece lafta değil de özde öyle hissediyorsan, boş şey değildir. minnet dediğin ne sonuçta? gönül borcu. gönül borcu dediğin ne? gönlünü genişletene karşı duyduğun hissiyat. illa tanıdık olması da gerekmez hem minnet duyduğunun (tanıdık olursa ayrıca ona göre davranmak farzdır); on yıllarca önce bir satır yazmıştır, bir nota karalamıştır, bir gol atmıştır, bir laf söylemiştir... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben şahsen zamanında keşfedip, hayatımın içine alarak Camus'ye kendi açımdan minnet duyarım. herkes minnet duyduğunu kendi durduğu yerden tarifler biraz da. o, benim için Cezayirli kavruk çocuğun hayatla hesaplaşmasının, kendine bakarken bir yandan da dünyaya ve etrafına bakmanın sembolüdür. "saçma"nın nasıl hayata dair olduğunu bana öğreten adamdır. "Mutluluğun neye bağlı olduğunu aradığın sürece asla mutlu olamazsın. Hayatın anlamını arıyorsan asla yaşayamazsın." öyle uzun uzadıya felsefeye gerek yok; bu, bu kadar basittir işte. o taşın her seferinde aşağıya düşeceğini bile bile yukarıya çıkaracak, bundan mutlu olacaksın; bu kadar basit işte. &amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TSM-rjBs_TI/AAAAAAAAA_Q/RXZqcAEoKpU/s1600/sisyphus.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="228" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TSM-rjBs_TI/AAAAAAAAA_Q/RXZqcAEoKpU/s320/sisyphus.gif" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;kafcamus'nün &lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2006/11/kod-ad.html"&gt;yarısı&lt;/a&gt; o, ona minnet borcum var. içtenlikle... &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;h6 class="uiStreamMessage" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:&amp;quot;msg&amp;quot;}"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/h6&gt;&lt;i&gt;ps. taşlı çizim aslında çok güzel bir gif. ama bloga yükleyince hareket etmez oldu. ayrıca üstüne tıklamak gerekmekte.&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-3436159809456758015?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/3436159809456758015/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=3436159809456758015' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3436159809456758015'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3436159809456758015'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2011/01/camusnun-tas.html' title='Camus&apos;nün taşı'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TSNAA1hA-WI/AAAAAAAAA_U/QBL_aKOBVBA/s72-c/camus5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-8402156319027220401</id><published>2010-12-08T13:14:00.000+02:00</published><updated>2010-12-08T13:14:43.612+02:00</updated><title type='text'>düşmanını tanı-2</title><content type='html'>ne idiğü belirsiz adamlardan değil, nereden gelip nereye gittiğini iyi biliyor: öğrencileri "patolojik vaka" olarak &lt;a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1076"&gt;görürken &lt;/a&gt;de, "ah başkanım ahh" diye ağlayıp Muhsin Yazıcıoğlu için "                 Türkiye'nin açık duran temiz sayfalarından biriydi" &lt;a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=830523"&gt;yazarken &lt;/a&gt;de, Tansu Çiller'e danışmanlık yaparken de (ki "devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir" sözünün de onun icadı olduğu söyleniyor, kendisi reddediyor tabii), 7 TİP’linin öldürüldüğü Bahçelievler katliamı hükümlüsü Haluk Kırcı'yı cezaevinde ziyaret edip "&lt;a href="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=11436"&gt;paspas&lt;/a&gt;" olurken de (linkte sonlara doğru, "Ricacı" arabaşlığı)...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TP9kIWK6V9I/AAAAAAAAA-Q/phylG30PNf0/s1600/3.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TP9kIWK6V9I/AAAAAAAAA-Q/phylG30PNf0/s1600/3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Mümtazer Türköne gibi "mühendislik harikası" çok insan biliyoruz; "düşünen adam" pozlarıyla uzaklara dalıp giden, afili duruşlarla geçmişin bütün pisliğinden sıyrıldığını sanan, "akil adam" hallerini üzerlerine oturmayan bir ceket gibi yanlarında taşıyıp duran... oysa onları vakti zamanında ceketsiz görenler çok iyi biliyor: &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/9648431.asp"&gt;"Artist o artist!" &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TP9ktuuyKTI/AAAAAAAAA-U/C5PyzwBi36A/s1600/1257509448-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TP9ktuuyKTI/AAAAAAAAA-U/C5PyzwBi36A/s1600/1257509448-1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;"Sanığın ÜGD  yönetim kurulu üyeliğine seçildikten sonra illegal çalışma yaparak masa  teşkilatının kurulmasında etkin rol oynadığı, yönetici olarak faaliyeti  sevk ve idare ettiği,&amp;nbsp; MHP Gençlik kollarında ele geçen mavi plastik harita metot defterinde,  sanığın tuttuğu gece nöbetlerine ilişkin el yazısı ile notlar bulunduğu,  7.10.1977 tarihli notunda (Saat 05.00 civarında komünistlerin oturduğu  bir kahve dinamitlenmiş, bizim arkadaşlardan Selim Türkmen yakalanmış,  diğerleri aranıyor. Gençlik kollarına bildirildi) denilmektedir.  10.10.1977 tarihindeki nöbetindeki notunda ise kendi el yazısı ile  (Keçiören’de komünist öğretmenin evi taşlandı. 4 arkadaşımız şubeye  götürüldü) notu bulunmaktadır. Sanığın örgütün amacı doğrultusunda  yayınlar yapan Genç Arkadaş dergisinin sorumlusu olduğu, eğitim  masasında görev aldığı ve Anayasal nizamı cebren değiştirmeye teşebbüs  suçuna feran iştirak ettiği anlaşılmıştır."&lt;/b&gt;&lt;i&gt;MHP-Ülkücü Kuruluşlar davası iddianamesi ve savcının esas hakkındaki mütalaasından&lt;/i&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------- &lt;br /&gt;&lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2010/08/dusmann-tan-1.html"&gt;düşmanını tanı-1 &lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-8402156319027220401?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/8402156319027220401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=8402156319027220401' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8402156319027220401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8402156319027220401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/12/dusmann-tan-2.html' title='düşmanını tanı-2'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TP9kIWK6V9I/AAAAAAAAA-Q/phylG30PNf0/s72-c/3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-7104429462518663061</id><published>2010-12-06T16:06:00.001+02:00</published><updated>2010-12-06T16:07:07.012+02:00</updated><title type='text'>"garson aranıyor"</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TPztFNLhMYI/AAAAAAAAA-I/hVCcRviX1HY/s1600/garson2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="256" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TPztFNLhMYI/AAAAAAAAA-I/hVCcRviX1HY/s320/garson2.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;garsonlar ve taksi şoförleri... bu iki meslek erbabıyla da anlaşamamam, bu iki meslek erbabından da hazzetmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;taksicileri sonraya bırakalım, garsonlarla anlaşamamam küçüklüğüme dayanır herhalde. yazları dedenin "Akdeniz Lokantası"nda servis de yaptım komilik de, bulaşık da yıkadım ocak da yelledim, rakı da servis ettim teybe kaset de koydum. işin özünü temelden bilirim: müşteri istemeden masaya gelecek şeyler, müşteri isteyince anında gelecek şeyler; dükkan ne kadar kalabalık olursa olsun müşterinin görüş mesafesinden kaybolmamak ama onu rahatsız da etmemek; ona kendisini dükkandaki özel adam gibi hissettirebilmek, bunu yaparken "bahşiş bekliyorum hee" duygusu vermemek; lüzumsuz gevezelik etmemek, çocuk da olsan cıvıklığa meyletmemek... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ezeli garson beğenmeme, garsona gıcık gitme halimle yanımdakileri hep huzursuz ederim bir yere gittiğimizde. onlar bilmezler ki, huzursuzluğun kaynağı ben değilim bizzat o garsonun kendisi. onlar bilmezler ki, cıvıklığın, işini doğru yapmamanın en göze battığı iş garsonluktur. onlar bilmezler ki, çoğu garson işini ciddiye almaz.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa bunların çoğunu bilen garsonlar mücadeleye neredeyse hep, yanımdakilerin bana söylediği "sen de garson beğenmiyorsun" lafıyla başlamanın üstünlüğü içindedirler. bu üstünlüğü mücadele sonuna kadar götürebilen azdır zaten. ki o azınlıktan birine denk gelince takdir etmediğimi söyleyen kendini bilmezdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalan yok, garson sevmem. ve fakat benim için huzursuzluk kaynağı olmayan; cıvık değil,  neşeli bir ciddiyet gösteren; işini ciddiye alan garson benim  garsonumdur. sevmenin ötesinde bağlanırım. öyle kpss'den 50 ve üstü almasına, yabancı dil bilmesine,  atletik olmasına falan gerek yok...    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TPztGKDBagI/AAAAAAAAA-M/VZM9sPoZnyk/s1600/garson.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TPztGKDBagI/AAAAAAAAA-M/VZM9sPoZnyk/s320/garson.jpg" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-7104429462518663061?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/7104429462518663061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=7104429462518663061' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7104429462518663061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7104429462518663061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/12/garson-aranyor.html' title='&quot;garson aranıyor&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TPztFNLhMYI/AAAAAAAAA-I/hVCcRviX1HY/s72-c/garson2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-2406505801355844602</id><published>2010-11-11T11:20:00.008+02:00</published><updated>2010-11-11T11:42:11.481+02:00</updated><title type='text'>Kitabi: 06.XI.2009 - 06.XI.2010</title><content type='html'>&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.ttk.org.tr/index.php?Page=Yayinlar&amp;amp;KitapNo=575"&gt;Yolculuk Günlüğü-1530&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Benedict Curipeschitz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.ttk.org.tr/index.php?Page=Yayinlar&amp;amp;KitapNo=267"&gt;Marcus Antonius&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Plutarkhos&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.buyukdoguyayinlari.com/urun.aspx?PID=24"&gt;Sosyalizm Komünizm ve İnsanlık&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Necip Fazıl Kısakürek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/marksizm-ve-tarih-1598.aspx"&gt;Marksizm ve Tarih&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Matt Perry&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap-atlantik-otesi-witold-gombrowicz-ayrinti-yayinlari.htm"&gt;Atlantik Ötesi&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Witold Gombrowicz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.selyayincilik.com/kitaptanitim.asp?kod=370"&gt;Satranç Ustası Don Sandalio'nun Romanı&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Miguel de Unamuno &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.dogankitap.com.tr/kitap.asp?id=1147"&gt;Tarih-Lenk&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Hakan Erdem &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap-futbolun-sifreleri-on-siparis-simon-kuper-stefan-szymanski-ithaki-yayinlari.htm"&gt;Futbolun Şifreleri&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Simon Kuper-Stefan Szymanski&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/kan-ve-inan%C3%A7-1448.aspx"&gt;Kan ve İnanç-PKK ve Kürt Hareketi&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Aliza Marcus&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap-yalan-dolan-kenti-dan-kavanagh-ayrinti-yayinlari.htm"&gt;Yalan Dolan Kenti&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Dan Kavanagh&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap-bendeniz-duffy-dan-kavanagh-ayrinti-yayinlari.htm"&gt;Bendeniz Duffy&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Dan Kavanagh&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/eski-yunan-ve-roma-tarihine-giri%C5%9F-1399.aspx"&gt;Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Oğuz Tekin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.canyayinlari.com/BookDetails_CHOPIN-UZERINE-NOTLAR_2646.aspx"&gt;Chopin Üzerine Notlar&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Andre Gide &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/ermeni-tabusu-%C3%BCzerine-diyalog-1555.aspx"&gt;Ermeni Tabusu Üzerine Diyalog&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Ahmet İnsel-Michel Marian &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.canyayinlari.com/BookDetails_SENILIT%C3%81_927.aspx"&gt;Senilitá (Yaşlılık)&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Italo Svevo &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.ykykultur.com.tr/kitap/?id=2154"&gt;Evlilik&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Sergio Pitol &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://katalog.ibb.gov.tr/fmi/xsl/yordam/y1_detay.xsl?-db=YordamBT&amp;amp;%23050+082+S%C4%B1n%C4%B1flama=%C3%87+891.823&amp;amp;-token.aranankelime=%C3%87%20891.823&amp;amp;-token.tk=&amp;amp;-token.gt=0&amp;amp;-token.d=1&amp;amp;-skip=2&amp;amp;-find&amp;amp;-token.yzyzm=yzm"&gt;Cüce&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Hromaciç  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.amazon.com/Broken-April-Ismail-Kadare/dp/1561310654"&gt;Broken April&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;İsmail Kadare &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.wagenbach.de/buecher/titel/250-Smon_Bolvar.html.html"&gt;Simon Bolivar&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Norbert Rehrmann &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/karl-marx-1533.aspx"&gt;Karl Marx&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1-anlamak-1526.aspx"&gt;Yüzyılı Anlamak&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Dan Diner&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.canyayinlari.com/BookDetails_KENT_575.aspx"&gt;Kent&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Alessandro Baricco&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/osmanl%C4%B1-arnavutlukundan-an%C4%B1lar-1885-1912-1255.aspx"&gt;Osmanlı Arnavutluk'undan Anılar (1885-1912)&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Avlonyalı Ekrem Bey&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/futbolu-neden-sevmeli-futbolu-neden-sevmemeli-derleme/tanim.asp?sid=HSE9ZDPETN6NYDS5TM25"&gt;Futbolu Neden Sevmeli?/Futbolu Neden Sevmemeli?&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Derleme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/karamazov-karde%C5%9Fler-757.aspx"&gt;Karamazov Kardeşler&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Dostoyevski&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.dergahyayinlari.com/yayinlarimiz/1.php?id=339"&gt;Günlüklerin Işığında Tanpınar'la Başbaşa&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;(yay. haz.) İnci Enginün-Zeynep Kerman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/radyo-konu%C5%9Fmalar%C4%B1-ho%C5%9F-geldin-%C3%B6l%C3%BCm-1162.aspx"&gt;Radyo Konuşmaları-Hoş Geldin Ölüm&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Sevgi Soysal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap-macbeth-william-shakespeare-ntv-yayinlari.htm"&gt;Macbeth&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;William Shakespeare&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/abel-sanchez-bir-tutkunun-oykusu-miguel-de-unamuno/tanim.asp?sid=PPEDGJWJJA0HVNMIUVZH"&gt;Abel Sanchez&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Miguel de Unamuno&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.canyayinlari.com/BookDetails_DUNYANIN-OLCUMU_1906.aspx"&gt;Dünyanın Ölçümü&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;Daniel Kehlmann&lt;br /&gt;---------&lt;br /&gt;- Abel Sanchez&lt;br /&gt;- Karamazov Kardeşler&lt;br /&gt;- Osmanlı Arnavutluk'undan Anılar (1885-1912)&lt;br /&gt;- Broken April&lt;br /&gt;- Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş&lt;br /&gt;- Bendeniz Duffy&lt;br /&gt;- Kan ve İnanç-PKK ve Kürt Hareketi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-2406505801355844602?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/2406505801355844602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=2406505801355844602' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2406505801355844602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2406505801355844602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/11/kitabi-06xi2009-06xi2010.html' title='Kitabi: 06.XI.2009 - 06.XI.2010'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-7907417572522748148</id><published>2010-10-11T18:26:00.001+03:00</published><updated>2010-10-11T18:27:40.771+03:00</updated><title type='text'>"yürümeye övgü"</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TK8QmIbCqtI/AAAAAAAAA9s/mV-0-fpKe-U/s1600/Peugeot_106.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="258" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TK8QmIbCqtI/AAAAAAAAA9s/mV-0-fpKe-U/s320/Peugeot_106.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;o gün "tamam" deseydim, şimdiye 13 yıllık şoförlüğüm olacaktı. "yok" dedim, "gerek yok, metro da yapıldı zaten, okula kadar gidiyor, toplu taşıma diye de bir şey var." halbuki, hep hayalimizdeki kırmızı peugeot 106'ya atlayıvermek güzel olabilirdi (peugeot hala da en sevdiğim arabadır).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arabanın yokluğunu arayanlardan değilim, arabadan da anlamam zaten. cüzdanda bir kimlik olmaktan öteye gitmeyen o ehliyeti aldıysam Tolga'nın "kursa gidelim, alalım şunu sonra zorlaşır bak" gazlamasına geldiğimdendir. zaten o ehliyet sınavından sonra da bir daha direksiyona oturmadım. iyi co-pilot olurum ama: İlker'in Ford'unda bir ara o kullanırken ben vites değiştirirdim, o derece. zaten küçükken de arka koltuğun tam ortasına gelip yolu seyretmeyi, göstergelere bakmayı da pek severdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ulan keşke arabam olaydı" dediğim anlarda trafikte olsam kaç kişiyle, kaç sebeple dalaşacağımı düşünüp, titreyip kendime geliyorum, "şükür" diyorum. park yeri bulmaktı, sıkışık trafikte bekleyip durmaktı, birden bozulsa, bir şey olsa yolun ortasında ne halt edeceksin, yağmurdu, kardı gibi detaylara hiç girmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hasılı yürümek iyidir, güzeldir, hoştur. insanın kafasını derleyip toplamasına yardım eder. ben daha bir şey demeyeyim, David Le Breton, “&lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/yurumeye-ovgu-david-le-breton/tanim.asp?sid=MIBM8G3ZG7OGLTGM10YO"&gt;Yürümeye Övgü&lt;/a&gt;”de demiş diyeceğini zaten:  &lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;“Yürüme soyar, çıplak hale getirir, dünyayı nesnelerin  rüzgarı içinde düşünmeye davet eder ve insana mütevazi ve güzel bir  yaşamı hatırlatır. Günümüzde yürüyüşçü kişisel bir tinselliğin  hacısıdır, yürüken derin düşüncelere dalar, alçakgönüllü, sabırlı olmayı  öğrenir, yürüme bir tür gezici ibadet biçimidir, gezilen dolaşılan  yerlerde hiçbir kısıtlama söz konusu değildir yürüyüşçü için,  yürüyüşçünün çevresinde muazzam bir dünya vardır.”&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-7907417572522748148?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/7907417572522748148/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=7907417572522748148' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7907417572522748148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7907417572522748148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/10/yurumeye-ovgu.html' title='&quot;yürümeye övgü&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TK8QmIbCqtI/AAAAAAAAA9s/mV-0-fpKe-U/s72-c/Peugeot_106.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-4934999134381359709</id><published>2010-09-14T14:12:00.000+03:00</published><updated>2010-09-14T14:12:01.221+03:00</updated><title type='text'>"türkiye'nin en büyük düdükleri"/bin o uçağa 4</title><content type='html'>"bin o uçağa" derken şunu kast ediyordum: tiksindiğim adamların hepsi bir uçağa binsinler, o uçak da düşsün ya da kaybolsun. dün televizyonda Erman Toroğlu, Ahmet Çakar, Reha Muhtar üçlüsünü izlerken hissettiğim öfke, ötesinde duyduğum utanç öyle böyle değildi; uçağı kaldırmak farz oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kelimenin düz anlamıyla üç "kafadar" &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/bunu-da-gorduk-/spor/haberdetay/14.09.2010/1288715/default.htm"&gt;sahada bıçaklanan&lt;/a&gt; teknik direktörü bağlamışlar canlı yayına, almışlar ablukaya. adam "ameliyattan çıktım" diyor, "yeme bizi" diyorlar; adam "uefa a  lisansım var" dedikçe, televizyondan bizim duyduğumuzu duymazdan gelip  "senin diploman var mı? romanya'dan çakma bir şey mi aldın?" diyorlar;  güya futbol uleması hazretler iki senedir türkiye'de çalışan adamı  bilmiyorlar, "araya kimi soktun da iş buldun?" diyorlar, "diplomanın  şekli şemali nasıl?" diyorlar. adam haliyle sinirlenince "burada raconu  biz keseriz" tadına geçiyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TI84bZ8YTyI/AAAAAAAAA9k/_KEoM25As2A/s1600/reha-muhtar.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TI84bZ8YTyI/AAAAAAAAA9k/_KEoM25As2A/s320/reha-muhtar.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;peki, bıçaklanan Yüksel Yeşilova Türkiye'de gündeme ilk nasıl gelmişti hatırlayan var mı?:&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Steaua  Bükreş'i çalıştırırken görevinden alınan ve Başkan Becali'nin  "Teknik  Direktörümüz müslüman olduğu için başarısız olduk" şeklindeki  şaşkınlık  yaratan ırkçı açıklamasıyla gündeme gelen Yüksel Yeşilova,  Bank Asya  1. Lig takımlarından Giresunspor ile anlaştı.&lt;/blockquote&gt;işte bu  adamların o zaman bağlansalar Yeşilova'ya, Becali'ye demediklerini  bırakmayacaklarını adımız gibi biliyoruz. ama şimdi kendilerine biçtikleri rol "mahallenin ahlak bekçisi abileri". &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TI84YhT0nBI/AAAAAAAAA9c/NzGnL2s_wkI/s1600/ahmet_cakar.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="125" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TI84YhT0nBI/AAAAAAAAA9c/NzGnL2s_wkI/s320/ahmet_cakar.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Toroğlu, Çakar, Muhtar üçlüsü tiksinilecek adam prototipinin açık örnekleridir. içi boş bir delikanlılık ayağıyla, kerameti kendinden menkul bilgi birikimiyle "ortalamanın, sakilliğin, akıl tutulmasının esirgeyen, bağışlayan, öfkeden ağzından köpük saçan tahrip edici gücüne" yanaşan, oradan başka yerde de zaten tutmayacak, tutunamayacak adamlardır.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TI84WciDRtI/AAAAAAAAA9U/bp3JsqlVxYY/s1600/tor.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TI84WciDRtI/AAAAAAAAA9U/bp3JsqlVxYY/s320/tor.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;daha da açık demekten hiç çekinmem: bu heriflerden birisi yarın ölsün en ufak üzüntü duyarsam adam değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;meraklısına not:&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;vakti zamanında Toroğlu'nu da, Muhtar'ı da yazmıştım.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=cts&amp;amp;haberno=7030"&gt;&lt;b&gt;Türkiye'nin en büyük düdüğü&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&amp;amp;haberno=1356" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;Artık Muhtar yok mu?&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Verdana,MS Sans Serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Verdana,MS Sans Serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="color: maroon; font-family: Tahoma; font-size: small;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-4934999134381359709?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/4934999134381359709/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=4934999134381359709' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4934999134381359709'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4934999134381359709'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/09/turkiyenin-en-buyuk-dudukleribin-o.html' title='&quot;türkiye&apos;nin en büyük düdükleri&quot;/bin o uçağa 4'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TI84bZ8YTyI/AAAAAAAAA9k/_KEoM25As2A/s72-c/reha-muhtar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1377313724675295975</id><published>2010-09-02T12:06:00.006+03:00</published><updated>2010-09-02T16:20:24.927+03:00</updated><title type='text'>ilk gece ya da "saat 9'u 5 geçe..."</title><content type='html'>bir Osmanlı subayı olarak içine girmişliğin vardır herhalde, hiç yoksa bayramlaşmalarda; sağına soluna bakmışındır, fanilerin adım atamayacağı bir-iki odayı görmüş olman da ihtimal dahilinde. "padişahın kızıyla bir izdivaç..." aklından geçmemiş midir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eğrisi doğrusu artık neyse ortamın sahiplerinin defterini dürmüşsün, bilmem kaç yıl sonra tekrar geliyorsun İstanbul'a; o vaktiyle ("muhtemelen" kaydını düşelim buraya da) kapısından subay olarak girdiğin üç katlı, 290'a yakın odalı, 50 civarı salonu olan, 60 küsur tuvaletli, 6 sultan görmüş yapıyı kendine mesken yapıyorsun... seçtiğin oda, padişahların kışlık oda olarak kullandıkları yer olsa da -"tavanı renkli kalem işi ile tezyinatlı olup ortada kristal bir plafonier yer almıştır, tavan etekleri akant yaprakları ile tezyinatlı olup duvarlar altın yaldız renkli kalem işi süslemelidir"- diğer odalara bakınca mütevazı, eyvallah...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TH-ihc1s5wI/AAAAAAAAA9E/hmMVHoN057I/s1600/untitled.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 205px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TH-ihc1s5wI/AAAAAAAAA9E/hmMVHoN057I/s320/untitled.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512303164485592834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dolmabahçe Sarayı'ndaki o 290 odanın hepsini açtırmışsındır, içlerine tek tek bakmışsındır bence (obsesif kompülsif bozukluk sahibi olma ihtimalin de fazla). ama sarayı gezip gördüğümden beri aynı sorunun peşindeyim: saraya ilk geldiğinde ettiğin lafı biliyoruz da ("sekiz sene evvel mustarip, ağlayan İstanbul'dan kalbim sızlayarak çıktım. teşyi edenim [uğurlayanım] yoktu."), hamaseti bırak, o koskoca beyaz tül cibinlik altındaki küçük ceviz karyolada kafanı yastığa koyduğun ilk gün aklından neler geçti?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;memleketin debelenip durduğu geriliminin yattığı yerlerden birisi işte tam da burada gibime geliyor zira...  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;ps. fotoğrafı da oradan ayarlayıp koydum zaten, etraflıca bakmak isteyen &lt;a href="http://www.360tr.com/dolmabahce/"&gt;şöyle&lt;/a&gt; buyursun.  &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1377313724675295975?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1377313724675295975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1377313724675295975' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1377313724675295975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1377313724675295975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/09/ilk-gece-ya-da-saat-9u-5-gece.html' title='ilk gece ya da &quot;saat 9&apos;u 5 geçe...&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TH-ihc1s5wI/AAAAAAAAA9E/hmMVHoN057I/s72-c/untitled.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-803245698697993984</id><published>2010-08-17T16:54:00.007+03:00</published><updated>2010-08-17T17:57:21.623+03:00</updated><title type='text'>düşmanını tanı-1</title><content type='html'>herkes ertuğrul özkök'e yüklenirken çoğu zaman aradan sıyrılan oktay ekşi, 88'den beri hürriyet'in başyazarı, bir de basın konseyi başkanı. 25 metreden yumurtayı &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12241655.asp"&gt;indirir&lt;/a&gt;, bunu da aklımızda tutalım tabii...    &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TGqgYV2olAI/AAAAAAAAA80/7Su_9LvCynk/s1600/DSC_5610ok.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 204px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TGqgYV2olAI/AAAAAAAAA80/7Su_9LvCynk/s320/DSC_5610ok.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506389834457453570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"dahası, türkiye'de bir kürt azınlık mevcut değil. mevcut olan, kürt olarak bilinen bir etnik gruptan geldiklerini kabul eden ya da düşünen kimi türkler."&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style:italic;"&gt;hürriyet&lt;/span&gt;, 28 ocak 1988&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TGqgeAUL6FI/AAAAAAAAA88/BplLhAGpLLQ/s1600/8563019o.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 220px; height: 158px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TGqgeAUL6FI/AAAAAAAAA88/BplLhAGpLLQ/s320/8563019o.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506389931755038802" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;yeni seri notu: "bin o uçağa" serisi (&lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2009/01/bin-o-uaa-1.html"&gt;1&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2009/04/bin-o-ucaga-2.html"&gt;2&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2009/11/bin-o-ucaga-3.html"&gt;3&lt;/a&gt;) tıkandı demeyelim ama çok fazla ilgilenemediğimden ya da sonra yazarım deyip üzerinden vakit geçtiğinden epey rötar yaptı. hal böyleyken yeni bir seriye başlamak manalı olmayabilir ama sabah tramvayda gelirken cümleyi okuyunca dayanamadım; fikir de kendini dayattı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"düşmanını tanı" serisi vakti zamanında kim ne yumurtlamış onu esas alacak. malzeme sıkıntısı çıkmaz orası kesin. malum memleketimiz konuşanın bol olduğu, hafızanın ise neredeyse hiç olmadığı bir yer. "düşmanını tanı" adına gelince, kimin neden düşman olduğunu herkes kendi meşrebince anlar zaten. sevgi, hoşgörü gibi postmodern zırvalar şahsen inandığım şeyler değildir netekim.  &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-803245698697993984?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/803245698697993984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=803245698697993984' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/803245698697993984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/803245698697993984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/08/dusmann-tan-1.html' title='düşmanını tanı-1'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TGqgYV2olAI/AAAAAAAAA80/7Su_9LvCynk/s72-c/DSC_5610ok.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-7403657502055248903</id><published>2010-08-08T13:39:00.003+03:00</published><updated>2010-08-08T16:11:42.901+03:00</updated><title type='text'>tatilde "homo ludens"</title><content type='html'>"huizinga"... kafamda başka şey yok. "huizinga"... hatırlamaya çalışıyorum, yok, "neydi bu?". "huizinga"... bir isim ama kimin ismi? "huizinga"... nereden biliyorum? "huizinga"... uyanık uyanık görülen bir kabus.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu, çok sonra bir kere de, yataktan kalktığımda aklım bana sadece "el medinetül fazıla" deyip, başka şey demezken oldu. uykudan uyanınca kafasının çalışmaya başladığını hisseder ya insan, işte tam o anda insanın aklına saplanıp kalan bir şeyler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TF6koifGnaI/AAAAAAAAA8s/3ymMusNJcEw/s1600/homo-ludens1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 210px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TF6koifGnaI/AAAAAAAAA8s/3ymMusNJcEw/s320/homo-ludens1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503016811052309922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;günlerce "kimdi bu, kimdi bu, neydi bu, neydi bu" diye kafamda dolandı huizinga (o zamanlar internet de yok!). sonra bir gün konur sokak'taki dost'ta dolanırken (ne güzel kitabeviydin sen) çaaaat diye karşıma çıkverdi "&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap-homo-ludens-oyunun-toplumsal-islevi-uzerine-bir-deneme-johan-huizinga-ayrinti-yayinlari.htm"&gt;homo ludens&lt;/a&gt;" (çok da güzel kitaptır, yıllar sonra Antalyaspor-Antalya'da Spor işini yaparken çok yararı oldu). &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Johan_Huizinga"&gt;huizinga &lt;/a&gt;muamması böylece çözüldü. "&lt;a href="http://kitap.antoloji.com/ideal-devlet-el-medinetu-l-fazila-kitabi/"&gt;el medinetül fazıla&lt;/a&gt;" meselesini çözmek ise kitabı zaten bildiğimden, nispeten kolay oldu.      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biliyoruz, bilinçaltı ne zaman kabaracağı belli olmayan bir denizdir. onu dinlendirmek mümkün olmayacağına göre bedeni, zihni dinlendirmek de bir alternatif olabilir. yine de esas olarak tatilin bir &lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2007/08/illzyon.html"&gt;yanılsama &lt;/a&gt;olduğunu unutmadan...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-7403657502055248903?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/7403657502055248903/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=7403657502055248903' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7403657502055248903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7403657502055248903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/08/tatilde-homo-ludens.html' title='tatilde &quot;homo ludens&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TF6koifGnaI/AAAAAAAAA8s/3ymMusNJcEw/s72-c/homo-ludens1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-2121660134130574333</id><published>2010-07-26T16:31:00.009+03:00</published><updated>2010-07-26T17:25:25.755+03:00</updated><title type='text'>ayasofya derler bir muazzam yapı...</title><content type='html'>Ayasofya üzerine düşünmek biraz da insan üzerine düşünmek aslında. hem şimdiki insan hem o zamanki insan üzerine, algının sınırları üzerine... yapıldığı tarihten itibaren neredeyse bin yıl boyunca dünyanın en büyük katedrali olmuş Ayasofya. bu, şu demek: yolu Sultanahmet'e düşen herhangi bir faninin, büyük ihtimal, görüp görebileceği en heybetli yapıymış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdiki algımızda koca koca binalar var, gökdelenler var, toplukonutlar, rezidanslar var, hiç yoksa Eyfel Kulesi var, onu bırak Atakule var yahu (angaralı damarı)... onlardan da geçersen Örümcek Adam'lar, Batman'ler, Süpermen'ler var binaların üstünde gezinen...  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TE2OVlDdlUI/AAAAAAAAA8k/boPK8_d5KP8/s1600/ayasofya.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TE2OVlDdlUI/AAAAAAAAA8k/boPK8_d5KP8/s320/ayasofya.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498207221464274242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mustafa bin Celal'in, namı diğer &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1_tarih%C3%A7ileri#16._y.C3.BCzy.C4.B1l_Osmanl.C4.B1_tarih.C3.A7ileri"&gt;"Koca Nişancı" Celalzade'nin Tabakat ül-memalik'iyle [13.]&lt;/a&gt; uğraşıp dururken aklımın bir köşesinden hep geçiyordu bu, bugün Kaya'yla konuşurken iyice netleşti: bu adamların bir zamanlar tam da benim şimdi çalıştığım yerde ve civarında bir hayatları vardı: Ayasofya'ya bakıp bakıp "ulan gavur yapmış" derlerdi büyük ihtimal, bu devasa yapının karşısında kendi küçüklüklerini fark ederlerdi ya da etmezlerdi (ama akıllarından bir Batman, bir Süpermen de geçmezdi herhalde), Sultanahmet'e kafa çevirip Mimar Sinan hakkında dedikodu yaparlardı, hiçbir tarih kitabında yazmayan gündelik dertleri, hayat gaileleri, sohbetleri, şakaları vardı... hatta sadece onların değil, Ayasofya'yı yaptıranın da yapanların da... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tarih, bir tür oyuncak... neresinden, nasıl tutacağını bildin mi, hayır, lise Tarih I'in ilk paragraflarında yazdığı gibi "nereden geliyoruz, nereye gidiyoruz"un cevabını tam olarak asla bulamadığın ama evet, çok eğlenebileceğin, gözünü, gönlünü açabilecek bir şey... Ayasofya üzerine düşünmek biraz da insan üzerine düşünmek işte; insanın küçüklüğüne, büyüklüğüne, sonluluğuna, sonsuzluğuna, gelmişine, geleceğine dair düşünmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;br /&gt;ps. meraklısı şuna da bakabilir: &lt;a href="http://www.sanatalemi.net/default.aspx?durum=haber_oku&amp;id=3379"&gt;Ayasofya'nın Yapılış Efsanesi&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-2121660134130574333?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/2121660134130574333/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=2121660134130574333' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2121660134130574333'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2121660134130574333'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/07/ayasofya-derler-bir-muazzam-yap.html' title='ayasofya derler bir muazzam yapı...'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TE2OVlDdlUI/AAAAAAAAA8k/boPK8_d5KP8/s72-c/ayasofya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1920710841244530034</id><published>2010-07-12T02:05:00.005+03:00</published><updated>2010-07-12T02:41:29.688+03:00</updated><title type='text'>Bir Milli Takım Yaratmak...</title><content type='html'>olayların gelişimi: &lt;br /&gt;- Galatasaray, sessiz ve derinden iyi bir transfer yaptı: Lorik Cana. &lt;br /&gt;- mishi bey kardeşimiz &lt;a href="http://eskiusul.blogspot.com/2010/07/yeni-ulkede-eski-adetler.html"&gt;Kosova'ya gitmiş&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;- onunla laflarken aklıma vakti zamanında, daha ülke bağımsızlığını ilan etmemişken ntvspor'a yazdığım Kosova Milli Takımı yazısı geldi. ntvspor değişirken, eskiye dair her şeyi geride bırakmış, sağolsun, link uçmuş. fakat bir blogçu arkadaş o zamanlar yazıyı almış, bloguna &lt;a href="http://rovasata.blogspot.com/2008/02/dars-abhazya-ve-osetyaya.html"&gt;koymuş&lt;/a&gt;. mishi bey kardeşimiz, "bunu kendi bloguna da koy Lorik üzerinden" falan deyince "kafama yattı, hoşuma da gitti" (bkz. Tugay Kerimoğlu) &lt;br /&gt;- yazının orijinalini bilgisayardan buldum (daha sonra Tam Saha için güncellemiştim bunu ama o yok ortada). dolayısıyla bu, 16 Şubat 2008'de bitmiş hali. artık takımın yeni bir hocası var, yaptıkları maç sayısı da benim yazıdan beri &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Kosovo_national_football_team"&gt;3-4 artmış&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;- Lorik kardeşimiz, her ne kadar Kosova Milli Takımı'nı seçmemişse de iyi topçudur, sıkı adamdır. kolundaki dövmede yazan "Iliria", bugünkü Arnavutların geldiklerine inandıkları bölgenin/tarihsel halkın adıdır. &lt;br /&gt; &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TDpUqCvYRqI/AAAAAAAAA8U/TI7T7iGvV28/s1600/14367_100292123331176_100000511652617_4216_2725885_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 145px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TDpUqCvYRqI/AAAAAAAAA8U/TI7T7iGvV28/s200/14367_100292123331176_100000511652617_4216_2725885_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492795776798574242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;- bağlamı da sağladığımıza göre bu yazıyı da bloga koyalım; elde duracağına bizde dursun. gerçi "şunu da yazdık, bunu da yazdık" halinden hoşlanmıyorum ama kayıt altına almak iyidir. hem kupa da bitti, futbola verdiğimiz nispi ağırlık da sonra erer usuldan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR MİLLİ TAKIM YARATMAK…&lt;br /&gt;Sırbistan’daki Kosova özerk yönetiminin girdiği bağımsızlık yolunun, dünyanın son bağımsız devletinin ilanıyla noktalanmasına pek bir şey kalmadı. Yani zaman, geçmişin kanlı kalemini tutma zamanı değil; bir halk bağımsızlığını ilan etmek, kendi devletini kurmak üzere. Kosova Başbakanı eski UÇK (Kosova Kurtuluş Ordusu) gerillası Haşim Taçi, 17 Şubat’ta bağımsızlıklarını ilan edeceklerini açıkladı. Artık Kosova’nın da bir milli marşı, bir bayrağı olacak. Bir milli takımları ise zaten var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1946’da kurulan Kosova Futbol Federasyonu’nun 2006 yazında milli takım oluşturma kararı alması üzerine milli takım teknik direktörlüğüne getirilen Edmond Rugova, Kosovalı bir Arnavut. Eski futbolcu Rugova; Agim Cana, Fenerbahçe’de de oynayan Fadıl Vokri, Fadıl Muriqi gibi futbolcularla birlikte KF Priştina takımının yıldız isimlerinden birisiydi. Uzun zaman Amerika’da yaşayan, Cosmos ve Kansas City’de oynayan Rugova, milli takımın oluşturulması çalışmaları üzerine Kosova’ya dönmekte tereddüt etmedi. Ancak en temel derdi, bağımsız bir devlet olmadığı için FIFA ya da UEFA nezdinde temsil edilemeyen Kosova’nın ancak dostluk maçları yapabilmesiydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resmi olmayan ilk maçını 1993’te Arnavutluk’a karşı oynayan Kosova milli takımı, bağımsız bir ülkesi olmasa da resmi bir milli takım olarak sahaya ilk kez Ankara’da çıktı. 15 Haziran 2007’de Suudi Arabistan’a karşı oynanan maçı 1-0 kazandılar. Şimdilik oynadıkları son maç da o zaten. Kosova’da futbolun seyrinin geçmişine dair ise ferah ferah konuşmak ne yazık ki pek mümkün değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YASAKLAR, ÖLÜMLER…&lt;br /&gt;Yugoslav Birinci Ligi takımlarından olan FC Priştina’nın 1989’da Proleter Zrenjanin  (şimdilerdeki adıyla Banat Zrenjanin) ile yaptığı bir maçın sonunda çıkan karışıklıkta sahaya dalan Sırp polisi, 30 bin taraftarın önünde Kosovalı futbolcuları dövmeye başladı. Sıradan bir arbededen söz etmiyoruz, en basitinden Priştina kaptanı Gani Llapashtica’nın bacağının kırıldığı bir dayaktan söz ediyoruz! Aynı maçta birçok Kosovalı taraftar da gözaltına alındı, kötü muameleye maruz kaldı. Bu maçın/olayın bir dönüm noktası olduğu az çok belliydi aslında, zira hemen ardından önce Priştina’nın iç saha maçlarına daha sonra ülkedeki hemen hemen tüm statlara Kosovalı taraftarlar, üstelik sadece onlar değil Kosovalı sporcular da alınmamaya başlandı. Kuşkusuz işin arka planında bir direniş simgesi olmak motivasyonu daha baskındır ama Kosovalıların futbol sevgisi işi Sırpların ulaşamayacağı yerlere taşımaya götürdü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kosovalı gazeteci Driton Latifi’ye bırakalım sözü: “El altından malzemeleri temin eden Kosovalı futbolcular, Kosova Ligi’ni organize ettiler. Tutuklamalara, dayaklara, mahkeme kararlarına, Sırp polisinin maçları durdurmasına artık alışmışlardı. Birçok maç durduruldu, çok azında 90 dakikanın sonunda kazanmanın mutluluğu yaşanabildi. Maç takvimi ve oynanacak yerler son ana kadar gizli tutuluyordu, o kadar ki bazen biz gazeteciler bile maçları kaçırıyorduk. Takımlarını sadece Sırplardan oluşturan ekiplerin maçlarını sadece oyuncuların birkaç arkadaşı seyrederken; gizli yerlerde yapılan karşılaşmaları taşların, ağaçların üstünden, maçı izleyebilecekleri herhangi bir yerden seyreden 10 bin kişiye yakın izleyici görmek mümkündü.”   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece yasaklamalar değil, ölümler de Kosova futbol tarihinde duruyor: Prizren’deki şehir stadına adı verilen Perparim Taçi gibi birçok futbolcu, yüzlerce Kosovalı sporcu Sırp paramiliter güçlerin elinde hayatlarını kaybetti ya da kendilerinden bir daha haber alınamadı. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TDpViGrPjkI/AAAAAAAAA8c/txmSzcG1MZg/s1600/dscn0861.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TDpViGrPjkI/AAAAAAAAA8c/txmSzcG1MZg/s320/dscn0861.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492796739927641666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;KOSOVA DOĞUMLULAR MİLLİ TAKIMA&lt;br /&gt;Lafı uzatmayalım Kosovalılar, futbol oynadıkları için “terörist” ilan edildikleri bir noktadan buraya geldiler. Bağımsızlığın ilanından sonra artık Rugova’nın uluslararası turnuvalarda kendini gösterebilecek bir takımı söz konusu olacak. Lorik Cana (Marsilya), Besnik Hasi (Cercle Brugge), Besart Berisha (Burnley), Mehmet Dragusha (Elversberg) gibi Arnavutluk milli takımında; Valon Behrami (Lazio) gibi İsviçre milli takımında; Shefki Kuqi (Fulham) gibi Finlandiya milli takımında oynayan Kosova doğumlu futbolcular kabul etmeleri halinde -FIFA’nın da oluruyla- Kosova milli forması giyebilecekler. Rugova, meselenin “milliyetçilik meselesi değil Kosovalı olmak meselesi” olduğunun altını kalın kalın çiziyor. Nitekim yine eski bir Fenerbahçeli olan Nikola Lazetic (Torino) ve Jovan Tanasijevic’i (Dinamo Moskova) de Sırp olmalarına rağmen, onlar kabul etmese de, milli takıma davet etti.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta Kosovalılar, bayrağın kabul edilmesiyle birlikte muhtemelen şimdiye kadar giydikleri kırmızı-siyah formayı bırakacaklar; vize alamama gibi sorunları bitecek. Fakat şurası kesin ki, attıkları her golde, kazandıkları her maçta hayatlarını kaybeden sporculara, kardeşlerine, akrabalarına, arkadaşlarına da bir selam göndermiş olacaklar…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1920710841244530034?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1920710841244530034/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1920710841244530034' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1920710841244530034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1920710841244530034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/07/bir-milli-takm-yaratmak.html' title='Bir Milli Takım Yaratmak...'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TDpUqCvYRqI/AAAAAAAAA8U/TI7T7iGvV28/s72-c/14367_100292123331176_100000511652617_4216_2725885_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1715777241438290037</id><published>2010-07-09T11:02:00.004+03:00</published><updated>2010-07-09T13:46:36.769+03:00</updated><title type='text'>hayalet meslek</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TDbzGts6CvI/AAAAAAAAA8M/Yxi7zk4B4x0/s1600/tumblr_l3soijaiZb1qzavr6.htm"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TDbzGts6CvI/AAAAAAAAA8M/Yxi7zk4B4x0/s320/tumblr_l3soijaiZb1qzavr6.htm" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491844092297612018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;biraz iş konuşalım... "mağazamız görünür-görünmez güvenlik sistemleriyle korunmaktadır"... bu acayip uyarı levhasından payımıza düşen kısım görünür-görünmezlik. ya da daha şık bir tanımlamayla "hayalet meslek": kimse seni görmez, çoğu kişi sana inanmaz, görenler ürker (yeni Dostoyevski olduğunu iddia edenlerin hayallerini yıkmak kolay iş değildir), "nerden çıktı bu yaa" der ama iş işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;editörlük bir zanaat; ustanın yanında öğrenmek gerekir, mesai harcamak gerekir, çalışmak gerekir, disiplin gerekir, el ustalığı gerekir. öğrenmek sadece görmekle olmaz, hissetmek farzdır; mesai harcamak, çalışmak sadece önüne gelen metinle olmaz dünyayla teşrik-i mesaide bulunmak şarttır; disiplin sadece dışta olmaz, içte de obsesif kompulsif bozukluk düzeyine erişmek olmazsa olmazlardandır; el ustalığı sadece "şu kelime böyle yazılıyor"u bilmekle olmaz, misal bir paragrafı nereden nereye taşırsan daha anlamlı olacağını hissetmek zaruridir.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bütün bunları yapmak da yetmez, birtakım şişkin yazar egolarıyla baş edebilmek için tam olarak terbiye edilmiş bir ego, diplomatik ilişkinin kitabını yeniden yazmak da gerekir. üstelik afiş kavgasında yerinin olmayacağını bilerek: istediğin kadar cümle düzelt, redaksiyon, tashih yap kitabı yazar yazmıştır, sen değil! hayaletsin sen hayalet kalacaksın.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yayınevine staja gelenlere önce şunu okuturuz: &lt;a href="http://www.facebook.com/pages/Iletisim-Yayinlari/107362772630656?v=app_2347471856&amp;ref=ts"&gt;"Editör Kimdir, Eserleri Nelerdir?"&lt;/a&gt; okuduklarından ne anlarlar orası muamma tabii ama işte bilhassa kitap okumayı seven, kitapları en azından sevdiğini sanan, "editör olcam bennn" diye ortalıkta dolaşan, bunu bir marka değeri olarak kullanma hevesindeki genç arkadaşların hayallerindeki havalı mesleğin içi epey karmaşıktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1715777241438290037?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1715777241438290037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1715777241438290037' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1715777241438290037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1715777241438290037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/07/hayalet-meslek.html' title='hayalet meslek'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TDbzGts6CvI/AAAAAAAAA8M/Yxi7zk4B4x0/s72-c/tumblr_l3soijaiZb1qzavr6.htm' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1219527958410324516</id><published>2010-07-03T02:05:00.005+03:00</published><updated>2010-07-03T02:29:28.063+03:00</updated><title type='text'>penaltı: bir düello, bir yüzleşme anı…</title><content type='html'>blog futbol blogu falan değil, öyle olmasın da isterim. eski-yeni yazıları yayımlama yeri de değil, öyle de olmasın istiyorum (yazılar için ayrı blog mu açmalı yoksa? bugüne kadar kaç yazı yazdım sahi?). beri yandan işte öyle şeyler oluyor ki, "ben bunu yazmamış mıydım yahu" diyorum, dönüp bakıyorum, sahiden de öyle. hal böyleyken buraya koyup tekrar tedavüle sunmak, az çok hissiyatımı anlattığı için manalı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;word kayıtları, bu yazıyı 21 Eylül 2004'te yazdığımı söylüyor. mecra &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Birgün&lt;/span&gt;'dü. Hakan Şükür'ün kaçırdığı bir penaltı üzerine yazdığımı da hatırlıyorum, bakınca onu da netleştirdim: "19 Eylül 2004/ Beşiktaş-Galatasaray maçının 57. dakikasında sarı-kırmızılı takım penaltı kazandı. Hakan Şükür topu direğe nişanladı, maç 0-0 bitti." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Uruguay'a karşı temdit penaltısını kaçıran Gyan kardeşimiz golü atsaydı..." artık hepsi boş laf işte... penaltı bir düello işte...  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------&lt;br /&gt;PENALTI: BİR DÜELLO, BİR YÜZLEŞME ANI…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 metre 32 santimetreyi bir anda gözünüzün önüne getirebilir misiniz? 2 metre 44 santimi? 11 metreyi? Kuşkusuz pek zor. Öyleyse biraz yardımcı olalım; futbol kale direklerini düşünmek daha kolay olsa gerek! Futbol oyun kurallarına göre direkler arasındaki mesafe içten 7.32 metre, üst direğin alt kenarının yerden yüksekliği 2.44 metre. Her iki direkle üst direk, en çok 12 cm ve aynı kalınlıkta olmalı. 11 metre ise penaltı noktasının kale çizgisine uzaklığı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Penaltı, seyredenler için her zaman kolay gözükür. 11 metreden, neredeyse 8 metrelik devasa kaleye topu sokmak mesele değilmiş gibi gelir. Tam da bu yüzden penaltıyı “tutan” kahraman olurken, “atamayan” için dünya kararır. Oysa atan da, tutan da yalnızdır penaltı anında… &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TC50Tm8dLkI/AAAAAAAAA8E/6E69FeX0AwU/s1600/image-106607-galleryV9-lpqs2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 161px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TC50Tm8dLkI/AAAAAAAAA8E/6E69FeX0AwU/s320/image-106607-galleryV9-lpqs2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489452876031667778" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;İrlandalı bir kaleci, William McCrum; kalenin uzağında, gollük pozisyon yaratması düşünülemeyecek bir noktada yapılan faullerle, kaleye çok yakın noktalarda yapılan faullerin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyordu. Hemen hemen bir yıl süren mücadelesinin ardından, ceza sahası içinde yapılan faullerin sadece bir oyuncunun ve kalecinin birbirlerine 11 metre uzaklıkta karşı karşıya kalacakları penaltı kuralı ile cezalandırılmasına karar verildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1891’de, bir Aston Villa-Stoke City maçında, tarihe geçecek an yaşanır: Stoke, Villa karşısında 1-0 yenik oynamaktadır, maçın bitimine iki dakika kala hakem tarihin ilk penaltı kararını verir. İtirazlar, tartışmalar (elbette penaltıya itiraz ilk penaltı kararıyla başlamıştır)… Bu sırada topu kapan Aston Villa kalecisi, topu saha dışındaki ağaçların arasına atar. Bitime sadece iki dakika kalmıştır ve o zaman henüz “duraklama dakikalarını oynatmak” kuralı yoktur! Hakem saatine bakar, top aranır, hakem bakar, top aranır... Lâkin, hayır, bulunamaz ve böylece tarihteki ilk penaltı atışı yapılamamış olur! “Temdit penaltısı” denen, maç bitmiş olsa da penaltının atılacağı kuralı da böyle doğmuş olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye liglerinin ilk penaltısı da gol getirmemiştir. 25 Şubat 1959’da Karagümrük-Vefa maçında, Karagümrüklü Kadri’nin kullandığı penaltı Vefa kalecisi Baskın tarafından kurtarılır. 15 Mart’ta ise Fenerli Lefter, penaltı atışını Beykoz ağlarına yollayınca Türkiye liglerini ilk penaltı golünü atmış olur. &lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Futbolun büyük heyecanlarından birisidir penaltı. Devasa bir kale önünde karşı karşıya durmuş iki kişi. Bir tür düeollodur aslında olan biten; on binlerce, milyonlarca seyircinin gözlerinin önünde yaşanan. Penaltı anlarında iki futbolcunun da üzerinde büyük baskı vardır elbette. Her ne kadar Peter Handke, o pek güzel kitabına “Kalecinin Penaltı Anındaki Endişesi” adını vermişse de, penaltıyı atacak oyuncu da ondan daha az endişeli değildir. Aslına bakılırsa oyun içinde yeterince “yalnız kalan” kaleci (ki bu apayrı bir yazı konusudur kuşkusuz), çok daha güçlüdür atıcıya göre penaltı anında. Çünkü diğer takım arkadaşlarından çok daha fazla o bilir, tek başınalığın ne demek olduğunu. Atan ise belki de ilk defa kendi kendisiyle kalmıştır. Dolu bir stat, karşısında topa her an atlamaya hazır bir kedi-adam, 11 metre, 7 metre, 12 santim kalınlık…. Penaltı için “seçilmiş kişi”, öyle bir boşluk içine düşer ki! Zaman geçer mi geçmez mi bilinmez ama topa en soğukkanlı şekilde gelen atıcıların bile içlerinde hissettikleri bir ürperti vardır. Bunu bırakın profesyonel oyuncuları, iddialı mahalle maçlarında penaltı atanlar bile bilir...            &lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Penaltı bir boşluk, bir yüzleşme anıdır. Kendinle, yalnızlığınla ve belki de tüm statla. Kaçmıştır, kaçacaktır, kurtarılmıştır, kurtarılacaktır, o 12 santimlik kalınlığa çarpmıştır, çarpacaktır. Adınızın Hakan Şükür, David Beckham ya da Roberto Baggio olmasının bir önemi yoktur.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TC50KDVLO8I/AAAAAAAAA78/BNLpt6ZBh7g/s1600/image-106609-galleryV9-xajgyan.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 229px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TC50KDVLO8I/AAAAAAAAA78/BNLpt6ZBh7g/s320/image-106609-galleryV9-xajgyan.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489452711852850114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1219527958410324516?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1219527958410324516/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1219527958410324516' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1219527958410324516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1219527958410324516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/07/penalt-bir-duello-bir-yuzlesme.html' title='penaltı: bir düello, bir yüzleşme anı…'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TC50Tm8dLkI/AAAAAAAAA8E/6E69FeX0AwU/s72-c/image-106607-galleryV9-lpqs2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-6780024337636200905</id><published>2010-07-02T14:53:00.005+03:00</published><updated>2010-07-02T15:07:04.899+03:00</updated><title type='text'>onu seviyoruz</title><content type='html'>bu yazıyı Trabzonspor dergisinin son sayısı için yazmıştım. şöyle bir diyaloğunu görünce yazıyı buraya koymaya da karar verdim: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"muhabir vuvuzelayı gösterip hocam hiç bişey yok içinde dedi... Şenol Güneş: 'Olmaz mı? Bağımsızlık var özgürlük var onun için çalıyorlar...'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şenol Güneş'i seviyoruz işte, nedensiz de değil... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----&lt;br /&gt;ONU SEVİYORUZ…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzonspor, Fenerbahçe’yi 3-1 yenerek Türkiye Kupası’nı sekizinci defa müzesine götürürken gollerden birinden sonra Şenol Güneş’in sevinci dikkatinizi çekti mi?: Dünya Kupası günlerinden de hatırlıyoruz; kollarını havaya kaldırıp, adeta bir çocuk gibi yerinde zıplaması alameti farikalarındandır zaten. O sevincin içinde onu neden sevdiğimize dair bir sürü anlam da yüklü aslında...&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TC3WHiI4E1I/AAAAAAAAA70/r9lqt5gycNY/s1600/senol_gunes_.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 282px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TC3WHiI4E1I/AAAAAAAAA70/r9lqt5gycNY/s320/senol_gunes_.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489278945745965906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şenol Güneş, bu toprakların yetiştirdiği en büyük kalecilerden birisi, burası tartışılmaz. Trabzonspor’un “fırtına” olduğu dönemlerde altı şampiyonluk yaşayan takımın kaptanlığını yapması bir yana, 1978-79 sezonunda üst üste on iki maç gol yemeyerek halen kırılamayan lig rekorunu kırmıştı (Güneş’in rekoru dakika olarak 1.112 dakikaya denk düşüyor!). Teknik direktörlük kariyeri ise, ulaştığı başarılara bakınca kendisinin yanına yaklaşamayacak isimler tarafından hep tartışıldı. Şenol Hoca bunlarla muhatap olmadan sadece “işini yapmaya çalışan adam” modelinin de güzide bir örneğidir. Şahsen, Kore macerasının biraz da bundan kaynaklandığını düşünenlerdenim. İçinde debelenip durduğunuz şeyi manasız bir bataklık haline getirenlerden kaçma arzusu hepimizde biraz yok mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim benzer bir yolculuğu vakti zamanında, Arsenal öncesi Monaco’dan Japonya’ya giden Arsene Wenger de yapmıştı. Wenger’in Uzakdoğu deneyimi için söyledikleri şöyle: “Japonya deneyiminin bana epey yardımı oldu. Her şeyden önce baskıdan biraz kurtuluyorsunuz. Avrupa’da Japonya’ya göre çok daha agresif bir ortam var. Onlar olmadan yaşamayacağınıza inandığınız şeylerle araya mesafe koymak da yararlı oldu. Uzaklık, hayatınızda iyi bir ara sağlıyor. Bu, her şeyden biraz uzaklaşıp sonra geri dönmek gibi bir şey. Oradaki tekniği kopyalamaktan daha önemlisinin kendi deneyiminiz olduğuna inanıyorum. Japonlarda, içsel olarak her şeyi iyi yapma arzusu var, ki bu büyük bir güç. Avrupa’dan dışarı çıktığınızda, bazen başka bir dünyada olduğunuzu hissediyorsunuz. Dolayısıyla düşündüğünüz şeyle araya mesafe koymak hayati.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şenol Hoca da farklı bir şey söylemiyor aslında: “Gurbette olduğunuz için ailenizi, yakın dostlarınızı hatta bazen buradaki sıkıntıları bile özlüyorsunuz. Burada yolda yürürken mesela bir gerginlik hissediyorsunuz. Orada futbolda bizim kadar fanatizm yok. Sahaya çıkıyorsunuz, maçınızı yapıyorsunuz o kadar. Huzursuzluk yok. Dolayısıyla mutluydum orada. Kore’ye gitmekle hem dinlendim hem de çalıştım.” &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TC3V7SRVxCI/AAAAAAAAA7s/uHAhOo8ny_s/s1600/sg.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 298px; height: 308px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TC3V7SRVxCI/AAAAAAAAA7s/uHAhOo8ny_s/s320/sg.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489278735328068642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İşte bu “dinlenirken çalışma” halinin, memleketteki arı kovanından kaçıp Kore’ye gitmesinin kendisine gayet iyi geldiğini açıkça gördük takımın başına tekrar geçtiğinden beri: Uzakdoğu macerası Şenol Hoca için, “akil adam” rolü yapmadan, tam da memlekette en çok ihtiyacımız şey olan “akil adam” sıfatının içini daha da doldurmasına vesile olmuş gibi gözüküyor. Maçlardan önce-sonra yaptığı açıklamalar, oyuncularıyla, taraftarlarla kurduğu ilişki, toplumsal hayata duyarlılığı hepsi bir puzzle’ın parçaları gibi yerli yerine oturuyor artık. Ve biliyoruz ki, Türkiye’de futbol kültürü bir yerlere gelecekse bunda Jack London’ın “Martin Eden”ını pek seven, Kazım Koyuncu’nun cenazesinde yer alan, Hrant Dink’in ailesine taziye ziyareti yapan, rakiplerine kin-öfke-intikam duygusu biriktirmeyen Şenol Hoca’nın çok önemli payı olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasılı, tekrar edelim, Şenol Hoca’nın belki de gözlerden kaçan sevincinin içinde onu neden sevdiğimize dair bir sürü anlam yüklü. Onu kendilerine benzetmeye çalışanlara inat çocuksu sevincini muhafaza etmesi, hayata karşı duruşunu sürdürmesi, düne değil bugüne bakması,aslında bir öğretmen olmasına rağmen “ders almam, ders veririm” noktasına asla gelmemesi, ihtirasın uçurumlarına yuvarlanmadan durabilmesi onu “başka türlü bir adam” yapmıyor mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu seviyoruz… Tekniği, taktiği, karizmayı, içi boş hamaseti, kazanılan başarıları, kaybedilen maçları her şeyi bir yana koyalım. Onu seviyoruz… Bu kadar basit. Bu kadar yalın. Çünkü futbolumuzun, futbol kültürümüzün onda gördüğümüz “sahiciliğe” ihtiyacı var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar basit. Bu kadar yalın aslında…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-6780024337636200905?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/6780024337636200905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=6780024337636200905' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6780024337636200905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6780024337636200905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/07/onu-seviyoruz.html' title='onu seviyoruz'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TC3WHiI4E1I/AAAAAAAAA70/r9lqt5gycNY/s72-c/senol_gunes_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-3563789884288998196</id><published>2010-06-14T10:42:00.015+03:00</published><updated>2010-06-14T12:25:06.993+03:00</updated><title type='text'>Futbol Şenliklerinden Anımsamalar</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/d%C3%BCnya-kupas%C4%B1-844.aspx"&gt;kitap &lt;/a&gt;2002'de dünya kupası'ndan önce çıktığına göre yazıyı yazalı sekiz sene olmuş, üzerinden 3 dünya kupası daha geçmiş (şaka maka yazı işinde epey yıl almışız). şimdi oturup yeni bir yazı daha yazılabilir aslında, hatta bu da başka türlü yazılabilir ama eskileri hatırlamanın da ayrı bir güzelliği var işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine de "ulan", diyorum, "zaman ne çabuk geçiyor"... zaten insanın fani ömrüne kaç dünya kupası sığar ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Futbol Şenliklerinden Anımsamalar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;"keşke seyredebilseydim" dediğim&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;Fontaine ve Kempes'e...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol seyretmeye başlayan, 8 yaşındaki bir çocuk için önemli olan organizasyonun ehemmiyeti, oynanan futbolun kalitesi, yıldız futbolcuların varlığı/yokluğu değil; gördükleridir. Sadece ve sadece bu... Benim kişisel Dünya Kupası tarihim de; İngiltere'ye karşı "Maradona-Tanrı işbirliğini", Brezilya'lı Socrates'i, "Meksika dalgası" denen şeyin doğuşunu, Schumacher'i, Fas milli takımını... gördüğüm Meksika '86 ile başlıyor. Ve doğrusu şimdi şöyle bir geri dönüp baktığımda, futbol tutkumun ardında -gayet güçlü bir şekilde- tam da '86 Dünya Kupası'nın yattığını görüyorum sanki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TBXyqifE20I/AAAAAAAAA7U/5Ho_7VryaT8/s1600/1958-just+fontaine.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 212px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TBXyqifE20I/AAAAAAAAA7U/5Ho_7VryaT8/s320/1958-just+fontaine.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5482554934019021634" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kupa başlarken evimizde bir konuk vardı: Orhan Dayı. Hayır, öz dayım değildi ve daha da hayır, akrabalık ilişkimiz anneme değil babama dayanıyordu! Lakin kendisine "dayı" diyorduk işte. Bir Galatasaray fanatiği ve futbolu çokça seven bir adamdı. O Dünya Kupası'nı, Meksika '86'yı (neredeyse yarı finallere kadar her maçı) onunla izledim ben. Hatta "çivili tahta sahada" oynadığımız "madeni 5 liralık maçlarında", başlayacak maçın provasını yapıp öyle otururduk televizyonun başına. Evet, şükürler olsun ki, ben bozuk paralarla oynanan "çivili tahta saha maçları" dönemine yetiştim. Ama o döneme yetişemeyenler (ya da bilmeyenler) için yine de anlatayım: Önce uzun, enli ve sağlam bir tahta ("saha" olarak da okunabilir!) bulunur. Zorunluluktan değil ama estetik adına keçeli kalemle, ceza sahaları ve orta saha çizilir. Daha sonra, öncelikle kale direkleri olmak üzere sahanın muhtelif yerlerine çiviler çakılır. Şimdi sıra fazla ağır olmayan bir madeni para bulmaktadır ki o dönemde 5 liralıklar bu iş için biçilmiş kaftandı. Para ("top" olarak okunmalı artık) orta sahaya konulur ve parmakla vurularak maç başlatılır. Böylece sırayla topa vurmak suretiyle "gol kaydına muvaffak olmaya" çabalanır. İşte kupa zamanı sayısız defa bu oyunu oynayıp, "kim kazanacak" yorumu yaptık. Epey başarılı olduğumuzu da hatırlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer hatırladığım da turnuvanın maskotu ve daha ilginci, müziği: Annemin kupa başlamadan çok önce aldığı, üzerinde; uzun şapkalı, neredeyse boyu kadar bir topa yaslanmış, "pala" bıyıklı bir adamın resminin altında "Viva Mexico '86" yazan eşofmanlarımın sırrını çözmem, kupanın başlamasıyla oldu. Neden sonra öğrendik ki o zatın adı "Pique" dir! Turnuvanın müziğini hatırlamama "ilginç" dememin nedeni ise şu, inan olsun '86'dan sonraki hiçbir kupanın müziğini hatırlamıyorum! "Hatta '98'inkini bile" diyecektim ki, Ricky Martin gerçeği(!) aklıma geldi. Ama ne olursa olsun; zihnimde "Meksiko, Mek-si-biiii" diye kalan İspanyol ritimli o şahane müziği unutmam mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'86 deyince Maradona'nın "Tanrı'nın eli" olarak adlandırdığı, İngilizlere eliyle attığı golü anmadan geçmek olur mu? O maçta, hatta kupanın genelinde Arjantin'i tuttuğumu anımsıyorum. Ama o gol, bariz elle atılan o gol; İngilizlerin isyanı; Arjantinlilerin zafer kutlamaları; ertesi gün gazetelerde "Falkland Adaları'nın İntikamı" türü şeyler okuyup, atlastan Falkland Adaları'nı bulma girişimim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arjantin'den zihnimde bir de Burruchaga var: Arjantin'e kupayı getiren o güzel golü atan adamın, gol sonrası sevinci ve neden bilmem bana gayet yakın gelen surat ifadesi hâlâ aklımda. Surat ifadesi deyince; yazının başında dediğim gibi "sakallı" Sokrates'i de çok net gördüm o kupada ve yine neden bilmem, tuhaf şekilde korkutmuştu beni. Belki de hâlâ ve hâlâ Brezilya'dan hazzetmeyip Arjantin'e yakın durmam o "yüzdendir"!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Kardeşimle birlikte evimizin koridorlarında, kendimize isimler/takımlar seçe seçe "top koştururken" başladı '90 Dünya Kupası. İtalya '90 geldiğinde artık "Dünya Kupası'na hazırlanmak" kavramının anlamını az çok çözer olmuştum. Her şeyden önce büyük gazetelerin kupa başlamadan yaklaşık bir ay önce vermeye başladıkları "Dünya Kupası Rehberi"nden edinmek farzdı. Bol resimli bu kitapçıklarda her takımın kadrosunu, yıldız oyuncularını, hocalarını, kupaya nasıl geldiklerini öğrenmek mümkündü. Diğer bazı gazetelerinkini de almakla beraber Hürriyet'in verdiği kuşe kağıda basılı kitapçığı tam anlamıyla "hatim ettiğimi" biliyorum. Her takımın Hürriyet tarafından öne çıkarılan oyuncusu bugün bile aklımdadır: Kosta Rika'da mesela kaleci Conejo, İralanda'da Cascarino, Uruguay'da Francescoli, İtalya Vialli, Çekoslavakya Chovanec... Sonra kupa fikstürünü sürekli göz önünde bir yerlerde bulundurmak da şarttır. Tabi turnuvaya katılacak takımlarla ilgili son haberleri kesinlikle kaçırmamak ve bir de milli takım seçip "benim takımım" diye sahiplenmek; Dünya Kupası'na hazırlanmak hemen hemen böyle bir şeydir işte. Benim takımım İtalya'ydı '90'da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kupanın açılış maçında bir lokantadaydık ailece. Kamerun-Arjantin maçı. Derken Kamerun'un golü, televizyonun olduğu yere koşturuşum. Kamerun'un ne büyük iş yaptığını daha sonra anladık yine: Çeyrek finale çıkan ilk Afrika takımı olma ünvanını almışlardı. Peki Roger Milla mefhumuna ne demeli? Kamerun'un, yaşı epey kemale ermiş ve fakat o kupada adeta koskoca bir kıtanın sembolü haline gelmiş, hâlâ zaman zaman bazı spor programlarının jeneriklerinde rastlanılacak o gol sonrası kendine özgü dansıyla hatırlanan topçusu. Kamerunluların çeyrek finalin uzatmalarında kaybettikleri İngiltere maçından sonraki o mahzun yüz ifadeleri belleğimizde hâlâ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TBX0DoozZ5I/AAAAAAAAA7k/KKLBmWHF9m4/s1600/Mario-Kempes-Argentina.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 182px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TBX0DoozZ5I/AAAAAAAAA7k/KKLBmWHF9m4/s320/Mario-Kempes-Argentina.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5482556464678791058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim takımın, yani İtalya'nın kozu dediğim gibi Vialli idi. Ne var ki ilk maçlarda yedek soyunan kısa boylu bir adam, bir türlü bekleneni veremeyen Vialli'yi aratmadığı gibi turnuvanın da gol kralı oluverdi: Salvatore "Toto" Schillacci. Ama benim kanım ona da ısınamadı bir türlü. Ben daha çok Carlos Valderrama'yı, namı diğer "Beyaz Gullit"i sevmiştim. Söz hazır oyunculardan açılmışken, zihnimde büyük yer eden birini daha anmadan geçmeyeyim: Birleşik Arap Emirlikleri kalecisi Muhsin El-Faraj. Almanya ile yaptıkları ve fark yedikleri maçta, top kaleye girdikten sonra planjon yapması "unutulmazlar" listemde kesinlikle müstesna bir yere sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neticede kupa; Brehme'nin Arjantin'e attığı penaltı golüyle, Lothar Matthaus'un ellerinde yükseliyordu. İtalya '90'ın futbol kültürüme katkısı; "gıcık olduğum(!)" takımlar listesinde Brezilya'nın yanına, İngilizleri ve Almanları da eklemesi oldu sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;"Aman bundan da eksik kalmayalım" diyen Amerikalıların "sahici futbola" ittirilme çabaları... Bana göre Amerika '94'ün anlamı budur. Bilirsiniz; Amerikalıların "futbol" kelimesinden anladıkları itişli kakışlı Amerikan futboludur. Dünyanın hemen her ülkesinde hemen hemen aynı şekilde anlatılan ("ayaktopu") sahici futbol için apayrı bir kelimeye ("soccer") sahip olduklarını bilmek bile yaralayıcıdır aslında ve bu ülkenin neden Dünya Kupası gibi "sahici futbolun şenliği" niteliğindeki bir organizasyonu gerçekleştirmemesi gerektiğine de bir işarettir bence. Lakin oldu: '94 Dünya Kupası, Amerikan futbol sahalarından bozma sahalarda oynandı ve kupanın ardından da maçların oynandığı stadların çimlerinden parçalar satıldı! Sözün özü benim en sevmediğim kupa olmuştu Amerika '94.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saha dışı sevimsizliğine saha içinden eklenen en büyük sevimsizlik ise hiç şüphe yok ki; turnuvada kendi kalesine gol atan "tek" oyuncu olan Kolombiyalı Escobar'ın ülkesine dönünce öldürülmesi oldu. Hâlâ aklımı kurcalayan soru: Acaba topu kendi kalesine yuvarladıktan sonra yerde öylece yatıp kalan Escobar, o sırada aklından böyle bir son geçirmiş olabilir mi? Kendisini kurşunlayanların onun yerine "evet" cevabı verdikleri "ben bir vatan haini miyim?" sorusunu sormuş mudur kendine? Ve elbette Maradona'nın idrarında "efedrin" çıkması; hem de attığı bir golün sonrasında kameralara doğru koşup, gözü dönmüş bir şekilde bakmasının/bağırmasının, meydan okumasının hemen ardından!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol trajedisinin doruğu ise; İtalya'yı finale kadar taşıyan, saçlarını at kuyruğu şeklinde toplayan, Budist ve "efendi" adam Roberto Baggio'nun final maçında kaçırdığı penaltı oldu '94'de. Her ne kadar, televizyon başında bulunduğum "kaçıracak" kehanetinin tutmasının hazzını yaşasam da, topu kalenin o kadar üstüne vuracağını doğrusu kestirememiştim ve tabii sonrasında Baggio için o kadar üzüleceğimi de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;"Takımım Fransa, alacaklar kupayı göreceksiniz!" dediğimde birçok arkadaşım dalga geçmişti benimle: "Bir kere forvetleri yoktu", "Zidane tek başına ne yapabilirdi ki?" Ama Fransa '98'de görüldü ki; aslolan takımdır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle seyrettiğim en zevkli kupaydı Fransa '98. Şüphesiz bunda futbola biraz daha farklı bir gözle bakmaya başlamış ve ilk defa bir takıma bu kadar yürekten inanmış olmamın da katkısı vardır. Daha kupa başlamadan aylar önce ve itiraf edeyim takımı da çok fazla tanımadan gayet nedensiz şekilde "Fransa" diyordum ben. Aslında bir nedenim vardı: Zizou. Katılmayanlar, karşı çıkanlar mutlaka olacaktır ama kişisel tercihim "bireysel" Maradona'dan ziyade, daha "takımsal" olduğunu düşündüğüm Zidane'dan yanadır benim. O da sağolsun, bizi mahcup etmedi: Fransa'nın şampiyonluğunun ardından Şanzelize'deki Zafer Anıtı'nın üzerine lazerle "Zidane Sunar" yazısını yazdırttı. Hele hele bir sürü Brezilya "taraftarının" arasında seyrettiğim o final maçında kafaya çıkıp çıkıp golleri atması... Hem de, daha önce yazdığım gibi pek hazzetmediğim Brezilyalılara karşı! Nasıl mutlu olmuştum anlatamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Demiştim ya, "dünya kupaları futbolun şenliğidir": takımların kazanma hırsıyla, oyuncuların kendilerini kanıtlama arzusuyla, özel olarak seçilmiş hakemleriyle ve en önemlisi taraftarı/seyircisi ile. "Evrensel" ölçekte futbol sohbeti yapılabilen ve fakat dört senede bir gelen, bir ay. İnsanın futbola dair duygu/bilgi dünyasını yakınen gözlemleyebildiği, sorgulayabildiği koca bir ay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözün sonunda diyeceğim şudur: Dünya kupaları, yaş kaç olursa olsun, "futbol hatıratı" biriktirmek için her zaman idealdir. Üstelik daha da güzeli bu hatıraların dünyanın her tarafında geçerli olmasıdır. On sene sonra bir Kosta Rikalıyla, bir Çinliyle ya da bir Brezilyalı ile öyle ya da böyle bir araya geldiğinizi hayal edin. 2002 Japonya-G.Kore Dünya Kupası'na dair konuşacak birşeyleriniz mutlaka olacak. İnanın bana...&lt;br /&gt;(&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Dünya Kupası&lt;/span&gt;, İletişim Yayınları, 2002)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-3563789884288998196?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/3563789884288998196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=3563789884288998196' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3563789884288998196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3563789884288998196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/06/futbol-senliklerinden-anmsamalar.html' title='Futbol Şenliklerinden Anımsamalar'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/TBXyqifE20I/AAAAAAAAA7U/5Ho_7VryaT8/s72-c/1958-just+fontaine.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1354762310049115826</id><published>2010-05-14T17:44:00.003+03:00</published><updated>2010-05-14T18:30:33.489+03:00</updated><title type='text'>"Saatleri Ayarlama Enstitüsü"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S-1sQ9P3_PI/AAAAAAAAA6Q/FOZxN87oUOg/s1600/b-303509-nacar.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S-1sQ9P3_PI/AAAAAAAAA6Q/FOZxN87oUOg/s320/b-303509-nacar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5471148160899874034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;saat, saat olmaktan çıkıp vücudunun parçasıymış gibi olduğunda güzeldir. kolunda varlığını, yokluğunu unuttuğunda güzeldir. bunu az saat yaşatır, yaşatana bağlanmak esastır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk saatime, o zamanlar bir teknoloji mucizesi gözüyle baktığım casio'nun digital ekranlı saati dersem, dedemin doğumumda alıp "vakti gelince verirsin" diye anneme verdiği kurmalı nacar'a ne büyük haksızlık yapmış olurum. o casio'dan sonra gelip geçen saatleri hatırlamayıp, yıllarca durduğu kutunun içine bakıp bakıp "o gün gelse de taksam" dediğim, derken ortaokul sonda sanırım, takmaya başladığım 17 rubis'li nacar'ı hatırladığıma göre ilk saatim odur. gece yatmadan önce kurup, bileğimi hafifçe kulağıma yanaştırıp işleyişini dinlemişliğim çoktur... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurma kolu bozulunca mecburen vedalaştığımız nacar'dan sonraki saatlerimden elime geçtiği için taktıklarım, "iyi bir beraberlik olur" diye yola çıkıp ayrılmaya karar verdiklerim var, geçelim, bizzat para biriktirip aldığım saat de içi siyah bir pulsar'dı. şimdiki, gönlümüzdeki manası çok derin, "iyi ki var" dediğim lacoste gelinceye kadar, uzun zaman yarenlik etti bana.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hasılı, kolunda varlığını, yokluğunu unuttuğun saat güzeldir, öylesine bağlanmak esastır. üstelik  "Saatleri Ayarlama Enstitüsü"nü sindire sindire okuyan için saat, hayatla hesabında da bir şeye işaret edebilir: "saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1354762310049115826?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1354762310049115826/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1354762310049115826' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1354762310049115826'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1354762310049115826'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/05/saatleri-ayarlama-enstitusu.html' title='&quot;Saatleri Ayarlama Enstitüsü&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S-1sQ9P3_PI/AAAAAAAAA6Q/FOZxN87oUOg/s72-c/b-303509-nacar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1725898155120980505</id><published>2010-05-07T12:41:00.004+03:00</published><updated>2010-05-07T15:10:33.382+03:00</updated><title type='text'>uzun cüzdan</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S-QDEo8iZFI/AAAAAAAAA6I/1OYiLoBGJQQ/s1600/handmadeleather_2104_107309.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 230px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S-QDEo8iZFI/AAAAAAAAA6I/1OYiLoBGJQQ/s320/handmadeleather_2104_107309.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5468499225780315218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;cırtcırtlı tabir ettiğimiz kırmızı, bezden, üzerinde benotton yazan cüzdanı hazırlığa başladığımda eso cebime sokmuştu. o cüzdan, bir okul kırması sırasında, o zamanlar atari salonları var hey gidi günler, "continue? insert coin in 10 seconds" koşturmacası sırasında, "amannn oyun gitmeden yeni jeton atayım"a kurban gitmiş, tunalı'daki bir ataricide kalmıştı. sözde alman kültür'de geçirdiğim uzun saatlerin ardından eve dönerken yokluğunu fark etmiş, eve ne diyecem diye düşünmeye başlamıştım ki, buna pek gerek olmadığını da anladım. olaylar arasında bağlantı kurmaktaki hız konusundaki yeteneğiminin serpilme aşamaları o ana dayanır, yalandan döktüğüm gözyaşlarımı sabırla karşılayan eso'nun "sen bugün nerelere gitmiş olabilirsin? bi düşün bakalım" sorusunu duyunca anlamıştım baltayı taşa vurduğumuzu: ataricide cüzdanımı bulan bir camcı, cüzdandaki karttan yola çıkıp eve ulaşmış, bizim sözde alman kültür'de olduğumuz saatler boşa çıkmıştı.    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o cüzdanla vedalaşmamın orta 2'ye dayandığını hatırlıyorum. bir çekmecede esbank'tan bir şekilde eşantiyon gelen, esasen çek defteri taşımak için kullanılan cüzdanı bulduğum gün, "ahanda budur" deyip uzun cüzdanlar dünyasına adım attım. o da bizi nereden baksan lise 2'ye kadar taşıdı. o günden beri iki defa değiştirsem de pantalonumun arka cebinde duran tergan marka uzun cüzdandan başka cüzdan kullanmadım, kullanmayı düşünmem (heyhat, internet sitelerine girdim baktım, bizim modelden artık yapmıyorlar mıdır nedir? gerçi, bir uzun cüzdan fotoğrafı bile bulamadık doğru dürüst o da ayrı). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir tür iyi insan sıfatıyla "cüzdanınız düşecek" diyenlere "düşmez" deyişimden çok, "sağolun" demişliğim çoktur; "çekerler" diyenlere, "sağolun"dan çok "çekemezler". çünkü düşmez, çünkü çekemezler. zaten cüzdanda para da taşımam... o cüzdanın oradan düşebileceğini, çekilebileceğini hesaplayanlan "iyilikseverlerin" akıllarının bir köşesinden hep "düşse de alsam", "çeksem de görse gününü" fikrini geçirdiklerine inanırım. cüzdanımla ilgili konuşanlardan pek hoşlananmam...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1725898155120980505?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1725898155120980505/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1725898155120980505' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1725898155120980505'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1725898155120980505'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/05/uzun-cuzdan.html' title='uzun cüzdan'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S-QDEo8iZFI/AAAAAAAAA6I/1OYiLoBGJQQ/s72-c/handmadeleather_2104_107309.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-685734605633380321</id><published>2010-05-03T11:09:00.006+03:00</published><updated>2010-05-03T12:53:03.824+03:00</updated><title type='text'>"el tutuşa tutuşa"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S96WaMJDoRI/AAAAAAAAA5Q/VQvA_84RM9k/s1600/1323889.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 233px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S96WaMJDoRI/AAAAAAAAA5Q/VQvA_84RM9k/s320/1323889.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5466972374354338066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;blogun güzel yanı bu, "geriye dönüp baktığında hayatında ne görüyorsun?". 2007'de polis çemberinin içinde &lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2007/05/kou-band.html"&gt;koşu bandına&lt;/a&gt; takılmışım; 2008'de &lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2008/05/dman-yollar-kesti.html"&gt;salyalı polislerin kahve sandalyesi fırlattıkları&lt;/a&gt; insanların içindeymişim, mis sokak'ın köşesiydi hatırlıyorum; 2009'da sıraselviler'di, gümüşsuyu'ydu, kazancı'ydı polisle karşılaşa karşılaşa meydana çıkamayınca bir şey yazmamışım, düşman yolları sahiden kesmiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 mayısı kayıtlara güneşli bir günde, eşle dostla sevdicekle, kötü alan yönetimine, marş-şarkı çalmadaki beceriksizliğe rağmen tarihe geçen bir günde "oradaydım" olarak geçsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps. &lt;br /&gt;- havadan başka fotoğraflar için &lt;a href="http://www.istanbulhaber.com.tr/haber/taksimdeki-1-mayisin-havadan-goruntuleri-36961.htm"&gt;bkz. &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;- şiirin tamamı da &lt;a href="http://siir.gen.tr/siir/c/can_yucel/el_tutusa_tutusa.htm"&gt;burada&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-685734605633380321?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/685734605633380321/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=685734605633380321' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/685734605633380321'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/685734605633380321'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/05/el-tutusa-tutusa.html' title='&quot;el tutuşa tutuşa&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S96WaMJDoRI/AAAAAAAAA5Q/VQvA_84RM9k/s72-c/1323889.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-657809831809915934</id><published>2010-04-22T15:34:00.006+03:00</published><updated>2010-04-22T17:39:03.376+03:00</updated><title type='text'>kıvırcık</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S9BeXU2FTFI/AAAAAAAAA4o/dCevKVVJE9Y/s1600/multiracial-hair-care-1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S9BeXU2FTFI/AAAAAAAAA4o/dCevKVVJE9Y/s320/multiracial-hair-care-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5462970102825962578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;kıvırcık saçın nedeninin saç kökünde yattığını tahmin ediyordum zaten de bilimsel açıklamasını da &lt;a href="http://www.smileturkiye.com/blog/?p=452"&gt;yapmış&lt;/a&gt; adamlar: "Saç kökünün, kafa derisinin 4 milimetre altında olduğunu tespit eden bilimadamları, saç kökünün kıvırcık saçlılarda çengel biçiminde, Avrupalı ve Asyalıların saçlarında ise düz olduğunu belirlediler." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saçlarımın değişik olduğunu iyice netleştirmem şüphesiz ilkokula dayanıyor. herkesin saçları düz düz, kirpi gibi olanlar var dik dik, kafalarının arkasında saç dönümü yerleri belli olanlar... çok kısa saçı o zamandan sevmem zaten ama çok uzayınca da eso'nun tabiriyle "papaz gibi" oluyordu. yine de kafamdaki farklılığı keşfetmem, saçlarımla oynamaya ilkokuldan çok daha önce başladığıma göre, çok daha eski olmalı. o zamandan beri saçımla oynar dururum. daha çok bir şeyler okurken, iş yaparken, düşünürken... (bir sınavdan çıkıp tuvalete gittiğimde aynada kafamdaki kalemi görüp şaşırmışlığım da vardır.) tam da bu yüzden saçlarımın ön tarafının fazlasıyla yıpranmış, zedelenmiş, hatta açılmaya yüz tutmuş olması anormal değil; çok çektiler elimden. oysa ben onlara hiç özen göstermemeye, özel ilgi sunmamaya, "amann ne olacaksa olsun" demeye hep devam ettim. misal toplasan kaç kere taranmışlığı vardır ki? (dallama berberin birinin saçları ıslatmadan taramaya kalkıp, tarağı kurtarmak için kafamı öne-arkaya sallamışlığı da vardır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üniversiteye girdiğim sene uzattığım saçlarımın 23-24 cm.'e kadar çıktığını hatırlarım (evet, ölçmüştüm.) serde brian may olma hayali de var, kıvırcıklığın en meşakkatli dönemi olan kısalıktan çıkıp uzunluğa geçiş sürecindeki "hahaha"lara, "hohoho"lara, müstehzi bakışlara hiç aldırmadım. saçımdan hep gurur duydum, saçımla hep mutluydum. istanbul'a ilk geldiğim vakitlerde de yine kısalıktan çıkıp nisbi bir uzunluğa ulaşmıştı saçlarım. kestirdiğim zamanı &lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2006/12/samson-ile-dalila.html"&gt;kaydetmişim&lt;/a&gt; nitekim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S9Bd2YsM3XI/AAAAAAAAA4g/zj_LaK35YYM/s1600/418px-BrianMay.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 223px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S9Bd2YsM3XI/AAAAAAAAA4g/zj_LaK35YYM/s320/418px-BrianMay.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5462969536922574194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tekrar uzatmaya başlamam nereye denk düşüyor tam hatırlamıyorum şimdi ama sanırım yaklaşık 2008 mart'ından beri berber görmüş değilim. bu sefer ölçmüşlüğüm yok fakat tahminim o 23-24 cm'i geçeli epey olduğu yönünde. üstelik bir devrime imza atıp üzerinde "uzun kıvırcık saçlar" için yazan bir krem de aldım geçen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kıvırcık saçlılar, biraz solaklar gibidir; kendi iç dünyaları, medeniyetleri vardır. "bu saç ıslanmıyor denize falan girince di mi?"den, o dingil reklamla ortaya çıkan "bonus kafa"ya uzanan bir dizi sataşmaya göğüs gererler. kişisel olarak en tiksidiklerim ise saçlarına fön çekip duran, "bakkkk düzzzz benim saçlarım da" diyen kadın kıvırcıklardır (erkeklerden böyle yapan varsa zaten bizden değildir). kadere böyle meydan okunmaz, bunu bilmezler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kısa da olsa uzun da olsa saç kökümün çengel biçiminde olduğunu bilmekten hep gurur duydum, saçımla hep mutluyum. bir berber tabelasında gördüğüm saç kesim fiyatlarının almış yürümüş olmasına ise ("20 tl" diyordu) şaşırmış haldeyim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-657809831809915934?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/657809831809915934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=657809831809915934' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/657809831809915934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/657809831809915934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/04/kvrck.html' title='kıvırcık'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S9BeXU2FTFI/AAAAAAAAA4o/dCevKVVJE9Y/s72-c/multiracial-hair-care-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-3978676843957306514</id><published>2010-04-09T11:43:00.007+03:00</published><updated>2010-04-09T12:39:00.451+03:00</updated><title type='text'>cümlenin öğeleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S770wfFMyKI/AAAAAAAAA4A/IjMciuxNY4M/s1600/tt000135-resim2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 209px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S770wfFMyKI/AAAAAAAAA4A/IjMciuxNY4M/s320/tt000135-resim2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458068912233826466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Maral'ın, şimdi tam hatırlamıyorum bir gizli özne miydi yoksa dolaylı tümleç mi, cümlenin bir öğesini bulamamam yüzünden, tahtaya kalkmış bana söylediklerinin içime nasıl oturduğunu bugün bile hatırlarım. unutmam. bir de, yaşlılığının verdiği "buralar hep beton oldu eskiden ne güzeldi" duygusuyla söylediğini düşündüğüm "arada yeşile bakın, kafanızı kaldırıp göğe bakın gözleriniz sonsuzla uyum yapsın" lafını. o koskoca sınıftan bunu tek hatırlayan bensem bile Maral hocalığını yapmıştır, sevmesem de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çorum-Alacalı Mustafa hocam, konuşurken ağzından tükrük saçardı belki biraz diş durumundan ama çok iyi adamdı. bir kompozisyon ödevinde Konya'da babaannelerde geçirdiğim köy günlerini anlattığım saçma "ata bindim, harıma gittim, soğan çapaladım" mealindeki yazıya sınıf ergenlik kötülüğüyle sırıtırken onun "ne sırıtıyorsunuz, pek güzel olmuş" deyişini, sınavların kompozisyon kısımlarında bana hep en yüksek notu çakışını unutmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslüm hocayı sevdim diyemem, hiç hazzetmedim. kolumdaki bilekliklerime takışı bir yana, "sen ateş misin? beni tanımıyorsun, ben ateşe benzin dökmeyi severim" deyişini unutmam. sonra tam da o adam okul tarihindeki ilk gerçek anlamdaki tiyatro oyununda bana neden &lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2008/01/kkken-futbolcu-olmak-istiyordum-ben.html"&gt;başrol verdi&lt;/a&gt; anlamış da değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamuran hocanın tipinin o kadar olmasa da giyim kuşamının her zaman şık olduğunu unutmuyorum. dersleri zevkli geçerdi, "okuduğumuzu anladık mı"nın gelişmiş versiyonları işte zaten. "Gıprıslı" Suzan hocanın ise sesini unutmak mümkün değil tabii; en kızgın olduğu anda bile çocuk sesi çıkaran bir kadın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdiki aklımla bakınca Hüseyin hocayla biraz daha yakın ilişki kurmanın, tek sayı çıkan ama iyi çıkan, unutmak mümkün değil, okul gazetesinden daha verimli sonuçlar doğurabileceğini düşünüyorum. aslında tabii çok geç kalmış bir rastlaşmaydı bir yandan da zira liseyi bitirmek üzereydim.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;***&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;türkçecilerim-edebiyatçılarım bunlar oldu benim. türkçeyle, edebiyatla daha içli dışlı olmama açık bir yararları oldu mu emin değilim ama işte sabah tramvay durağında gözlerim sonsuzla uyum yapsın diye denize bakarken aklıma geliverdiler... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;ps. resim &lt;/span&gt;&lt;a style="font-style: italic;" href="http://www.teknoturk.org/docking/yazilar/tt000135-yazi.htm"&gt;şuradan&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;. enteresan bir makale. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-3978676843957306514?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/3978676843957306514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=3978676843957306514' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3978676843957306514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3978676843957306514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/04/cumlenin-ogeleri.html' title='cümlenin öğeleri'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S770wfFMyKI/AAAAAAAAA4A/IjMciuxNY4M/s72-c/tt000135-resim2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-4491717732887205602</id><published>2010-03-30T15:57:00.007+03:00</published><updated>2010-04-09T12:39:58.159+03:00</updated><title type='text'>"manyak mısın oğlum"</title><content type='html'>bugün mezarına toprak atarken "Alp abi sağol" deyince ya da "abi süper başlık bulmuşsun" deyince "manyak mısın oğlum" deyişi geçip durdu aklımdan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Ankara'dan getirilip odaya atılmış iş bilmez çömeze, kendilerine "çekilin siz kenara" denilmesine rağmen, hiç arıza yapmadı. birbirimizi tarttığımız kısacık zamandan sonra da işler yürüdü gitti. zaten bilmiyor muyduk birbirimizi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ukalalık yapmışımdır mutlaka ama ne ben ona, ne o bana "şöyle olacak" demedik hiç. "şunu şöyle mi yapsak" dediğimde "yeni bir şey bu, hemen hemen yapalım" diye atlamışlığı; olmayacak bir şeyse bile oldurmaya çalıştığı -en azından öyle göründüğü-, gönlümü kırmamaya çalıştığı çoktu. ben de hep aynı şekilde davranmaya çalıştım. isyankar değildi özünde, bilakis gayet uyumluydu. fakat arkasında durunca sadece kendini sanat yönetmeni sananlara karşı değil, "nba'i ne diye koyuyorsunuz bu sayfaya kim okuyor bunu" diyen, her boktan olduğu gibi spordan da anladığını sananlara karşı da desteğini atardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sayfaya fotoğraf yerleştirmeyi, -bugün hala yarım yamalak hatırladığım- mac kullanmayı bana hep o öğretti. maça kaldığımız günler oturup tek başına sayfayı çatışını, yıkıp yeniden yapışını görmüşlüğüm de vardır; işin temelinden geliyordu çünkü. hafızasının gücü "ulan" dedirtmişti bana: sadece bill shankly'nin liverpool'unun, brian clough'un nottingham'ının tüm kadrosunu değil, misal 1976'da hit olmuş bir şarkıyı da bilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S7NZRISpl3I/AAAAAAAAA3w/Rw9cL-gry5M/s1600/alpcan.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 225px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S7NZRISpl3I/AAAAAAAAA3w/Rw9cL-gry5M/s320/alpcan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454801724494157682" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;(Coşkun Çelik arşivinden, acetobalsamico&lt;/span&gt;) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Alp abiyle nereden baksan 6 ay o kümes gibi, penceresiz, daracık odada sabahtan akşama birlikte çalıştık. karadeniz büfe'den "karışık"lar yedik, 2-3 defa içtik. kapıldığı kopmuşluk halinden çıktığını pek görmedim ama. biraz da bundan, söz verip verip bir türlü tekrar yazmaya başlamadı. ne yapsam bir yazının ötesinde yazdıramadım ona tekrar. halbuki, yaşarken arasa muhtemelen telefonuna çıkmayacak, yine de sağolsunlar, cenazesinde görünen "önemli yerlere gelmiş" adamların alayından da iyi gazeteciydi özünde; parlak olmayı tercih etmedi. ben onu böyle bildim, sevdim. onun da beni sevdiğini bilirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="status-body"&gt;&lt;span class="status-content"&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;ne iyi olmuş da fazla fazla 15 gün önce karadeniz büfenin önünden geçerken aklıma düşmüşsün aramışım seni, duymuşum sesini. iyi ki çalışmışız birlikte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;***&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;kim ne derse desin, &lt;a href="http://www.jurnalmedya.com/2010/03/30/birgun-gazetesinin-aci-kaybi-alp-can-hayatini-kaybetti/"&gt;Alp Can&lt;/a&gt;, hayatta bir şey olmuştu bana kalırsa. ama bir kez daha anladım, ne olursa olsun, hayatta hiçbir şey olamayacaksan "güzel bir adam" olacaksın... &lt;span class="status-body"&gt;&lt;span class="status-content"&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-4491717732887205602?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/4491717732887205602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=4491717732887205602' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4491717732887205602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4491717732887205602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/03/manyak-msn-oglum.html' title='&quot;manyak mısın oğlum&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S7NZRISpl3I/AAAAAAAAA3w/Rw9cL-gry5M/s72-c/alpcan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-7768308400334417345</id><published>2010-03-18T12:17:00.003+02:00</published><updated>2010-03-18T12:32:26.548+02:00</updated><title type='text'>kelime peşinde</title><content type='html'>sabah balkona çıktığımda, parktaki üç kişiye bakarken geliverdi cümle: "parklarda oturan insanlar kafalarındaki sonsuzluğu kimseyle paylaşmazlar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüksek sesle okununca şiiri de var. zaten "parklarda oturan insanlar" ve "kafadaki sonsuzluk" kalıpları eski bir hikayeden, romandan çıkmış gibi hissettirdi. güzel bir giriş cümlesi olur. o zamandan beri her çıkışımda, yeni bir versiyonu üzerinde düşünüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- parklarda oturan insanlar kafalarındaki sonsuzluğu kimseyle paylaşmaya yanaşmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- parklarda oturan insanlar kafalarında yakaladıkları sonsuzluğu kimseyle paylaşmaya yanaşmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- parklarda oturan insanlar, bir an için bile olsa kafalarında yakaladıkları sonsuzluğu kimseyle paylaşmaya yanaşmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- parklarda oturan insanlar, bir an için bile olsa, kafalarında yakaladıkları sonsuzluğu kimseyle paylaşmak istemezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S6IApGWMxQI/AAAAAAAAA3o/SP0UlfBvcmk/s1600-h/park_bench.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 220px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S6IApGWMxQI/AAAAAAAAA3o/SP0UlfBvcmk/s320/park_bench.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5449919205150082306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-7768308400334417345?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/7768308400334417345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=7768308400334417345' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7768308400334417345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7768308400334417345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/03/kelime-pesinde.html' title='kelime peşinde'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S6IApGWMxQI/AAAAAAAAA3o/SP0UlfBvcmk/s72-c/park_bench.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-6007211229089201634</id><published>2010-03-03T10:59:00.005+02:00</published><updated>2010-03-04T17:52:11.862+02:00</updated><title type='text'>tramvayda başka sahada başka dışarda başka ...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S4_WSQpzqmI/AAAAAAAAA10/wKRPLZ6JiYc/s1600-h/metro_113.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 229px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S4_WSQpzqmI/AAAAAAAAA10/wKRPLZ6JiYc/s320/metro_113.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5444806083710528098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;tramvay daha durağa yanaşmadan içeriyi kesmeye başlayıp, tramvayın duruşuyla birlikte içeri atlayan, herkesleri yararak gözüne kestirdiği boş koltuğa ulaşma çabasına girişen kadın-adam tipi var hayatta. sadece ben gördüğüm için değil, böyle bir şey var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o kadın-adam tiplerinin hayattaki yerleri, beklentileri, sevinçleri, üzüntüleri neye tekabül eder bunu tam olarak anlamak isterdim. zira bunu anladığım gün "komple bir insan" olmak diye bir şey var mı onu anlamış kadar olurum gibi hissederdim herhalde. çünkü "sahada kasap futbolcu ama dışarda melek gibi adam" lafına inanmam ben.      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toplu taşıma araçları insan gözlemek için mühim mekanlardır...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-6007211229089201634?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/6007211229089201634/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=6007211229089201634' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6007211229089201634'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6007211229089201634'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/03/tramvayda-baska-sahada-baska-dsarda.html' title='tramvayda başka sahada başka dışarda başka ...'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S4_WSQpzqmI/AAAAAAAAA10/wKRPLZ6JiYc/s72-c/metro_113.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-6979655618485270351</id><published>2010-02-09T11:31:00.004+02:00</published><updated>2010-02-09T12:19:06.329+02:00</updated><title type='text'>sosyal bilimlere peynirli açma-poğaça bakışı...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S3EzJrGA0OI/AAAAAAAAA0g/-cF7pziXQ_I/s1600-h/b-360749-a%C3%A7ma_po%C4%9Fa%C3%A7a.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S3EzJrGA0OI/AAAAAAAAA0g/-cF7pziXQ_I/s320/b-360749-a%C3%A7ma_po%C4%9Fa%C3%A7a.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436182466492682466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;niyet ve dilin birbiriyle uyuşmadığı dakikalar geçip gidebilir ama kalıcı olan sonrasıdır. olan biten bir kartopu etkisi yaratabilir, sosyal bilimlerin bile dengesini bozabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabah klasiği zeytinli açma, peynirli poğaça ikilisini karıştırmama sebep, tramvayda rastlaştığımız Kerem'in "ben şu iri peynirli olanlardan alacam" demesi belki de bilemem ama bildiğim adama "peynirli açma, zeytinli poğaça" dediğim. zeytinli poğaça yok, öze dönüş hamlesi, peynirliyle ikamesi yapılır. peki ama peynirli açma ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kısacık süren, anlık göz göze gelişimizde ikimiz de anlıyoruz ki paketin içine koyduğun o şey peynirli açma değil Mustafa amca. peynirli açma diye bir şey varsa bile öyle olmaz. bunu sen de ben de biliyoruz. ama susuyoruz. ben teşekkür ediyorum, sen sonraki müşterine bakıyorsun. ben peynirli açma zannıyla iri peynirli poğaçayı kemirirken düşünüyorum: ya bakışını yakalayamasaydım, ya bunu peynirli açma sanacak kadar şuursuz olsaydım, bundan sonra bana "peynirli açma nasıl bir şey anlatsana" diyenlere o iri peynirli poğaçayı anlatsaydım... sonra benim anlattığım arkadaşına bunu böyle anlatsa, o kendi arkadaşına bunu böyle anlatsa, öteki kendi arkadaşına bunu böyle anlatsa... iri peynirli poğaçalar aynı zamanda peynirli açma haline gelse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;niyet ve dilin birbiriyle uyuşmadığı dakikalar geçip gidebilir ama kalıcı olan sonrasıdır... o sonrası, sadece kişisel tarihlerimize değil hiç sanmazken sosyal bilimlerin gidişatına etki edebilir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-6979655618485270351?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/6979655618485270351/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=6979655618485270351' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6979655618485270351'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6979655618485270351'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/02/sosyal-bilimlere-peynirli-acma-pogaca.html' title='sosyal bilimlere peynirli açma-poğaça bakışı...'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S3EzJrGA0OI/AAAAAAAAA0g/-cF7pziXQ_I/s72-c/b-360749-a%C3%A7ma_po%C4%9Fa%C3%A7a.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-5221873569172077934</id><published>2010-01-19T18:43:00.003+02:00</published><updated>2010-01-19T19:12:51.598+02:00</updated><title type='text'>elhan-ı şita</title><content type='html'>bugün caddede öyle dururken, yanım yakınım insan dolu, öfkeli, huzursuz, &lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2007/01/ak-mezar.html"&gt;"bir açık mezar olarak türkiye"&lt;/a&gt; lafının hâlâ arkasında, aslında pek sevmediğim şekilde lapa lapa değil de ıslak ıslak yağıyor olsa da karı görünce aklıma gelip duran şiiri bir türlü atamadım zihnimden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elhan-ı şita, cenap şahabettin'den. kime, niye gittiği malum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir beyaz lerze, bir dumanli uçuş,&lt;br /&gt;Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar&lt;br /&gt;Gibi kar&lt;br /&gt;Geçen eyyâm-i nevbahari arar...&lt;br /&gt;Ey kulûbün sürûd-i şeydâsu,&lt;br /&gt;Ey kebûterlerin neşideleri,&lt;br /&gt;O baharin bu işte ferdâsi&lt;br /&gt;Kapladi bir derin sükûta yeri&lt;br /&gt;Karlar&lt;br /&gt;Ki hamûşâne dem-be-dem aglar.&lt;br /&gt;Ey uçarken düşüp ölen kelebek&lt;br /&gt;Bir beyaz rîşe-i cenâh-i melek&lt;br /&gt;Gibi kar&lt;br /&gt;Seni solgun hadîkalarda arar.&lt;br /&gt;Sen açarken çiçekler üstünde&lt;br /&gt;Ufacik bir çiçekli yelpâze,&lt;br /&gt;Nâ'şun üstünde şimdi ey mürde&lt;br /&gt;Başladi parça parça pervâze&lt;br /&gt;Karlar&lt;br /&gt;Ki semâdan düşer düşer aglar!&lt;br /&gt;Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;&lt;br /&gt;Küçücük, ser-sefîd baykuşlar&lt;br /&gt;Gibi kar&lt;br /&gt;Sizi dallarda, lânelerde arar.&lt;br /&gt;Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân,&lt;br /&gt;Şimdi boş kaldi serteser yuvalar;&lt;br /&gt;Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân!-&lt;br /&gt;Son kalan mâi tüyleri kovalar&lt;br /&gt;Karlar&lt;br /&gt;Ki havada uçar uçar aglar.&lt;br /&gt;Destinde ey semâ-yi şitâ tûde tûdedir&lt;br /&gt;Berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter...&lt;br /&gt;Dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir-&lt;br /&gt;Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!&lt;br /&gt;Her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek!-&lt;br /&gt;Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid...&lt;br /&gt;Ey dest-i âsmân-ı şitâ, durma, durma, çek.&lt;br /&gt;Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd!&lt;br /&gt;Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar&lt;br /&gt;Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar&lt;br /&gt;Bir bâd-ı hamûşun Per-i sâfında uyuklar&lt;br /&gt;Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân,&lt;br /&gt;Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân&lt;br /&gt;Karlar, bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun,&lt;br /&gt;Karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun.&lt;br /&gt;Dök kâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök.&lt;br /&gt;Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök:&lt;br /&gt;Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi;&lt;br /&gt;Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S1XnGbttjbI/AAAAAAAAAyk/91Ux8Dg0wt8/s1600-h/258535.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 222px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S1XnGbttjbI/AAAAAAAAAyk/91Ux8Dg0wt8/s320/258535.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428499023569718706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ps. &lt;a href="http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_SQL.asp?siir_id=35735"&gt;şurada &lt;/a&gt;bugünün türkçelisi hali de var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-5221873569172077934?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/5221873569172077934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=5221873569172077934' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/5221873569172077934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/5221873569172077934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/01/elhan-sita.html' title='elhan-ı şita'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S1XnGbttjbI/AAAAAAAAAyk/91Ux8Dg0wt8/s72-c/258535.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1583121425675371299</id><published>2010-01-06T12:19:00.004+02:00</published><updated>2010-01-07T15:40:32.600+02:00</updated><title type='text'>hesap kitap-2009</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S0XkRdNyzgI/AAAAAAAAAxw/dOAHbfVFYjE/s1600-h/accounting.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S0XkRdNyzgI/AAAAAAAAAxw/dOAHbfVFYjE/s320/accounting.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423992314789023234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bir hafta geldi de geçti bile ama her senenin ilk yazısında hesap kitap çıkarmak gelenek olmuş. 2009'un hesabı öyleyse: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fena kitaplarla ilgilenmedim bu sene. yine de favorim vakti zamanında okuduğum (üniversite 1 olmalı, sabaha karşı bir vakitte masanın kör ışığında bitirdiğimde içimde kalan duyguyu hatırlarım. nitekim hala en son 2-3 sayfası çarpar beni) &lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/antonio-gramsci-1490.aspx"&gt;gramsci biyografisini&lt;/a&gt; yeniden hayata sokmak "iyi ki" dediğim işlerden. yine bir sürü yazı sağa sola. içime gayet sinenler de var, yalapşap olanlar da. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yılın sürprizi Birikim hikayesi kuşkusuz. para verip aldığım ilk Birikim'i de hatırlıyorum: Nisan 96, sayı 84. valide-peder ulus'taki halden dönüyorduk, günlerden de pazardı. aradan geçmiş 13-14 sene demek. bizim burada işler pek bilindik şekilde yürümediğinden daha ziyade sıranın bana gelmiş olmasından kaynaklı sorumlu müdüriyet. ama yine de işte 13-14 sene öncesinden bakınca hikayeye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bozcaada, uzun zamandır unuttuğum tatil mefhumunu yeniden hatırlattı. kesinlikle "en iyi tatil" sıralamamda ilk üçe girer. her bakımdan pek güzeldi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok film seyrettim, istediğim kadar çok okumadım, iyi müzik dinledim (halihazırda arnavut rock-alternatif müziğini benden daha iyi tanıyan birisi olduğunu sanmam memleketimizde), zaman zaman "adamsendeciliğe" kapıldım çalışmam gerektiğini bile bile oturdum, eskiye göre biraz daha çok uyudum sanırım (yaşlılık alametleri artık bunlar), halı sahalara geri döndüm, çok sigara içtim.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maddi durumlar her zamanki gibi lotoya muhtaç halde (ulen bunu da bi tutturamadık yani), maneviyat gayet sağlam.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1583121425675371299?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1583121425675371299/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1583121425675371299' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1583121425675371299'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1583121425675371299'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2010/01/hesap-kitap-2009.html' title='hesap kitap-2009'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/S0XkRdNyzgI/AAAAAAAAAxw/dOAHbfVFYjE/s72-c/accounting.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-3002948442713534555</id><published>2009-12-25T12:50:00.004+02:00</published><updated>2009-12-25T17:43:35.177+02:00</updated><title type='text'>corvus... karga yani...</title><content type='html'>kargalara olan sevgimi hiç saklamadım. çok severim. favori üç kuşumun ilk sırasındadırlar zaten (ötekiler serçe, martı). üzerlerine &lt;a href="http://www.kitapyayinevi.com/ayrinti.asp?Id=234&amp;kId=3"&gt;okuyunca&lt;/a&gt; insanın daha da hayran olmaması işten değildir kargaya. sosyaldirler, kabile halinde yaşarlar, kendilerinden olana saldırılınca bir araya gelirler, kindardırlar, unutmazlar, hatırlar... üstelik hayvanlar aleminin gizli zekisidirler (la fontaine'in o denyo masalına inanmayın); alet edevat kullanma becerileri şempanzelerle yarışır.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haber şu: &lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Fatih’teki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne 150 metre uzaklıktaki Hocaüveyz Mahallesi’nde, 10 günde 30’dan fazla karga ölüsü bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karga ölülerinde saçma izlerine rastlanması mahallede tüfekli birinin sistemli olarak karga avladığı görüşünü güçlendirdi... Mahalleliye göre çoğunlukla Kocasinan Caddesi’ndeki Koca Korkut Otoparkı’nda bulunan ölü kargalar, çevrede oturan biri tarafından av tüfeği ya da saçma atan havalı tüfekle öldürülüyor...  Hayvan haklarını savunan derneklere başvurduklarını belirten su bayii Arif Taşar, “Polisten yardım istedik ama bize kargaları öldürenin nereden ateş ettiğini ve eşgalini sordu. ‘Bilmiyoruz’ deyince de ‘Yapabileceğimiz bir şey yok’ dedi” diye konuştu."&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o havalı tüfeği sıkan dallama kargaları tanımıyor burası kesin. zira şahsen onları tanımlamak gerekse şöyle derim: "karga, kendisine çarpan arabanın plakasını alan hayvandır." üstelik mitolojide derler ki, ruhları cehenneme götürme işi de onlarındır... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hasılı, karga kanını yerde bırakmaz. bunu bilir, bunu söylerim...  &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SzTX6xYw-2I/AAAAAAAAAxo/o68mNTwsasE/s1600-h/3917676204_fe11e48765.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SzTX6xYw-2I/AAAAAAAAAxo/o68mNTwsasE/s320/3917676204_fe11e48765.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5419193656323144546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-3002948442713534555?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/3002948442713534555/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=3002948442713534555' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3002948442713534555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3002948442713534555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/12/corvus-karga-yani.html' title='corvus... karga yani...'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SzTX6xYw-2I/AAAAAAAAAxo/o68mNTwsasE/s72-c/3917676204_fe11e48765.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-9128307113292521780</id><published>2009-12-18T13:06:00.008+02:00</published><updated>2009-12-19T13:59:49.726+02:00</updated><title type='text'>bedduadır</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SyuBGyXga4I/AAAAAAAAAxY/x9Y8z9ESXFw/s1600-h/s%C4%B1hh%C4%B1ye.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 199px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SyuBGyXga4I/AAAAAAAAAxY/x9Y8z9ESXFw/s320/s%C4%B1hh%C4%B1ye.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5416564930442718082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"annesine yaramazlık yaptığı için allah taş etmiş, tövbe etsin diye de ellerini dışarda bırakmış". eso'nun benimle yarı dalga geçmek yarı "anneye yaramazlık yapılmaz" demek için uydurduğu bu hikaye sıhhiye parkı'nda durur. o parktan ne zaman geçsem aklıma gelir, o heykeli ne zaman görsem aklıma gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün işçileri bu soğukta, yağmurda, çamurda "provokasyon olacak" diye suya döken, ellerindeki gazı böcek ilacı sıkar gibi insanların üstüne sıkan bilumum polis zevatının yerin dibine geçip mümkünse toprağın dışında da bir şeylerinin kalmamasını diliyorum. bunu tüm o suya dökülen, gazlanan adamların-kadınların ahlarıyla, okudukları belalarla diliyorum. bedduanın hepsine tutma ihtimali zayıf ama birisinde bile işe yarasa yeter.         &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;metafizikten medet ummak bazen yersiz değildir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Syu5ZhrA8FI/AAAAAAAAAxg/WaUvBq8PFa0/s1600-h/LiveImages_Foto+Haber_Tekel+i%C5%9F%C3%A7ilerine+biber+gazl%C4%B1+m%C3%BCdahale_D17184534.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 195px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Syu5ZhrA8FI/AAAAAAAAAxg/WaUvBq8PFa0/s320/LiveImages_Foto+Haber_Tekel+i%C5%9F%C3%A7ilerine+biber+gazl%C4%B1+m%C3%BCdahale_D17184534.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5416626825029808210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-9128307113292521780?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/9128307113292521780/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=9128307113292521780' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/9128307113292521780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/9128307113292521780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/12/bedduadr.html' title='bedduadır'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SyuBGyXga4I/AAAAAAAAAxY/x9Y8z9ESXFw/s72-c/s%C4%B1hh%C4%B1ye.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-8658638009839879796</id><published>2009-12-11T11:36:00.005+02:00</published><updated>2009-12-11T18:03:22.541+02:00</updated><title type='text'>batistuta'nın montu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SyJg1_9ABZI/AAAAAAAAAxM/InlOUIlbEM0/s1600-h/bati.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SyJg1_9ABZI/AAAAAAAAAxM/InlOUIlbEM0/s320/bati.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5413996182869378450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben daha PAF takımı oyuncusuyken, pek kıymetli Yiğiter abinin (ne muhterem bir insandır, var olsun) beni usul usul A takıma adapte ederken çıkardığı maçlardan birisiydi Gabriel Omer'in hikayesi. "şu yazıyı da fakslayayım bak, yazarken kullanırsın" dediği gün evden pederin büroya nasıl gittiğimi hâlâ hatırlarım (koskoca Yiğiter abi bana iş vermiş zira). o yazı, en severek yazdığım yazılardan birisi olarak durur (heyhat kopyası yok, bir sürü başka yazı gibi). zira o zaman da şimdi durduğum yerdeydim: sevdiğim, bağlandığım ne varsa hayatta ama şimdi ama sonra bir şekilde yazacağım (birçoğunu da becerdim, şükür. ama hala bir uludağ gazoz yazısı eksikliği hissederim mesela).   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi düşününce &lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2008/04/purple-haze.html"&gt;Fiorentina'yı&lt;/a&gt; mı önce sevmeye başladım Batistuta'yı mı emin olamıyorum. ama sanırım ikisi birbirini kuvvetlendirdi. Batistuta'nın futbolculuğuna zaten laf söyleyecek yoktur; Fiorentina'dan Roma'ya transfer olup eski takımına gol attıktan sonra ağlaması da gönül köşkümüzde yükseklerde bir yer bulması için yeter sebeptir (ki, takım küme düştüğü sezon Floransa'yı bırakmayışı apayrı bir hikaye zaten).  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/e_JvTa8By9s&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/e_JvTa8By9s&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şansla mı demeli, kosmosun oyunuyla mı bilemem artık ama dünden beri, bir mont almak üzere dolanıp dururken bir anda karşıma çıkıveren Batistuta'nın kreasyonundan bir montum var. bu vesileyle kendisinin moda işine girdiğini öğrenmiş olduk. heyhat, hemen hiçbir yerde ayrıntı yok.      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özetle, hayatta bir takım adamların-kadınların-şeylerin meftunu olmakta bir beis yok. benim bunlardan bir miktar var zaten. şimdi bir de Batistuta montum oldu ki (Türkiye'de buluvermek!), daha ne isterim. hele ki aldığım en güzel yeni yıl hediyelerinden biriyse...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-8658638009839879796?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/8658638009839879796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=8658638009839879796' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8658638009839879796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8658638009839879796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/12/batistutann-montu.html' title='batistuta&apos;nın montu'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SyJg1_9ABZI/AAAAAAAAAxM/InlOUIlbEM0/s72-c/bati.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1303712161499335538</id><published>2009-12-02T12:35:00.004+02:00</published><updated>2009-12-02T15:28:37.359+02:00</updated><title type='text'>elma</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SxZnyqKiSFI/AAAAAAAAAw8/2BxsGNY_GPk/s1600-h/apple,globe,map,.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SxZnyqKiSFI/AAAAAAAAAw8/2BxsGNY_GPk/s320/apple,globe,map,.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410626122341828690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk elmamı ne zaman yedim hatırlamıyorum. ama bildiğim, ilkokul boyunca beslenme çantamda bir elmanın sürekli olduğu. severim elmayı. kırmızısını ama. beyazından hoşlanmam. kırmızısının da mayhoş olanına ayrı bir hissiyatım vardır, her zaman yeme arzusu taşımasam da. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün, gecenin bir yarısı, ikimiz de kendi dünyamızda (ben filmde, o bilgisayar başında), İnanç'la elma yerken onun yiyişine, kendi yiyişime baktım. sonra düşündüm, en iyi elma yeme biçiminin kendiminki olduğunu her yerde, her koşulda savunabilirim (önce ortadan bir yuvarlak oluşturacak şekilde ısırıklar -dikkat, bu aşamada kesinlikle dik tutulmayacak elma, baş ve işaret parmakları arasında döndürülecek-, sonra dik konuma getirilerek önce alt tarafı sonra saplı kısmı yukarıdan aşağı dişlemek suretiyle yenilecek. son olarak tekrar döndürme pozisyonunda çekirdekli bölgeye ulaşılıncaya kadar kemirilecek, herhangi bir kırılmaya izin vermeden iskelet halinde bırakılacak) ama işte beri yandan İnanç'ın hiç de benim yediğim gibi yemediğini, iskelet oluşturmaya dikkat etmediğini, döndürerek yemediğini gördüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün gece hiç ses etmeden seyrettim, ama bir daha denk gelince "sen nasıl yiyorsun bu elmayı" diye soracağım. o zaman, ilk önce "ne diyon sen ya" diyecek, ama bir yandan da düşünecek "nasıl yiyorum ben bu elmayı" diye. ben tabii öyle yenmeyeceğini söyleyeceğim. o tabii, "töbe töbeee, sen manyaksın" diyecek. ama elmayla kısa bir süre için de olsa farklı bir ilişki kurmuş olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hasılı, "her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır" diyen atalar, milletin elma yiyişini gözlememişler herhalde. ben her durumda en iyi elma yeme şeklinin kendiminki olduğunu düşünüyorum. ama bir elmanın birbirinden farklı görünüşleri olduğunu çok daha önceden öğrenmiştim: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir elmanın birbirinden farklı görünüşleri olabilir: Masanın üstündeki elmayı bir an olsun görebilmek için boynunu uzatan çocuğun görüşü ve bir de, elmayı alıp yanındaki arkadaşına rahatça veren evin efendisinin görüşü." - Kafka&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1303712161499335538?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1303712161499335538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1303712161499335538' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1303712161499335538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1303712161499335538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/12/elma.html' title='elma'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SxZnyqKiSFI/AAAAAAAAAw8/2BxsGNY_GPk/s72-c/apple,globe,map,.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-9104510526375140468</id><published>2009-11-23T11:08:00.002+02:00</published><updated>2009-11-23T11:35:06.802+02:00</updated><title type='text'>"ferman devletin..."</title><content type='html'>katıldığım ilk öğrenci derneği toplantısı, saatlerce süren muhabbetler, "yaz çalışması", kitaplar, toplantılar, "koordinasyon", "dünya yerinden oynar meclisten adam çıksa", pankartlar, "hayal gücü engellenemez", fikirler, "soru işaretçiler", 6 Kasımlar, çatışmalar, "ferman devletin üniversiteler bizimdir", kavgalar, sloganlar, soğumalar, yeni gelenler, kopmalar... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o zamanlar ankara üniversitesi hukuk fakültesi'nin içindeki kantin, "küba" ve "miami" olarak ikiye ayrılmıştı. küba'da, namı diğer "iç kantin"de geçirdiğim zamana hiç yanmam. her türlü dumanaltı olmuşluğuna rağmen oradaki cevher, hayatın orada atışı çok başkaydı. iç kantin artık yok; biz okulu bitirdikten sonra önüne bir duvar örmüşler. yeni girenlerin o duvarın arkasındaki kocaman kantine dair hiçbir fikirleri de yok artık. ama sonuçta tarih denilen şey, bir delik bulup yeniden &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&amp;ArticleID=965427&amp;Date=23.11.2009&amp;CategoryID=41   "&gt;hayata sızıyor&lt;/a&gt; şükür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-9104510526375140468?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/9104510526375140468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=9104510526375140468' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/9104510526375140468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/9104510526375140468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/11/ferman-devletin.html' title='&quot;ferman devletin...&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1041988359112056952</id><published>2009-11-16T12:17:00.004+02:00</published><updated>2009-11-16T12:57:25.774+02:00</updated><title type='text'>bin o uçağa-3</title><content type='html'>rasim ozan kütahyalı diye bir insan var. sorsan "ne iş yapıyorsun" diye, "gazeteciyim" deme ihtimali yüksek. hani bir besim tibuk vardı, dediği bir sürü liberal şey içinde aklımda kalanı "ofsayt kalsın, kaleler büyüsün, gol olmuyor böyle, zevki çıkmıyor futbolun" &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/?a=689154"&gt;diyen&lt;/a&gt;, onun "yunus"larındanmış vakti zamanında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nereden çıktı, bu alemlere nasıl girdi bilmiyorum. çok da umrumda değil esasen. neticede bir el veren vardır. bizi andı herhalde, cem uzan ağzıyla diyeyim, "açın gençlerin önünü", amenna. ve fakat işte o gençler bu durumu yanlış anlarsa ne yapmalı? netekim gencimiz önünü açmış, hem de bir başka genç bünye helin avşar'a; parlak köşeci olarak fücudunun parlaklığını da göstermeye karar vermiş. (ilk gördüğümde başbakan gibi "fotoşok bu bea" dedim ama yok değilmiş, kanlı canlı rasim'le helin) &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SwEnc9DWV6I/AAAAAAAAAwU/vcxpXeqGf0U/s1600/15112009141721.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 155px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SwEnc9DWV6I/AAAAAAAAAwU/vcxpXeqGf0U/s200/15112009141721.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5404644406199736226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;isteyen istediğine istediği yerini açsın. ama şahsen hayatta en korktuğum, tiksindiğim ikilinin bu adamın bünyesinde, derisinin altında bir yerlerde var olduğunu hissettiğimi de söylemeden geçmeyeyim: haddini bilmemek (bunun içi geniş geniş doldurulabilir), kafa karışıklığını müthiş fikri yumurtalar olarak ortaya sıçmak. "gençte acayip ışık var" diye üstüne atlayanlar &lt;a href="http://www.tdk.gov.tr/TR/sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&amp;Kelime=ek%C3%BCri"&gt;eküri&lt;/a&gt;lerini bulmanın mutluluğu içinde gezinsinler (nitekim "reha"yı "ahmet"le barıştırmış, "ahmet"in tek dostu "nuray"mış zaten vs vs.) biz kendisinin malum uçağa binip ortadan kaybolmasını dileyelim. yanına helin avşar'ı alsın mı? alsa ne olur, almasa ne olur ki... &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SwEovKUtJJI/AAAAAAAAAwc/7NYyK2AK7yA/s1600/15112009141532a.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SwEovKUtJJI/AAAAAAAAAwc/7NYyK2AK7yA/s200/15112009141532a.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5404645818511467666" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps. "o yeee biz fotoğrafları çok merak ettik" diyorsanız hz. google'a "kütahyalı avşar" yazıverin bi zahmet. ya da biraz sabredin yakında bi gazete "galeriler" bölümüne alıverir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2009/01/bin-o-uaa-1.html"&gt;bin o uçağa-1&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2009/04/bin-o-ucaga-2.html"&gt;bin o uçağa-2&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1041988359112056952?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1041988359112056952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1041988359112056952' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1041988359112056952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1041988359112056952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/11/bin-o-ucaga-3.html' title='bin o uçağa-3'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SwEnc9DWV6I/AAAAAAAAAwU/vcxpXeqGf0U/s72-c/15112009141721.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-3877538918256734047</id><published>2009-11-09T23:30:00.001+02:00</published><updated>2009-11-10T11:51:19.753+02:00</updated><title type='text'>Kitabi: 06.XI.2008 - 06.XI.2009</title><content type='html'>&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap-cante-jondo-siiri-federico-garcia-lorca-adam-yayincilik.htm"&gt;Cante Jondo Şiiri&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Federico Garcia Lorca   &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/konusmalar-yazilar-6-1-hamur-nazim-hikmet-ran/tanim.asp?sid=EKM0ICT1NK2RY5Y81NMQ"&gt;Konuşmalar&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Nazım Hikmet   &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/sinek-kadar-kocam-olsun-ba%C5%9F%C4%B1mda-bulunsun-897.aspx"&gt;Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Hatice Meryem   &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/ben-bir-g%C3%BCrgen-dal%C4%B1y%C4%B1m-1443.aspx"&gt;Ben Bir Gürgen Dalıyım&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Hasan Ali Toptaş   &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap-kaza-ismail-kadare-profil-yayincilik.htm"&gt;Kaza&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;İsmail Kadare   &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.turkuvazkitap.com/index.php?news=307"&gt;Kirpinin Zarafeti&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Muriel Barbery   &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.birikimdergisi.com/birikim/kitap.aspx?kid=1233&amp;kitap=Medeniyet%20Kayb%FD"&gt;Medeniyet Kaybı&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Tanıl Bora   &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap-komiser-memo-dritelo-agolli-oda-yayinlari.htm"&gt;Komiser Memo&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Dritëro Agolli   &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/sand%C4%B1k-odas%C4%B1-1163.aspx"&gt;Sandık Odası&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Sezgin Kaymaz   &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.cinairoman.com/seriler.php?d=1,16,253&amp;item=12256"&gt;Uçtu Uçtu İtfaiye Arabası Uçtu&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Maj Sjöwall-Per Wahlöö   &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="https://www.netkitap.com/kitap-duman-olan-adam-maj-sjowall-per-wahloo-inkilap-kitabevi.htm"&gt;Duman Olan Adam&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Maj Sjöwall-Per Wahlöö   &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.nadirkitap.com/maigret-ve-muhbir-kitap17522.html"&gt;Maigret ve Muhbir&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Georges Simenon   &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.pandora.com.tr/urun.aspx?id=67904"&gt;Kahramanlar ve Mezarlar&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Ernesto Sabato &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap/77513/son_mektup_bir_ask_hikayesi.htm"&gt;Son Mektup-Bir Aşk Hikâyesi&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Andre Gorz&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://alisveris.iskulturyayinlari.com.tr/tanim.asp?sid=NLSGYTHTOA4E7AP3XM22"&gt;Atatürk'ten Anılar&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Kazım Özalp-Teoman Özalp&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.turkuvazkitap.com/index.php?news=298"&gt;Penelopia&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Margaret Atwood&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="https://www.ideefixe.com/kitap/ates-ve-kilic-henryk-sienkiewicz/tanim.asp?sid=QXBH4QSH3K5KEJMGPSND"&gt;Ateş ve Kılıç&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Henryk Sienkiewicz&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1484&amp;kitap=Erken%20Kaybedenler"&gt;Erken Kaybedenler&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Emrah Serbes&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.seren-books.com/books/p/2065/"&gt;the Loser&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Fatos Kongoli&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap/2189/culsuzlar.htm"&gt;Çulsuzlar&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Dan Kavanagh&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap/86778/19.htm"&gt;19&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Cem Akaş&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://urun.gittigidiyor.com/GERMANIA-TACITUS-1962_W0QQidZZ10151215#aciklama"&gt;Germania&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Tacitus&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.selyayincilik.com/kitaptanitim.asp?kod=121"&gt;Marcos-Onurlu İsyankar&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Ignacio Ramonet&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.nadirkitap.com/iklimler-andre-maurois-k4-kitap298689.html"&gt;İklimler&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Andre Maurois&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.canyayinlari.com/BookDetails_KATHARINA-BLUMUN-CIGNENEN-ONURU_1240.aspx"&gt;Katharina Blum'un Çiğnenen Onuru&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Heinrich Böll&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/ayrinti2.asp?id=51394"&gt;İttihatçılar ve Arnavutlar&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Bilgin Çelik &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.ilknokta.com/urun/61132/NeoLiberalizm-ve-Sinif--Isci-Sinifi-Degisti-mi--Alex-Callinicos--Chris-Harman.html"&gt;Neo-Liberalizm ve Sınıf&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Chris Harman-Alex Callinicos &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.nadirkitap.com/dugun-kitap64989.html"&gt;Düğün&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;İsmail Kadare &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.eren.com.tr/goster/kitap/kitap.asp?kitap=276613"&gt;Said Nursi-Hayatı, Eserleri, Mesleği&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Eşref Edib &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.omyayinevi.com/detail.asp?iPro=196&amp;iType=28"&gt;Futbol Savaşı&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Ryszard Kapuscinski &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap/81438/kanaldaki_ev.htm"&gt;Kanaldaki Ev&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Georges Simenon &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/ayrinti.asp?id=7227&amp;id2=6426"&gt;Kosova'ya Üç Ağıt&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;İsmail Kadare&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap/83191/hollandada_bir_cinayet.htm"&gt;Hollanda'da Bir Cinayet&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Georges Simenon&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap/9744/beyaz_zenciler.htm"&gt;Beyaz Zenciler&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Ingvar Ambjörnsen&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.canyayinlari.com/BookDetails_MICHAEL-KOHLHAAS_2345.aspx"&gt;Michael Kohlhaas&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Heinrich von Kleist&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.canyayinlari.com/BookDetails_YANILSAMALAR-KITABI_459.aspx"&gt;Yanılsamalar Kitabı&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Paul Auster &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.canyayinlari.com/BookDetails_AMERIGO_59.aspx"&gt;Amerigo&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Stefan Zweig &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap/14881/icimizdeki_seytan.htm"&gt;İçimizdeki Şeytan&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Sabahattin Ali &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.dostyayinevi.com/TR/Ana/Kitap.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFFC920C528BFE7883"&gt;Napoleon&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Thierry Lentz &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap/81555/cahillikler_kitabi.htm"&gt;Cahillikler Kitabı&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;John Lloyd-John Mitchinson &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.canyayinlari.com/BookDetails_IPEK_1265.aspx"&gt;İpek&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Alessandro Baricco&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İpek&lt;br /&gt;- İçimizdeki Şeytan&lt;br /&gt;- Michael Kohlhaas&lt;br /&gt;- Kosova'ya Üç Ağıt&lt;br /&gt;- Futbol Savaşı&lt;br /&gt;- İklimler&lt;br /&gt;- Çulsuzlar&lt;br /&gt;- Erken Kaybedenler&lt;br /&gt;- Kirpinin Zarafeti&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-3877538918256734047?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/3877538918256734047/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=3877538918256734047' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3877538918256734047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3877538918256734047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/11/kitabi-06xi2008-06xi2009.html' title='Kitabi: 06.XI.2008 - 06.XI.2009'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-350917291026876312</id><published>2009-10-13T10:53:00.006+03:00</published><updated>2009-10-15T11:39:01.806+03:00</updated><title type='text'>"fransa beni kabul edecek"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/StR7fy78kPI/AAAAAAAAAwM/hmxfnqFi980/s1600-h/asdsadsabw7th8dd3vo3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 394px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/StR7fy78kPI/AAAAAAAAAwM/hmxfnqFi980/s320/asdsadsabw7th8dd3vo3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5392070440048693490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"100 kişi olacak, 100 olay olacak o yüzdenin arkasında kaç yazıyorsa o kadarında bu olan olacak". yüzde hesabı bunun ötesinde ne ki? "topla oynama oranları yüzde 60'a 40" misal, sahaya 100 top atsan 60 tanesiyle bi takım 40'ıyla bi takım oynayacak; "ölüm oranı yüzde 46" misal, yüz kişiyi topla 46'sını öldür; "oy oranı yüzde 7.25" misal, aramızda gezen yüz kişiden 7.25'i o partiye oy vermiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"açın türkiye'nin önünü", Genç Parti, 2002 genel seçimlerinde yüzde 7.25 oy almış (2.284.644 kişi), 2004 yerel seçimlerinde yüzde 2.57 oy almış (818.968 kişi), 2007 genel seçimlerinde yüzde 3.03 oy almış (1.062.352 kişi). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;darısı osman pamukoğlu'nun başına, öfke kontrolü için kendisine verilen kitap okuma cezası ağır gelmiş olacak ki, &lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/kitap/%C5%9Firket-ve-parti-1418.aspx"&gt;sosyolojik çalışmalara &lt;/a&gt;konu olacak kadar başarılı cem uzan'ın fransa'ya siyasi mülteci olarak yerleştiğini &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&amp;ArticleID=1149441&amp;Date=13.10.2009&amp;b=Cem%20Uzan%20Fransada&amp;KategoriID=12"&gt;okuyoruz&lt;/a&gt;. beni bozmaz, fakat işte bu herife oy veren yüzdeler var ya, en azından okkalı bir "kolları kopsun"u sonuna kadar hakkediyorlar. beddualarım tutar, yakın zamanda yüz kişiden en az 2.57'sinin kollarını görememeye başlarsanız, korkmayın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-350917291026876312?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/350917291026876312/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=350917291026876312' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/350917291026876312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/350917291026876312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/10/fransa-beni-kabul-edecek.html' title='&quot;fransa beni kabul edecek&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/StR7fy78kPI/AAAAAAAAAwM/hmxfnqFi980/s72-c/asdsadsabw7th8dd3vo3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-3999930759294587607</id><published>2009-10-08T12:30:00.009+03:00</published><updated>2009-10-08T13:17:48.608+03:00</updated><title type='text'>böyle başa böyle tarak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Ss229_fXEnI/AAAAAAAAAvc/nQE6y38RUSY/s1600-h/tayyip+erdogan-gozluk.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 230px; height: 230px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Ss229_fXEnI/AAAAAAAAAvc/nQE6y38RUSY/s320/tayyip+erdogan-gozluk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390165505163596402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Ben ekonomi tahsili gördüm. Eskiden para ve finans yönetimi diye bir şey yoktu. Muhasebe vardı. Sadece muhasebeyle bu iş yürümez. İstediğiniz kadar muhasebede başarılı olun. O kurumu başarılı kılamazsınız. Başarı, paranın ve finansın yönetiminde.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Ss23I4GT1gI/AAAAAAAAAvk/lYZ8AREy0lg/s1600-h/6861.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 170px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Ss23I4GT1gI/AAAAAAAAAvk/lYZ8AREy0lg/s320/6861.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390165692158039554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bunu ben toprağı bol olsun Üzeyir Garih’ten de dinledim. Bir gün belediye başkanıyım, ziyaretime gelmişti, ve demişti ki; ‘Çok mağdur kaldık, şöyle oldu, böyle oldu tarih boyunca. çalıştık, çalıştık iki şeye karar verdik. İki şeyi başarmamız lazım. Bir, bilgiyi iyi yöneteceğiz, iyi bilim adamları yetiştireceğiz, iki, parayı iyi yöneteceğiz.’ Hakikaten bakıyorsunuz bilgide Yahudi ve Musevilerin çok ciddi keşifleri var. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bu icatları sebebiyle oturdukları yerden para basıyorlar.&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Ss23UoXnMdI/AAAAAAAAAvs/cmufPCguD1s/s1600-h/1200907070750571.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 258px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Ss23UoXnMdI/AAAAAAAAAvs/cmufPCguD1s/s320/1200907070750571.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390165894094074322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Telefonun geçmişine baktığımızda orada onu görüyorsunuz. Ampulde, enerjide onu görüyorsunuz. Onlar, durdukları yerde hâlâ bunun rantını almaya devam ediyor. Aynı şekilde iletişimde bunu başarmış. Hala rantını almaya devam ediyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Ss23liGB2GI/AAAAAAAAAv0/9it8SEf4Qkk/s1600-h/tayyip5.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 318px; height: 298px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Ss23liGB2GI/AAAAAAAAAv0/9it8SEf4Qkk/s320/tayyip5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390166184467486818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Parayı da tabii iyi yönetiyor. İstanbul’daki Yahudi vatandaşları şöyle bir inceleyin. Ben belediye başkanılığım dönemimde inceledim. Çoğu mülk sahibi olmazlar. En iyi yerlerde kiracı olurlar. Niye? Mülk sahibi olduğu zaman o para kayıptır. Ama parayı çalıştırdığı zaman en güzel yeri de kiralar, orada oturur.&lt;br /&gt;Kirasını öder. Ama para devamlı üretmeye devam eder. Onun hesabını da gayet iyi yapar.&lt;br /&gt;Ama bizler de yeri bulduğumuz zaman neyimiz var neyimiz yok hemen oraya veririz. Ticari hayatının içinde de hiç yer almayız.&lt;span style="font-weight:bold;"&gt; Bunların üzerinde ciddi manada durmak, iyi değerlendirmek ve gelecek nesillere bu sinyalleri bu kılavuzluğu, rehberliği hep birlikte yapmamız lazım.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Ss23u9PBIKI/AAAAAAAAAv8/pua0OhzbXAU/s1600-h/pic23511jo9.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 246px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Ss23u9PBIKI/AAAAAAAAAv8/pua0OhzbXAU/s320/pic23511jo9.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390166346371768482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IMF protestosu sırasında durumdan vazife çıkaran vatandaşın vatandaşı dövdüğü bir memleketin başbakanın "ulan capon yapmış", "şerefsizzler paranın ağğğmına koyuyorlar", "şöyle oturduğumuz yerden bi para kazanamadık ki" tadında açıklamalar yapması anormal değil tabii. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps.&lt;br /&gt;- &lt;a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2001/08/06/p01.html"&gt;şurada &lt;/a&gt;muhteremin ticaretle ilişkisine dair birtakım şeyler görülebilir.&lt;br /&gt;- &lt;a href="http://img530.imageshack.us/img530/9773/rtegi7.jpg"&gt;şuradaki &lt;/a&gt;"alaydaki tek kantinin subayı oldu ve yeni kantinler açtı" lafı bütün meselenin özeti olarak da görülebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-3999930759294587607?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/3999930759294587607/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=3999930759294587607' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3999930759294587607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3999930759294587607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/10/boyle-basa-boyle-tarak.html' title='böyle başa böyle tarak'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Ss229_fXEnI/AAAAAAAAAvc/nQE6y38RUSY/s72-c/tayyip+erdogan-gozluk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-2311920233731984199</id><published>2009-10-06T17:59:00.004+03:00</published><updated>2009-10-06T18:09:32.241+03:00</updated><title type='text'>eve dönen çoraplar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SstdRQM8EqI/AAAAAAAAAvU/xDgztb0F_18/s1600-h/StraSocks.jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 232px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SstdRQM8EqI/AAAAAAAAAvU/xDgztb0F_18/s320/StraSocks.jpeg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389503930067325602" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;teki kaybolmuş çorapların nereye gittiğine dair bir fikrim yok. fakat tek çorapları atmama gibi bir huyum var. bir gün eşlerinin bir yerden çıkacağına duyduğum inançtan ziyade fazla uzaklaşmış olamayacaklarını bilmemden kaynaklı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nitekim günlerrrr sonra, çıktıkları uzun yurtdışı seyahati tamamlayıp eve dönen ailenin haylaz çocukları misali ama çamaşırlığın en dibinden ama çekmecenin ücra köşelerinden ortaya çıkıp tekrar eşleşen çorapları giymek sadece verdiği muzafferane duyguyla değil, "yeni bir çift çorabım oldu" duygusu yarattığı için de güzel. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yok, resimdeki çoraplar benim değil...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-2311920233731984199?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/2311920233731984199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=2311920233731984199' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2311920233731984199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2311920233731984199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/10/eve-donen-coraplar.html' title='eve dönen çoraplar'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SstdRQM8EqI/AAAAAAAAAvU/xDgztb0F_18/s72-c/StraSocks.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1783438311475367705</id><published>2009-09-28T12:59:00.004+03:00</published><updated>2009-10-02T12:20:55.712+03:00</updated><title type='text'>john cazale</title><content type='html'>birisi gelse "john cazale hayranıyım" dese, "kim?" derim. "oyuncu yahu" dese, "ne oyuncusu?" derim. "büyük oyuncu, önemli oyuncu" dese, "hade len" derim. yapacağım budur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünyanın aslında bizim farkında olmadığımız bir takım, tırnak içinde yazıyorum, "küçük" adamların sırtında güzelleştiğini anlamak için biraz merak gerekiyor herhalde. dün &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0077416/"&gt;deer hunter&lt;/a&gt;ın o sıkıcı ötesi 60 dakikasına ancak katlanıp yattığımda cazale'ye dair bildiğim sadece görüp durduğum suretiydi. oysa bugün, sadece beş film sürmüş kariyerinde oynadığı beş filmin de oscar adayı olduğunu (üçünün kazandığını); ölümünden 12 yıl sonra yayınlanan altıncısının da yine oscarlık olduğunu; meryl streep'in nişanlısı olduğunu; tam da deer hunter'ın çekimlerinden sonra kemik kanserinden öldüğünü; al pacino'nun kankası olduğunu biliyorum. kendimi daha iyi hissediyorum. böyle "küçük" şeyleri bilmenin hayatta pek bi boka yaramadığını ama en azından dünyanın seyri hakkında kafamda bir şeyler çaktırdığını düşünüp seviniyorum. john cazale'yi seviyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yazı resimsiz olmaz belki ama bilerek, isteyerek koymuyorum cazale'nin resmini. onun yerine &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000719/"&gt; murray abraham&lt;/a&gt; var. şahane salierimiz, "oscar alıp hala metroya binen ama tanınmayan tek oyuncu benim herhalde" derken onu da biraz daha sevmemizin kapısını ardına kadar açıyor.     &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SsXF0RDiNHI/AAAAAAAAAvM/bPqG4r4Rl7M/s1600-h/scarface-1983-f-murray-abraham-al-pacino-pic-4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 136px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SsXF0RDiNHI/AAAAAAAAAvM/bPqG4r4Rl7M/s320/scarface-1983-f-murray-abraham-al-pacino-pic-4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387930030940763250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps. &lt;br /&gt;* cazale'yi merak edenlere &lt;a href="http://www.mentalfloss.com/blogs/archives/26308 "&gt;gitsin&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1783438311475367705?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1783438311475367705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1783438311475367705' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1783438311475367705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1783438311475367705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/09/john-cazale.html' title='john cazale'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SsXF0RDiNHI/AAAAAAAAAvM/bPqG4r4Rl7M/s72-c/scarface-1983-f-murray-abraham-al-pacino-pic-4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-6151320617967183401</id><published>2009-09-16T13:07:00.004+03:00</published><updated>2009-09-17T17:41:35.580+03:00</updated><title type='text'>kanlı testere</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SrJE8WxroII/AAAAAAAAAvE/Z5WKn9Mf07k/s1600-h/FOR016.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 210px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SrJE8WxroII/AAAAAAAAAvE/Z5WKn9Mf07k/s320/FOR016.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5382440308357963906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;hukuk fakültesinin en şık yanlarından birisinin "adli tıp" dersi olduğunu düşünmem benim psikopatlığımdan kaynaklanabilir, itiraz etmem. lezyonlar, morluklar, izler, çürüme, kesici-delici alet yaraları, asfiksi, av tüfeğiyle dağıtılmış beyinler, barut izleri, köpürmüş akciğerler. hem teori hem renkli resimlerle pratik (hatta otopsiye girme imkanı da vardır da ben derse devam etmediğimden kaçırmıştım fırsatı. fakat sonradan Baturay'ın anlattığı "kafayı böyle testereyle kesiyorlar abi" sözleri o kadar da acayip gelmemişti). hasılı midesi dayanmayanın kaldırması zor bir derstir adli tıp ama hukukun soğukluğunun da ayrılmaz parçasıdır işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"hukuk şudur budur" meselesine girmeyelim, zamanında giren &lt;a href="http://www.kurtuluscephesi.com/marks/manifesto.html"&gt;girmiş&lt;/a&gt;: &lt;blockquote&gt;"...Ama bizim burjuva mülkiyeti kaldırma niyetimizi kendi burjuva özgürlük, kültür, hukuk, vb. anlayışlarınızın kıstasına vurduğunuz sürece, bizimle dalaşmayı bırakınız. Bizzat kendi düşünceleriniz, kendi burjuva üretim ve burjuva mülkiyet koşullarınızın ürününden başka bir şey değildir, nasıl ki, hukukunuz, sınıfınızın herkes için bir yasa haline getirilmiş iradesinden, esas karakteri ve doğrultusu sınıfınızın varlığının iktisadi koşulları tarafından belirlenen bir iradesinden başka bir şey değilse..."         &lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;17 yaşındaki çocukların nasıl adam doğradıklarını ("bir bebekten bir katil yaratmak"), suyun arkasında ölülerinin peşinde koşanların mallarını yağmalamak için başka diyarlardan özel araba tutup yağmaya girişenleri her zaman konuşmak gerekir ama...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-6151320617967183401?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/6151320617967183401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=6151320617967183401' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6151320617967183401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6151320617967183401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/09/kanl-testere.html' title='kanlı testere'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SrJE8WxroII/AAAAAAAAAvE/Z5WKn9Mf07k/s72-c/FOR016.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-5994356926363775904</id><published>2009-08-31T17:49:00.003+03:00</published><updated>2009-08-31T19:02:06.373+03:00</updated><title type='text'>tevellüt</title><content type='html'>2000'de kaç yaşında olacağımı hesapladığım günlerin üzerinden epey bir zaman geçti. artık, "şu tarihte kaç olacağım" dediğim bir zaman yok. ve doğumgünleri için fiks sözüm vardır: "mevzu yaşın değil, yaşamın büyümesi".&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-5994356926363775904?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/5994356926363775904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=5994356926363775904' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/5994356926363775904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/5994356926363775904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/08/tevellut.html' title='tevellüt'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-7122535106461480182</id><published>2009-08-25T14:33:00.005+03:00</published><updated>2009-08-25T17:59:05.474+03:00</updated><title type='text'>kürkçü</title><content type='html'>aramaya inanabiliriz, aramaktan vazgeçebiliriz. ara verebiliriz, aralardan sıyrılabiliriz, aralıklı olarak yollara dikilebiliriz, aramız bozulabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ara"nın çok anlamlılığı üzerinde durabiliriz. durmayalım, ara güler'in varlığına şükredip, fotoğraflarından birine bakıp, "dükkana döndük" diyelim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SpPw6mra93I/AAAAAAAAAuM/vmrQgjt2jcc/s1600-h/araguler.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SpPw6mra93I/AAAAAAAAAuM/vmrQgjt2jcc/s320/araguler.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373903669988882290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-7122535106461480182?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/7122535106461480182/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=7122535106461480182' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7122535106461480182'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7122535106461480182'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/08/kurkcu.html' title='kürkçü'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SpPw6mra93I/AAAAAAAAAuM/vmrQgjt2jcc/s72-c/araguler.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-8638699704195563286</id><published>2009-07-30T12:08:00.005+03:00</published><updated>2009-07-30T15:56:21.916+03:00</updated><title type='text'>ruajta</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SnGT6yIBxtI/AAAAAAAAAtU/6-akxKbioGo/s1600-h/canta4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 201px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SnGT6yIBxtI/AAAAAAAAAtU/6-akxKbioGo/s320/canta4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5364231269272110802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;çanta mühim. 1986'nın bir eylül günü olmalı necatibey caddesi'ndeki moda çanta'ya gidişimiz (tarihsel kesinlik okula kayıt zamanından geliyor. peki hâlâ durur mu ki yerinde moda çanta?). o mu olsun, bu mu olsun derken, gri-lacivert bir okul çantası, aşağılarında bir yerde bir köpeğin üzerinde "my best friend" yazıyor. sonra bir müddet TRT'nin 23 nisan'da verdiği çantalardan da kullandım diye hatırlıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki de en sevdiğim çanta ama bir adidas'tı, mora çalan koyu lacivert, üzerinde muhtelif dillerde "orijinal" yazan. hangi şerefsizin yaptığını bugün hâlâ bilmem, üzerine atılmış üç-dört maket bıçağı izine rağmen yarenlik etti bana bir müddet. o izlerden usul usul tel tel açıldı gitti, o açıldıkça benim içim de acıdı. sonra zaten büyüdük, artistik puanımız arttı, çantaları fırlatıp koca dosyaların içine tıkıştırır olduk defteri kitabı. üniversitenin havası desen zaten kitabın elde taşınması, "bakın ben ne okuyorum"un gösterilmesi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendisine yazık olan bir çanta varsa, eso'nun aldığı avukat çantası kılıklı çantadır. staja giderken kullandık bir müddet evet ama o çantanın hakkı o değildi. yine eso'nun esasen ufak tefek şeyler koymak için dizayn edilen, katlanıp ufacık hale de gelebilen -sanırım bir kozmetik firmasının hediyesi- çantası ilk zamanlarında istanbul kahrımızı yüklendi. dayanamayıp, patlamasına, parçalanmasına rağmen vazgeçmedim kendisinden. sonra ortaya çıkan da sağolsun epey yükümüzü taşıdı.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çanta mühim. içine tıkıştırdıkların zamanla değişir, taşıyan beden zamanla değişir, taşıyan kafa zamanla değişir ama neticede içine tıkıştırdıkların çokça kendinsin. üstelik çantalar arasındaki kardeşlik bağı, üç-beş kendini bilmez dışında, sağlamdır; çünkü bir bayrak yarışının neferi olduklarını ucundan kıyısından bilir onlar. bayrağı arkasından gelene bırakan, önce upuzun bir nefes almaya çalışır, sonra uzaktan bayrağı verdiğini takip ederek içindeki boşluk duygusunu doldurmaya çalışır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çanta mühim olduğundan, yenisinin adı "ruajta": gece rüyaya girip kendi kendine ad koyduran pek fazla çanta olamayacağından, kendisine duygusal bağımız yüksek olduğundan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-8638699704195563286?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/8638699704195563286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=8638699704195563286' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8638699704195563286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8638699704195563286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/07/ruajta.html' title='ruajta'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SnGT6yIBxtI/AAAAAAAAAtU/6-akxKbioGo/s72-c/canta4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1763014922462329468</id><published>2009-07-17T15:13:00.004+03:00</published><updated>2009-07-17T17:35:01.125+03:00</updated><title type='text'>gösteri toplumu</title><content type='html'>The spectacle presents itself as something enormously positive, indisputable and inaccessible. It says nothing more than “that which appears is good, that which is good appears". The attitude which it demands in principle is passive acceptance which in fact it already obtained by its manner of appearing without reply, by its monopoly of appearance. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(gösteri, kendini tartışılmaz ve erişilmez devasa bir olumluluk olarak sunar. görünen şey iyidir, iyi olan şey görünür der, başka bir şey demez. ilkesel olarak talep ettiği tutum bu edilgen kabulleniştir ve ortaya çıkışına karşılık verenin olmaması ve görünüş üzeründeki tekeli ile aslında zaten bunu elde etmiştir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SmCIQ7qn0NI/AAAAAAAAAsc/VhjIByGfeaU/s1600-h/andy-warhol-fifteen-minutes.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 251px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SmCIQ7qn0NI/AAAAAAAAAsc/VhjIByGfeaU/s320/andy-warhol-fifteen-minutes.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5359433381046636754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Guy Debord &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Gösteri Toplumu&lt;/span&gt;'nda bu kelamları ettiğinde sene 1967. üzerinden 42 sene geçmiş, gösteri almış yürümüş, artık damarlarımızda akar olmuş. neticede herkes yaptığını göstermek ister, bunu anlayabiliriz ucundan kıyısından: "bak şu yazdım, okusana", "bak şunu çaldım, dinlesene", "bak benden görüş istediler", "bak resmimi bastılar"... eyvallah. ama bir de bunu bir hayat tarzı haline getirmiş insan türü var; bilumum iletişim olanağında, bunun msn'i var, gtalk'ı var, facebook'u var, ıvırı var zıvırı var, "o işi de ben yaptım", "bugün de şuradayım", "oradan görüş istemeye geldiler, tersledim", "şu kanaldayım" tadında geziniyor (bu kadar açık göstermeye "yok artık" diyenler dolaylı olarak anlatıyorlar: "bilmem neye karşıyız. son yazımda da dediğim gibi yapmayın bunu.") hatta daha basılmamış kitabını cv'sine ekleyip "2010'da çıkacak" diyeni de gördük.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ak kaşıklık yapacak halimiz yok, hele böyle durumlarda en tehlikelisidir, bu haltı ben de yiyorum herhalde zaman zaman. ama yine de onlardan ayrıldığım bir yerler vardır diye umuyorum. öyle olsun istiyorum, çok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1763014922462329468?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1763014922462329468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1763014922462329468' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1763014922462329468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1763014922462329468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/07/gosteri-toplumu.html' title='gösteri toplumu'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SmCIQ7qn0NI/AAAAAAAAAsc/VhjIByGfeaU/s72-c/andy-warhol-fifteen-minutes.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-285073203876607608</id><published>2009-07-09T13:54:00.007+03:00</published><updated>2009-07-09T18:08:19.287+03:00</updated><title type='text'>Huang He / Serik Derya / Sarı Irmak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SlXTMfh0IVI/AAAAAAAAAsE/GBm-v86S-zM/s1600-h/_46020780_-15.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SlXTMfh0IVI/AAAAAAAAAsE/GBm-v86S-zM/s320/_46020780_-15.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5356419543402291538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Sevgili Hildacık, Aleidacık, Camilo, Celia ve Ernesto&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu mektubu okumanız gerekirse bu, sizlerin arasında olmadığımdan olacaktır. Beni zar zor hatırlayacaksınız, en küçükleriniz ise hiç hatırlamayacaktır. Babanız düşündüğü gibi hareket eden bir adamdı ve kesinlikle inançlarına bağlıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bir devrimci olarak yetişin. Doğaya egemen olmayı olanak kılan tekniğe egemen olmak için çok çalışın. Devrimin önemli olduğunu ve bizlerin yalnız başımıza hiçbir değerimizin olmadığı hatırda tutun. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Her şeyden önce de dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir kişiye karşı yapılan herhangi bir haksızlığı daima yüreğinizin en derin yerinde hissedebilin.&lt;/span&gt; Bu, bir devrimcinin en güzel niteliğidir. Sizi ufaklıklar, hep görmeyi umuyor ve kocaman kucaklıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babanız"&lt;br /&gt;(Che Guevara'nın çocuklarına son mektubu)&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SlXTTZEeJtI/AAAAAAAAAsM/N9LvFUfHFTc/s1600-h/_46020783_demo4_ap.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SlXTTZEeJtI/AAAAAAAAAsM/N9LvFUfHFTc/s320/_46020783_demo4_ap.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5356419661927687890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SlXTZm3CuHI/AAAAAAAAAsU/2sYXhPxNq_o/s1600-h/_46018304_007605470-1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SlXTZm3CuHI/AAAAAAAAAsU/2sYXhPxNq_o/s320/_46018304_007605470-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5356419768708675698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-285073203876607608?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/285073203876607608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=285073203876607608' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/285073203876607608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/285073203876607608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/07/huang-he-serik-derya-sar-irmak.html' title='Huang He / Serik Derya / Sarı Irmak'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SlXTMfh0IVI/AAAAAAAAAsE/GBm-v86S-zM/s72-c/_46020780_-15.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-4584165593541210007</id><published>2009-07-08T16:59:00.006+03:00</published><updated>2009-07-09T12:25:40.028+03:00</updated><title type='text'>selim paşa</title><content type='html'>milli güvenlik dersi denilen naneden aklımda kalanın "neden milli güvenlik dersi var? milli güvenlik dersi alan, sokakta yürürken gördüğü poşetlere tekme atmaz, poşetteki bombaysa bacağından, canından olmaz" diyen bodur, şişman emekli albay olması acayip değil tabii. zira tam da o bodur, şişman adam vesilesiyle ömrü hayatımda ilk defa operaya gitmiştim: sınavdan 100'ü al, opera biletini kap. "vayy bee" demiştik 4 kişi, "ne bonkör adam." o zaman 65 yaş üstüne operanın bedava olduğunu ancak biletlerin üstündeki damgadan bilecek kadar ilgiliydik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adama minnetim yok; fazla fazla 2 sene sonra kendim giderdim zaten. ama Mozart'a minnetim çoktur, biliyorum. sabah kalkar kalmaz aklımda dönüp durmaya başlamasını iyi bir gün işareti olarak kabul ederim.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;"Zu schön für unsere Ohren, und gewaltig viel Noten, lieber Mozart!"&lt;br /&gt;"Gerade so viel als nötig, Euer Majestät"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/mtd-YUKr2dc&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/mtd-YUKr2dc&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="325" height="244"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-4584165593541210007?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/4584165593541210007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=4584165593541210007' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4584165593541210007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4584165593541210007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/07/selim-pasa.html' title='&lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Saraydan_K%C4%B1z_Ka%C3%A7%C4%B1rma&quot;&gt;selim paşa&lt;/a&gt;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-2094338019125731761</id><published>2009-06-25T18:57:00.003+03:00</published><updated>2009-06-25T19:17:23.532+03:00</updated><title type='text'>Gidelim Ernesto gibi...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SkOgFmbDwVI/AAAAAAAAArI/l8Bx1wewazA/s1600-h/kazim.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 221px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SkOgFmbDwVI/AAAAAAAAArI/l8Bx1wewazA/s320/kazim.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351296800320110930" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanışmıyorduk. Ama ben onu tanıyordum. Kaç defa gördüm ki onu: 1996 olmalı; ''öğrenci hareketi''nin havayı ve tabii çıtayı epeyce yükseltmeye başladığı zamanlar. Ankara Üniversitesi'nin Cebeci kampüsünde bir İnek Bayramı, sahnede 4-5 genç. O güne kadar hiç duymadığım bir dilde bir şeyler söylüyorlar. Lazca olduğunu öğreniyorum: ''Bunlar da Zuğaşi Berepe''. Bayılıyorum. Arada vokal yapan birisine dikkat ediyorum ama ben daha çok. Gitarı tutuşuna, müzik yaparken ''kopuşuna''... ''Va Mişkunan'' albümünü alıyorum. Çok beğeniyorum. Lazca'yı çok seviyorum, albüm kartonetinden kendime basit bir sözlük Lazca-Türkçe sözlük hazırlamaya kadar götürüyorum işi. Laz değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1997 ya da 98 olmalı. Yine Cebeci. Bir bahar günü. Bir eylem sonrası. Ne eylemi, hatırlamıyorum. Bildiğim, ortadan kaybolan bir grup arkadaşı neden sonra o adamın gitarının etrafınında horona durmuşken bulmam. O neşeli hal, o güzel hal... Sonra art arda kaç defa dinlediğimi hiçbir zaman saymadığım ''Igzas'' albümü -ki kuşkusuz Murat Meriç çok daha iyi değerlendirecektir, lakin her bakımdan İgzas memleket sınırlarında son 10 sene içinde yapılmış en başarılı rock albümüdür kanımca-. Zuğaşi'yi nispeten erken bulmuş olmanın verdiği mutluluk. Lazca-Türkçe sözlüğüm genişliyor. Ama dağılmaları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra yalnız başına ''Viya'', ''Hayde''. Sonra... Sonrası yok! Harbiye Açık Hava... Sık sık göğe bakıyorum, bir de yere. İstanbul'a gelmeden önce, ''Şu adama bir ulaşsam, onun yaptığı işlerden birine bir ufak taş koysam'' dediğim ''Dina'' sahnede duruyor. Bir tabutun içinde. ''Vidat'' diyor, sözlüğüme yazdığım ilk kelimedeki gibi, ''Ernesto steri'': Gidelim Ernesto gibi. ''Yıldızların çok olduğu bir göğün altına''. Cevabım yine onun şarkısıyla oluyor: ''Bir kara kuş ağlayi taş vurmiş kanadına / Ağlama kara kuşum düşmanun inadına''.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanışmıyorduk. Ben onu tanıdığım için, müziğini dinlediğim için çok gururluyum. Bu genç adamın sunduğu müzikal zenginlik, gösterdiği ''adamlık'' için ona müteşekkirim. Memleket de olmalı...&lt;br /&gt;K.K.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;ps. word kayıtları yalan söylemez, &lt;/span&gt;Birgün &lt;span style="font-style: italic;"&gt;için yazdığım bu yazıyı "27 Haziran 2005 Pazartesi 18:15:54"te bitirmiştim. o öldükten sonra aldığım siyah bilekliği koluma takmamın üstünden dört sene geçivermiş demek.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-2094338019125731761?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/2094338019125731761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=2094338019125731761' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2094338019125731761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2094338019125731761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/06/gidelim-ernesto-gibi.html' title='Gidelim Ernesto gibi...'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SkOgFmbDwVI/AAAAAAAAArI/l8Bx1wewazA/s72-c/kazim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-5351106037390580954</id><published>2009-06-25T11:34:00.004+03:00</published><updated>2009-06-25T12:35:58.210+03:00</updated><title type='text'>baston</title><content type='html'>insanevladı istediği kadar teknolojiye iman etsin, dans eden robotlar yapsın, haplarla beslensin, ışıktan insanın başının döndüğü koca koca kentlerdeki "akıllı" binalarda otursun, ne halta yaradığını anlamadığım g3 telefonlarıyla "sevdiklerine ulaşsın" sonunda varacağı yer işte gelip o bastona dayanmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki gündür "beni yaz beni yaz" diye kafamın içinde dönüp duran, tramvayda gördüğüm bastonuna dayanmış o en az 70'lik amca dia'dan aldığı webcam'i kurup kullanmaya başlamış mıdır acaba? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SkNA7zvBorI/AAAAAAAAArA/PUtF7ANG3lM/s1600-h/koudelka_child.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 213px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SkNA7zvBorI/AAAAAAAAArA/PUtF7ANG3lM/s320/koudelka_child.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351192178490188466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:78%;" &gt;                                                                                       &gt;   Josef Koudelka&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-5351106037390580954?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/5351106037390580954/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=5351106037390580954' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/5351106037390580954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/5351106037390580954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/06/baston.html' title='baston'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SkNA7zvBorI/AAAAAAAAArA/PUtF7ANG3lM/s72-c/koudelka_child.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-546568843313872247</id><published>2009-06-10T16:32:00.005+03:00</published><updated>2009-06-10T17:56:55.968+03:00</updated><title type='text'>absürd</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Si-_1jIT_lI/AAAAAAAAAq4/dxLO7Mg3Wds/s1600-h/out-of-balance.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Si-_1jIT_lI/AAAAAAAAAq4/dxLO7Mg3Wds/s320/out-of-balance.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345702209396145746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"hayat acımasız", "hayat zalim", "hayat zor" ve türevi laflar ne büyük manasızlık aslında. sanki "hayat" denilen şeyin bir tüzel kişiliği varmış gibi. ama işte öyle anlar geliyor ki, olup biten acayipliği, yaşanan tatsızlığı, yıkımı, öfkeyi, acıyı her ne ise işte artık, birine ihale etmen gerekiyor. "hayat" demenin verdiği konfor... izahat yaratmaya kapanan yollar... camus'nün "absürd"üne iman... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte birisi daldan aşağıya düşüveriyor anca arkasından bakabiliyorsun; "hayat" diyorsun, kafka'yı hatırlıyorsun: "ev halkını koruyan bir tanrıya inanmaktan daha mutluluk verici ne olabilir"... ama biliyorsun ki ne o tanrı var, ne "hayat" dediğin o şey. öyleyse hayata mı inanmayacaksın, tanrıya mı, dala mı, karıncalara mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neticede zaman geçecek, hayatlar, tanrılar, dallar, karıncalar ona eşlik edecek... camus çoktan "dünyayı anlamak için olup biten karşısında ona sırtını dönmelisin" demiş bulunacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-546568843313872247?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/546568843313872247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=546568843313872247' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/546568843313872247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/546568843313872247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/06/absurd.html' title='absürd'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Si-_1jIT_lI/AAAAAAAAAq4/dxLO7Mg3Wds/s72-c/out-of-balance.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-728819426068747785</id><published>2009-06-08T10:11:00.001+03:00</published><updated>2009-06-08T10:18:52.555+03:00</updated><title type='text'>02.VI.</title><content type='html'>"...&lt;br /&gt;i wish to weep&lt;br /&gt;but sorrow is&lt;br /&gt;stupid.&lt;br /&gt;i wish to believe&lt;br /&gt;but belief is a&lt;br /&gt;graveyard&lt;br /&gt;..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-728819426068747785?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/728819426068747785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=728819426068747785' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/728819426068747785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/728819426068747785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/06/02vi.html' title='02.VI.'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-3690557066891602344</id><published>2009-05-27T13:56:00.003+03:00</published><updated>2009-05-27T16:39:34.380+03:00</updated><title type='text'>"asil azmaz bal kokmaz"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Sh0wfUSGpQI/AAAAAAAAAqw/dopDhGIKRfg/s1600-h/criminal-mind.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 284px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Sh0wfUSGpQI/AAAAAAAAAqw/dopDhGIKRfg/s320/criminal-mind.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5340478047709996290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;gecenin bir yarısı otururken hatırlamaya çalışıp aklına bir türlü gelmeyen laf, iki gün sonra o güzelim kahve serinliğindeyken geliveriyor; durduk yere, habersizce. sonra on yıllar önce kapadığın psikoloji kitaplarında öğrenmeyle, zihinle ilgili kuramları tekrar ediyorsun: gestalt, davranışçılık, psikoanalitik, rogers, maslow, wundt, freud... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neticede günün birinde fişin çekilecek işte, kafanın içindekiler kafanda; dışına çıkardıkların arkanda kalacak. ama her durumda asil azmayacak, bal kokmayacak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-3690557066891602344?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/3690557066891602344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=3690557066891602344' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3690557066891602344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3690557066891602344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/05/asil-azmaz-bal-kokmaz.html' title='&quot;asil azmaz bal kokmaz&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Sh0wfUSGpQI/AAAAAAAAAqw/dopDhGIKRfg/s72-c/criminal-mind.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-6640893193049558868</id><published>2009-05-14T12:02:00.007+03:00</published><updated>2009-05-14T13:50:13.270+03:00</updated><title type='text'>"horoz"lanmak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SgvmQOzHozI/AAAAAAAAAqI/R7f22sUavpk/s1600-h/a8028d842b1790df3a7099c1901afa8a-getty-fbl-esp-barcelona-bilbao-copa_del_rey.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SgvmQOzHozI/AAAAAAAAAqI/R7f22sUavpk/s320/a8028d842b1790df3a7099c1901afa8a-getty-fbl-esp-barcelona-bilbao-copa_del_rey.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335611350075286322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"peki basklılar?" dediğimizde bir katalan olan juan efendi, işaret parmağını şakağına dayayıp yuvarlaklar yaparak "onlar uzaylıdır" demişti. uzaylı ya da değil, nasıl ki italya'da fiorentina'ysa &lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/search?q=fiorentina"&gt;olayımız&lt;/a&gt;, ispanya'da barça değil athletic bilbao'dur. hayatta hiçbir şeyin olmayacaksa bir duruşun, bir tavrın olacak işte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilbao ilk golü attığında biraderle havaya zıplamamızın boşa gideceği zaten maçın 20. dakikasından sonra belliydi. fakat mevzuu, yedikleri gollerden sonra bile "athletic athletic"ten vazgeçmemeleri, sahada ezim ezim ezilirken bile "athletic athletic"ten vazgeçmemeleri, barcelonalılar kupayı kaldırırken bile "athletic athletic"ten vazgeçmemeleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SgvuVi2ioqI/AAAAAAAAAqQ/dd2l1z86OSc/s1600-h/etxe.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 245px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SgvuVi2ioqI/AAAAAAAAAqQ/dd2l1z86OSc/s320/etxe.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335620237450715810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;joseba etxeberria, "horoz", futboldan biraz anlayanların takımlarında görmek isteyecekleri türden oyunculardandır. tekniğini şusunu busunu bir yana koyalım, ispanya milli takımı formasını 53 defa giymiş, 12 de gol çakmış bir adam. ispanya milli takımı'nda en fazla forma giyen futbolcu falan değil ama kaptanlığını da yaptığı "bask ülkesi milli takımı"nın en fazla milli olan oyuncusu (11)! gelen transfer tekliflerini reddede reddede, 14 yıldır 18 yaşında kapısından girdiği takımda. maçtan sonra ağlaması kupaya bunca yaklaşmış bir takımın oyuncusu olarak finalde kaybedince normal tabii. ama işin içinde bu adamın sezon başındaki "bu takım bana o kadar çok şey verdi ki, seneye para almadan oynayıp futbolu bırakacağım" lafları da olunca... hayatta hiçbir şeyin olmayacaksa bir duruşun, bir tavrın olacak işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu maçtan yaklaşık 1 saat önce memleketimizin kupa finali de vardı. seyretmedim. sadece sonunda kazanan takımın kulüp başkanının kupanın kulbundan tutma çabasını gördüm, "höh" dedim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-6640893193049558868?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/6640893193049558868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=6640893193049558868' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6640893193049558868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6640893193049558868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/05/horozlanmak.html' title='&quot;horoz&quot;lanmak'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SgvmQOzHozI/AAAAAAAAAqI/R7f22sUavpk/s72-c/a8028d842b1790df3a7099c1901afa8a-getty-fbl-esp-barcelona-bilbao-copa_del_rey.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-5382008307520575717</id><published>2009-05-06T15:18:00.006+03:00</published><updated>2009-05-06T15:38:32.510+03:00</updated><title type='text'>mare nostrum</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SgGEha5ctUI/AAAAAAAAAp4/0oYaOfdhxYw/s1600-h/deniz2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 179px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SgGEha5ctUI/AAAAAAAAAp4/0oYaOfdhxYw/s320/deniz2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332689143474206018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz Gezmiş 6 Mayıs 1972'de idam edildi. 25 yaşındaydı.&lt;br /&gt;Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972'de idam edildi. 25 yaşındaydı.&lt;br /&gt;Yusuf Aslan 6 Mayıs 1972'de idam edildi. 23 yaşındaydı.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-5382008307520575717?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/5382008307520575717/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=5382008307520575717' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/5382008307520575717'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/5382008307520575717'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/05/mare-nostrum.html' title='mare nostrum'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SgGEha5ctUI/AAAAAAAAAp4/0oYaOfdhxYw/s72-c/deniz2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-4183940467053465663</id><published>2009-04-30T17:41:00.005+03:00</published><updated>2009-04-30T18:32:42.204+03:00</updated><title type='text'>kitab-ül esrar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Sfm8eCm9N6I/AAAAAAAAApA/-Kur0deq61w/s1600-h/Alte_B_cher.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Sfm8eCm9N6I/AAAAAAAAApA/-Kur0deq61w/s320/Alte_B_cher.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330498858252056482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;eski kitaplar sadece kendi yüklerini değil, kapağına, içine eli değmiş kim varsa onların yüklerini de sırtlanıyor. kaderlerinde yüklendikleri o koca ağırlıkla bir kenara atılmak olanların -belki hepsindeki değil ama çoğundaki- asalet şundan: üstlerine yapışan her toz zerresiyle daha da ağırlaşırken bir çift gözün, bir ince elin, kıllı, kalın bir parmağın ya da kafada çakacak bir anlık şimşeğin görüş mesafesine tekrar girebilmek için kendilerini yırtmazlar. zaten kitabı yırtan çoğu zaman bir başkasıdır, kitabı yırtan her zaman zamandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni kitabı kim sevmez ama bizzat eski kitapların hayatlarına, mazilerine, görüp geçirdiklerine göstermek gereken saygıdan onlara en azından iyi niyetle yaklaşmak, hiç değilse tozlarına üflemek iyi harekettir. alınan kitaba tarih atmak daha da şık; hem onlar hem kitabı alanlar unutmasın diye nereden gelip nereye gitmekte olduklarını.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-4183940467053465663?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/4183940467053465663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=4183940467053465663' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4183940467053465663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4183940467053465663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/04/kitab-ul-esrar.html' title='kitab-ül esrar'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Sfm8eCm9N6I/AAAAAAAAApA/-Kur0deq61w/s72-c/Alte_B_cher.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1105680512963729639</id><published>2009-04-23T19:19:00.005+03:00</published><updated>2009-04-23T19:34:42.083+03:00</updated><title type='text'>iki uğur</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SfCXd2GLR2I/AAAAAAAAAow/PFM5fy_LzZ4/s1600-h/ugurtut.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 175px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SfCXd2GLR2I/AAAAAAAAAow/PFM5fy_LzZ4/s320/ugurtut.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327924898172716898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray-Neuchatel Xamax maçını hatırlar mısınız? Hani Galatasaray’ın İsviçre’de 3-0 kaybettiği, rövanşta, İstanbul’da 5-0 kazandığı maç. Ki o maçı; Galatasaray’ın sahiden “yapacağız” diye sahaya çıkmasıyla, maç esnasında ve sonrasında gelişen olaylarıyla,   Levent Özçelik’in “ağlamak istiyorum”lu anlatımıyla, Türk futbolunun Avrupa’ya karşı ezikliğini atmaya başladığı maç olarak görmek, Türk futbolunda bir dönüm noktası olarak kabul etmek çok da yanlış olmasa gerek. O maçta üç golü Tanju’nun, iki golü de Uğur Tütüneker’in attığı da hatırlardadır. O zamana yetişemeyenlere dahi mutlaka anlatılmıştır Neuchatel maçı; Uğur’un, Tanju’nun golleri öyle ya da böyle televizyonlarda mutlaka görülmüştür.   &lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takım sevgisini göstermenin yollarından biridir doğan çocuğa, tuttuğunuz takımın bir oyuncusunun ismini vermek. Nice çocuk babalarının, dedelerinin, amcalarının, ağabeylerinin, hatta annelerinin bir futbolcuya olan sevgilerinden almıştır isimlerini. Nice Metin’ler, nice Can’lar, Tanju’lar, Feyyaz’lar, Ogün’ler, Hakan’lar. Uğur’lar da…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğur Tütüneker, orta saha da oynuyordu. 9 Kasım 1988’de Ali Sami Yen Stadyumu’nda iki gol atmıştı. Unutulmaz oldu. Adı çocuklara verildi. Halihazırda 2.lig A Kategorisi’nde mücadele eden İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un teknik direktörü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Uğur Kaymaz, adını Uğur Tütüneker’den almıştı. Amcası anlatıyor: “Babası koyu Fenerliydi. O yüzden Rıdvan koymak istedi adını. Biz koyu Galatasaraylıyız. Uğur olsun dedik. Babam dedi ki, ‘Uğur güzeldir. Hanemize uğur getirsin adıyla’”. Orta sahada oynuyordu. 21 Kasım 2004’te Dicle İlköğretim Okulu’nun bahçesinde hiç gol atamadı. İki direğin, yani muhtemelen iki taşın arasından geçirememiş topu. Ama çok güzel oynamıştı. Arkadaşı Fettan’la kutladı gol sevinçlerini. Dört gol yemişlerdi ama beş gol atmışlardı. Kazandılar maçı. Sonrası… Yok. Uğur sırtından vuruldu. Tamamı arkadan giren kurşunlar, yukarıdan aşağıya doğru, düzgün bir biçimde sıralanmıştı. Halihazırda Kızıltepe Atatürk Mahallesi’nde bulunan mezarlıkta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güldal Kızıldemir’in, Pazar ve Pazartesi günü çıkan Uğur haberlerinden beri, onları okuduğumdan beri bir sürü şey manasız geliyor. Yazı yazmak, futbol, umuda sahip olmak… Manalı gelen ender bir iki şeyden en baskını öfke. En çok da şuna öfkem sanırım: Uğur Kaymaz’ın adı unutulup gidecek! Hiç kandırmayalım kendimizi. Burası Türkiye çünkü. Bunu çok daha net öğretti bana bu olay. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 yıl önce iki gol atan Uğur Tütüneker, tarihe düşülmüş bir kayıt olarak orada duracak. Bir dönüm noktası sayılır çünkü. Dursun, ne güzel. Ama toplamda o yaşa ulaşamamış Uğur, “bir infaz daha” olarak anılacak. Bir zaman sonra, yine bir avuç insandan başka kimse adını anmaz olacak. Tersi olur mu dersiniz? Hiç kandırmayalım kendimizi; burası bir dönüm noktası falan kabul edilmez. Burası Türkiye çünkü… &lt;br /&gt;K.K.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SfCXkng_rzI/AAAAAAAAAo4/5gN0fnFP11c/s1600-h/ugur_kaymaz.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SfCXkng_rzI/AAAAAAAAAo4/5gN0fnFP11c/s320/ugur_kaymaz.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327925014517755698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps. bu yazıyı 08.12.04'te Birgün'e yazmışım. bilgisayarın derinliklerinden tam da 23 nisan olduğu için mi karşıma çıkıverdi, bilemedim... &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1105680512963729639?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1105680512963729639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1105680512963729639' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1105680512963729639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1105680512963729639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/04/iki-ugur.html' title='iki uğur'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SfCXd2GLR2I/AAAAAAAAAow/PFM5fy_LzZ4/s72-c/ugurtut.png' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-9019421770672593705</id><published>2009-04-08T11:25:00.005+03:00</published><updated>2009-04-08T13:23:58.483+03:00</updated><title type='text'>bin o uçağa-2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Sdx3R2V-lkI/AAAAAAAAAoQ/XnFgg5iTtKg/s1600-h/pelin_batu_11.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 228px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Sdx3R2V-lkI/AAAAAAAAAoQ/XnFgg5iTtKg/s320/pelin_batu_11.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322260008174261826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;malum &lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2009/01/bin-o-uaa-1.html"&gt;uçağı &lt;/a&gt;ne zamandır kaldırmak aklımda da unutuyorum. ama yolculardan birisi de pelin batu olsun diyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben bilmiyorum, bu kızın tam olarak ne iş yaptığını bilen var mı? oyuncu mudur, şair midir, tarih kumkuması mı, model mi misal, kendini kültür işlerine adamış bir büyük düşünür mü, çevre gönüllüsü mü, yurtta peace cihanda peace aktivisti mi, mozart'la-atatürk'le ruh çağırma ortamlarında konuştuğuna göre aşmış bir medyum mu? kafa karışıklığı, kavram karmaşası yığını mı? olayı nedir, ne değildir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en son hadise'nin kıçını sallamasından rahatsız olduğunu &lt;a href="http://www.showhaber.com/115248/Magazin/Hadisenn-kalcalari-pelin-batuyu-gerdi-haberi.html"&gt;beyan etmiş&lt;/a&gt;, öpüşme-sevişme sahnesinde oynadı diye pornocu muamelesi gördüğünden&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/GaleriHaber.aspx?aType=GaleriHaber&amp;ArticleID=1079854&amp;PAGE=3"&gt; yakınmış&lt;/a&gt;. iyi de yavrucum o zaman o televizyonlarda içine giydiğin jartiyeri gösterme, erkek dergilerinde liseli kız tadında boy verme &lt;a href="http://images.google.com.tr/images?hl=tr&amp;safe=off&amp;client=firefox-a&amp;rls=org.mozilla:tr:official&amp;hs=j0U&amp;newwindow=1&amp;q=pelin+batu&amp;um=1&amp;ie=UTF-8&amp;ei=bHfcSYKSD8iKsAbXycicDA&amp;sa=X&amp;oi=image_result_group&amp;resnum=1&amp;ct=title"&gt;hallerin &lt;/a&gt;nelerdir? sen küvetin içine girip edebiyat uğruna soyununca estetik de, hadise memleketimize eurovision birinciliği gururunu yaşatmak için kıçını feda edince mi tukaka?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oturup uzun uzun "şusu da böyle", "busu da öyle" falan demeye gerek yok, adorno demiş diyeceğini vakti zamanında: "yanlış bir hayat doğru yaşanmaz." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps. bir de bakışları nedense bana türkan şoray'ı hatırlatıyor; boş. (türkan şoray'ın gözlerini, bakışlarını sevenleri de anlamam zaten. atıf yılmaz'ın anısıdır yanılmıyorsam: "kız nasıl güzel bakıyor duygusal sahneleri çekerken, milletin içi eriyor. fakat sonra anladım ki, kola şişesine bakışı da aynı, sevdiklerine bakışı da.")&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Sdx2i3rZhII/AAAAAAAAAoI/N0XqiaS6LAs/s1600-h/pelinbatu_0741911_4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Sdx2i3rZhII/AAAAAAAAAoI/N0XqiaS6LAs/s320/pelinbatu_0741911_4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322259201078690946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-9019421770672593705?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/9019421770672593705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=9019421770672593705' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/9019421770672593705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/9019421770672593705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/04/bin-o-ucaga-2.html' title='bin o uçağa-2'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Sdx3R2V-lkI/AAAAAAAAAoQ/XnFgg5iTtKg/s72-c/pelin_batu_11.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-733437518089276877</id><published>2009-04-07T02:41:00.003+03:00</published><updated>2009-04-07T18:55:51.696+03:00</updated><title type='text'>baykal nire angara nire...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Sdt2sKVu6RI/AAAAAAAAAoA/7Db4um1eGOA/s1600-h/ISS017-E-21133.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 218px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Sdt2sKVu6RI/AAAAAAAAAoA/7Db4um1eGOA/s320/ISS017-E-21133.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321977885730203922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;baykal'a mesafemiz belli fakat bunu görmezden gelmeyelim, adam obama kişisine ahmet hamdi tanpınar, sait faik hediye ediyor. ben sadece bunu yazıp geçip gidecekken, aklıma buraya baykal gölü fotoğrafı koymak geliyor. baykal gölü etrafında gezinirken içine dalıveriyorum; dünyadaki içme suyunun yakalaşık %20'sinin orada olduğunu, dünyanın en yaşlı gölü olduğunu, en derin göl olduğunu, derinliğinin 15 kilometreye yaklaştığını öğreniyorum. derken karşıma "angara nehri" çıkıveriyor, "haydaaa" diyorum, "&lt;a href="http://www.astro.cornell.edu/~romanova/irkutsk.htm"&gt;sibirya'nın göbeğinde bir angara&lt;/a&gt; varmış". &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünya küçük mü demeli, hayat ne acayip mi, bilgi akışkan mı? peki şimdi resim ne olmalı? ahmet hamdi mi, angara nehri baykal'dan çıkarken mi? ikincisini tercih ettim... "&lt;a href="http://az.wikipedia.org/wiki/Anqara_%C3%A7ay%C4%B1_haqq%C4%B1nda_%C9%99fsan%C9%99"&gt;Anqara çayı haqqında əfsanə&lt;/a&gt;"yı da spesiyalite olarak eklemeye karar verdim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Qədim dövrlərdə qüdrətli Baykal şən və xeyirxah idi. O, öz yeganə qızı Anqaranı çox sevirdi. Dünyada ondan gözəli yox idi. Gündüzlər o səmadan daha parlaq, gecələr isə buludlardan daha tutqun olardı. Anqaranın yanından keçən hər kəs onun gözəlliyinə heyran olar, onu vəsf edərdi. Hətta köçəri quşlar, durnalar, leyləklər, qazlar da alçaqdan uçaraq ona tamaşa edər, lakin onun sularına nadir hallarda enərdilər.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Qoca Baykal öz qızını göz bəbəyi kimi qoruyurdu. Bir dəfə Baykal yuxuya getdikdən sonra Anqara gənc Yeniseyin yanına qaçdı. Yuxudan oyanan Baykal öz sularını titrətdi. Şiddətli fırtına qopdu, dağlar nərildədi, meşələr silkələndi, göy üzü kədərdən qaraldı, heyvanlar qorxu içində qaçışdılar, balıqlar suyun dərinliklərinə endilər, quşlar günəşə doğru uçuşdular. Qüdrətli Baykal dağdan bir qaya qoparıb uzaqlaşan qızına tərəf tulladı. Qaya gözəl Anqaranın düz boğazının üstünə düşdü. Mavigözlü Anqara yalvarışlı səslə dedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ata, mən susuzluqdan yanıram, məni bağışla, heç olmasa bir damcı su ver.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykal qəzəblə çığırdı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Mən yalnız öz göz yaşlarımı verə bilərəm!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Min illərdir ki, Anqara Yeniseyə doğru göz yaşı axıdır. Qoca və tənha Baykal isə qaraqabaq və qəzəblidir. Baykalın öz qızına tərəf atdığı qayanı isə insanlar Şaman daşı adlandırırlar."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-733437518089276877?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/733437518089276877/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=733437518089276877' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/733437518089276877'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/733437518089276877'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/04/baykal-nire-angara-nire.html' title='baykal nire angara nire...'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/Sdt2sKVu6RI/AAAAAAAAAoA/7Db4um1eGOA/s72-c/ISS017-E-21133.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-4191418354446731945</id><published>2009-04-03T13:08:00.004+03:00</published><updated>2009-04-04T02:35:33.123+03:00</updated><title type='text'>merkezi sistem</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SdadC2kooqI/AAAAAAAAAn4/f5nHOSLojHQ/s1600-h/kalorifer.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SdadC2kooqI/AAAAAAAAAn4/f5nHOSLojHQ/s320/kalorifer.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320612682119291554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;o zamanlar kombi falan yok. "herkes ne yakarsa onu verir" üzerinden yürümüyor işler; apartman aidatı denilen şeyin sahici bir manası var. kaloriferin yanması için kışın başında kömür kamyonu geliyor, kömür deposunun önünde damperini kaldırıyor, kıyıda köşede kalan kömür kürekle deponun içine dolduruluyor. tam da bu yüzden belki oralarda koşup oynayanın elinde, dizinde, pantolonunda, tişörtünde siyahlığın olması kaçınılmaz oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha geçen yatakta yatmış bir yandan kaloriferden gelen sesleri dinleyip -evet kaloriferden ses gelir, "çıt çıt çıt" ya da benzeri bir şekilde- bir yandan o doğduğum evi düşünürken ciğerim Bülent'in oranın beş apartman altına -ama karşı tarafta, numarası tek olduğuna göre- taşındığını öğrendim; "hoşdere caddesi halit ziya sokak 16/5". &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanın küçüklüğünün ne mühim şey olduğunu kavradım artık. kim bilir belki kedilerin küçüklüklerinde öğrendiklerinin de vardır bir hikmeti; pıt'ın kulağına her gün "pıt pıt pıt" diye fısıldamasaydım, kafasını okşamasaydım yataktan çağırınca koşup gelir miydi yanıma?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-4191418354446731945?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/4191418354446731945/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=4191418354446731945' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4191418354446731945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4191418354446731945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/04/merkezi-sistem.html' title='merkezi sistem'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SdadC2kooqI/AAAAAAAAAn4/f5nHOSLojHQ/s72-c/kalorifer.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-7741887569309647800</id><published>2009-03-31T15:19:00.006+03:00</published><updated>2009-03-31T16:53:00.810+03:00</updated><title type='text'>amores perros</title><content type='html'>inarritu'nun daha sonra sürekli aynı filmi çekiyormuş gibi olmasını bir yana bırakalım, "&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0245712/"&gt;amores perros&lt;/a&gt;" kesinlikle seyrettiğim en nefis filmler içinde yer alır. control machete'in ely guerra'yla söylediği "&lt;a href="http://www.allthelyrics.com/forum/spanish-lyrics-translation/35190-control-machete-amores-perros.html"&gt;de perros amores&lt;/a&gt;" de "bir müzik bir filme bu kadar mı yakışır" dediğimiz bir parçadır. nitekim filmin fragmanında da onu kullanmış vakti zamanında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neden sonra aklıma geldi, bir yerlerden buldum indirdim, bir zamandır da dinleyip duruyorum. yıllar önce kaybettiğim bir arkadaşı bulmuş gibiyim. &lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="380" height="281"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x1nau2_amores-perros_blog&amp;related=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x1nau2_amores-perros_blog&amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="380" height="281" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x1nau2_amores-perros_blog"&gt;Amores Perros&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-7741887569309647800?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/7741887569309647800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=7741887569309647800' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7741887569309647800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7741887569309647800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/03/amores-perros.html' title='amores perros'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-6744466003071281047</id><published>2009-03-26T14:00:00.003+02:00</published><updated>2009-03-26T16:36:15.710+02:00</updated><title type='text'>muhsin ne demek?</title><content type='html'>&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bedrettin_C%C3%B6mert   "&gt;bedrettin cömert&lt;/a&gt; kim biliyor musunuz? &lt;a href="http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=2516"&gt;bilin&lt;/a&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;piyangotepe'nin nerede olduğunu? &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Piyangotepe_Katliam%C4%B1"&gt;bilin&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"abdullah" serbest kalmazsa patlatılacak 150 bombadan birinin konduğu demirtepe köprüsünü herkes bilmez ankaralılar bilir belki de abdullah'ın kim olduğunu? &lt;a href="http://209.85.129.132/search?q=cache:B-HIWy5f7OAJ:www.megaforum.com/siyaset-tarihi/38814-ulkucu-hareketi.html+muhsin+yaz%C4%B1c%C4%B1o%C4%9Flu+demirtepe+%C3%A7atl%C4%B1&amp;cd=8&amp;hl=tr&amp;ct=clnk&amp;gl=tr&amp;client=firefox-a"&gt;bilin&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Temmuz 1993'te ne olmuştu hatırlarsınız diye umalım ama ondan çok önce 4 Eylül 1978'de ne olmuştu onu da &lt;a href="http://www.pirsultan.net/kategori.asp?KID=6&amp;ID=57 "&gt;bilin&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muhsin'in ne demek olduğunu öğrenmek için sözlüğe bakarsınız ama eliniz değmişken &lt;a href="http://209.85.129.132/search?q=cache:QUVywzt8Kv0J:www.radikal.com.tr/haber.php%3Fhaberno%3D254205+%22muhsin+yaz%C4%B1c%C4%B1o%C4%9Flu%22+%22y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m+t%C3%BCrker%22&amp;cd=1&amp;hl=tr&amp;ct=clnk&amp;gl=tr&amp;client=firefox-a"&gt;şunu &lt;/a&gt;da okuyuverin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-6744466003071281047?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/6744466003071281047/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=6744466003071281047' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6744466003071281047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6744466003071281047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/03/muhsin-ne-demek.html' title='muhsin ne demek?'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-9201558037706618684</id><published>2009-03-19T12:24:00.002+02:00</published><updated>2009-03-19T13:10:07.252+02:00</updated><title type='text'>ferfecir</title><content type='html'>sana ne hissettiriyor, ne duyuyorsun, ne anlıyorsun... üstelik tam tersi sorulara verilecek yanıtlar da (ne hissettirmiyor, ne duymuyorsun, ne anlamıyorsun...) yine aradığımız şeyin ne olduğuna dair bir şeyler söylemeye muktedir. ki dikkat, bu, ters sorudan da aradığına ulaşmak, her zaman/her konuda mümkün değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;müzik meselesi derin elbette ama ne kadar zaman sonra dinlediğim metin-kemal kahraman'ın &lt;a href="http://rs284.rapidshare.com/files/112569918/Metin___Kemal_Kahraman_-_Ferfecir.zip "&gt;ferfecir&lt;/a&gt;'i sadece "bir yudum insan"dan başka şeyler de uyandırıyor içimde burası kesin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-9201558037706618684?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/9201558037706618684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=9201558037706618684' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/9201558037706618684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/9201558037706618684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/03/ferfecir.html' title='ferfecir'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1741676227753098169</id><published>2009-03-11T16:28:00.004+02:00</published><updated>2009-03-11T16:56:42.638+02:00</updated><title type='text'>12, 18, 23, 36, 43, 45</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SbfRCK7kjqI/AAAAAAAAAnY/ljPT-cbzhOI/s1600-h/scrooge_mcduck.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 236px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SbfRCK7kjqI/AAAAAAAAAnY/ljPT-cbzhOI/s320/scrooge_mcduck.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311944120730947234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;50-55 milyon gibi bir rakam var hayatımızda bir süredir. süper loto'nun bu hafta 6'yı bilen olursa vereceği para bu. para bizi bozar mı, bozmaz mı tartışmasına girebiliriz de gerek yok; para çıkarsa konuşuruz onu. ama çıkarsa zaten planımız, programımız belli az çok.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elemanın biri geçen haftaki çekiliş için "numaraları veriyorum alın" demiş, sahiden de onlar çıkmış ama oynamamış ya &lt;a href="http://www.extrahaber.com/haber.php?haber_id=2987"&gt;kuponu&lt;/a&gt;, ben de o hesap bu haftanın numaralarını veriyorum işte. para çıkarsa bölüşelim diye...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1741676227753098169?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1741676227753098169/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1741676227753098169' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1741676227753098169'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1741676227753098169'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/03/12-18-23-36-43-45.html' title='12, 18, 23, 36, 43, 45'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SbfRCK7kjqI/AAAAAAAAAnY/ljPT-cbzhOI/s72-c/scrooge_mcduck.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-7707356462772701642</id><published>2009-03-06T13:10:00.003+02:00</published><updated>2009-03-06T14:01:30.050+02:00</updated><title type='text'>tiksinti</title><content type='html'>bu memleketin çoğunluğunun bazı insanlarına, ucundan kıyısından da olsa bir şekliyle senden olanlara, sana yaptıklarını kat'a unutmamak, hep hatırlamak, o tezgahların içinde olanları kayıttan düşmek gerektiğini; uzlaşmaydı, hoşgörüydü, sevgiydi, empatiydi, acımaydı, entellikti, boktu püsürdü hepsini bir yana bırakmak gerektiğini; bize yapılanları asla unutmamak gerektiğini unutmamak gerek. unuttuğun zamanlarda ahmet kaya dinleyeceksin!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-7707356462772701642?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/7707356462772701642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=7707356462772701642' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7707356462772701642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7707356462772701642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/03/tiksinti.html' title='tiksinti'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-4193066594197610059</id><published>2009-03-04T14:43:00.006+02:00</published><updated>2009-03-04T15:57:02.053+02:00</updated><title type='text'>"bayrakları göndere çeken çocuklar..."</title><content type='html'>bindiğim arabalar içinde en çok mitsubishi galant'ın ('88 falan olmalı) iki koltuğunun arasına oturmayı sevdim ben; iki bacağımı iki koltuğun arasına sokup çoğu zaman kafamı direksiyondaki pederimin koltuğuna yaslayıp yolu seyrederdim. en çok gece yolda olmayı severdim o arabayla; arada sırada karşıdan gelen arabaların farları, hep arabanın altında kayboluşlarını seyrettiğim asfalt çizgileri, uzaklardan görülen şehirlerin, köylerin ışıkları, "şuraya şu kadar kilometre var" diyen levhalar... koyu yeşil bir arabaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halbuki babam o kadar sevmez ahmet kaya'yı ama o arabada ahmet kaya'nın "iyimser bir gül: adı bahtiyar" kaseti çok çaldı. pek severdim, hala da en iyi albümüdür diyebilirim gönül rahatlığıyla. "kardelenler açınca" -o zaman adını bilmezdim- başlayınca çok acayip hissederdim kendimi. o girişteki şiir hiçbir yere gitmedi aklımdan bunca zamandır ("bayrakları göndere çeken çocuklar" deyişi, "bir gelin parmağıyla deşer rahmini" deyişi, "satarsın ulan satarsınnn" deyişi). şarkının kendisi de ayrıca şahanedir zaten. şiir orhan kotan'ınmış, şarkının sözleri yusuf hayaloğlu'nun, müzik ahmet kaya. özel bir ilgim olduğu söylenemez hayaloğlu'na ama işte öldü ya, bu da bir nevi o yeşil mitsubishi galant'a, o küçükken geçtiğimiz yollara saygı duruşu olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="381"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k50Y53uWVytjwJvMJI&amp;related=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k50Y53uWVytjwJvMJI&amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="301" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x4iday_ahmet-kaya-kardelenler-acinca_music"&gt;Ahmet Kaya - Kardelenler Açinca&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-4193066594197610059?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/4193066594197610059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=4193066594197610059' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4193066594197610059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4193066594197610059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/03/bayraklar-gondere-ceken-cocuklar.html' title='&quot;bayrakları göndere çeken çocuklar...&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-3605891873265806749</id><published>2009-02-24T10:59:00.005+02:00</published><updated>2009-02-25T13:56:52.867+02:00</updated><title type='text'>"and the winner is..."</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SaUuPKjcIGI/AAAAAAAAAnI/d1rMo8Uq5RE/s1600-h/2008-oscar-awards-preparation.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 229px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SaUuPKjcIGI/AAAAAAAAAnI/d1rMo8Uq5RE/s320/2008-oscar-awards-preparation.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306698573991911522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;radyobemba benim için bittiğinden beri "haftanın filmleri" diye de bir seriye başlayayım diyorum bir türlü girişemiyorum. bari şu oscar'ı vesile edip, ayağımı suya sokayım belki o seriye de başlarız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en iyi filmden başlayalım tabii. soru basit: slumdog millionaire sahiden bu kadar çok oscar alacak kapasitede bir film midir? cevap veriyorum: hayır. çok iyi bir fikir evet, fakat işlemesi o kadar da iyi değil. yani şu bu kanalda eğlencelik niyetine seyrettiğimiz filmlerden çok mu farkı var, karşısında milk ya da reader dururken? saçma bir aşk muhabbeti üzerine oryantalist soslar.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadına erkeğe sözümüz yok: winslet da penn de sevdiğimiz, beğendiğimiz ablalar abiler. yardımcı kadına da bi şey demeyeyim cruz ablayı seyretmedik. ama yardımcı erkek için çok net şekilde "benim jokerim jack nicholson'dan başkası olamaz" derim ("sen hiç donuk ay ışığında şeytanla raksettin mi?" deyişi ilk duyduğum andan itibaren ). ölüye saygı başka bir şey ama philip seymour abinin hakkını yemeyin ulen. yönetmen de milk'le van sant'ın hakkıdır zaten bence.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-3605891873265806749?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/3605891873265806749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=3605891873265806749' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3605891873265806749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3605891873265806749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/02/and-winner-is.html' title='&quot;and the winner is...&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SaUuPKjcIGI/AAAAAAAAAnI/d1rMo8Uq5RE/s72-c/2008-oscar-awards-preparation.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-3961965397707906918</id><published>2009-02-10T18:54:00.005+02:00</published><updated>2009-02-11T12:10:50.878+02:00</updated><title type='text'>las meninas</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SZKZvvXq3nI/AAAAAAAAAm4/de_AJWbWtcw/s1600-h/velazquez_meninas.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 351px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SZKZvvXq3nI/AAAAAAAAAm4/de_AJWbWtcw/s400/velazquez_meninas.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5301468756817141362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;resimden anlamam; çizemem, o zaten ayrı ama böyle bir resme uzun uzun bakıp iç geçirenlere karşı imrenmeyle "ya bi gidin" demek noktaları arasında bir yerde dururum. resimden anlamam ama evet, benim de güzel dediğim, etraflıca baktığım bir sürü tablo var. misal monet'yi pek severim. caravaggio'yu, dürer'i, bruegel'i, klimt'i... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fakat, en azından şimdiye kadar, hiçbir resim karşısında bu kadar çaresiz hissetmemiştim kendimi. "çaresiz" kelimesini seçmem boşa değil; zira ilk gördüğümde "ulan bu resimde bi acayiplik var ama nedir?" diye az düşündüm, başka işlerle uğraştım tekrar resme döndüm, bu sefer uzun düşündüm, başka işlerle uğraşıp tekrar resme döndüm, bu sefer tam düşündüm, sağa sola da baktım gördüm ki sahiden de bir başyapıtmış kendisi (uzun uzun nedenlerini yazacak değilim, girin netten bakın). bir türlü algılayamamanın yarattığı "leziz" bir çaresizlikten söz ediyorum yani. insanın bir türlü içinden çıkaramadığı acayip bir duygudan. güzel bir şeyden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;velazquez, neredeyse 350 yıl önce ölmüş, "las meninas"ı yapalı da neredeyse bir o kadar. ama işte onca zaman sonra, bir kişiye bile böyle "çaresiz" hissettirebiliyor. "sanatın gücü" gibi bir klişeye bağlamak istemezdim mevzuyu ama bazen tam da klişeden başka söyleyecek laf kalmadığından kıymet daha da artabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-3961965397707906918?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/3961965397707906918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=3961965397707906918' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3961965397707906918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3961965397707906918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/02/las-meninas.html' title='las meninas'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SZKZvvXq3nI/AAAAAAAAAm4/de_AJWbWtcw/s72-c/velazquez_meninas.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-2303937121359879416</id><published>2009-02-03T17:17:00.005+02:00</published><updated>2009-02-03T18:01:41.620+02:00</updated><title type='text'>van minut, ekscüz mi...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SYhpHmeqVFI/AAAAAAAAAmo/FMWV9L6rCRY/s1600-h/erdoganat2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 289px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SYhpHmeqVFI/AAAAAAAAAmo/FMWV9L6rCRY/s400/erdoganat2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298600540910539858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"romantik isyankar" eline kronometreyi almış, gerekli ölçümleri yapmış ama daha esaslı bir şeye de temas etmiş: bizim kofti kahramanın kahramanlığını en azından o ilk anda sadece bizim anladığımızı &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&amp;ArticleID=1054861&amp;b=Kayitlardaki%20surpriz"&gt;söylüyor&lt;/a&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cinsiyetçilik tartışmasını bir kenara koyalım, adına "delikanlılık" denilen şeye anlam biçenlerdenim ben şahsen. hatta bunun bir hayat tarzı, dünya görüşü olduğunu da iddia edebilirim. fakat başka bir sürü şeyde olduğu gibi bunda da asıl olan, senin o kalıba girmenden ziyade, onun bir kalıp olarak senin üstüne oturup oturmamasıdır. bunu da ancak hayattaki hal ve gidişin belirler zaten. sonuna kadar kovalanan artistliklere manalı da olsa manasız da gönlümüz açık ama artistlik yapıp ondan sonra "benim sözüm moderatöreydi" falan demeyeceksin tabii. ya da ne bileyim, "gazze'de çocuklar ölüyor" diye feryat ederken kendi memleketinin boşaltılan, yakılan köylerinde ölen çocukları, daha 12 yaşındayken vücutlarına 13 kurşun giren çocukları unutmayacaksın. yoksa zaten üzerinde anca anca delikanlı olmayı çok arzulayan lümpen bir mahalle bıçkınına yakışacak kadar duran artistlik de delikanlılık da silinir gider.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haaa, tabii mevzu şu, memleketimiz artık delikanlılığın başka türde kodlandığı bir yerdir, memleketimiz artık at izinin it izine karıştığı bir yerdir. tam o yüzden işte koyun-keçi-abdurrahman çelebi denkleminin gayet geçerli olduğu bir yerdir; o da ayrı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şükür, eso'nun meşhur sözü hep kulağımda büyüdüm ben: "kıçına güvenmiyorsan borazancı olmayacaksın." en azından artistliğimin kaynağını, kıçımın ölçüsünü biliyorum. allah olmayana da versin tabii...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SYhpM0GzyKI/AAAAAAAAAmw/EhHJPMn_SAM/s1600-h/erdoganat3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 265px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SYhpM0GzyKI/AAAAAAAAAmw/EhHJPMn_SAM/s400/erdoganat3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298600630467938466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-2303937121359879416?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/2303937121359879416/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=2303937121359879416' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2303937121359879416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2303937121359879416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/02/van-minut-ekscuz-mi.html' title='van minut, ekscüz mi...'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SYhpHmeqVFI/AAAAAAAAAmo/FMWV9L6rCRY/s72-c/erdoganat2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-2332128019984671916</id><published>2009-01-26T18:53:00.005+02:00</published><updated>2009-01-29T16:35:54.389+02:00</updated><title type='text'>hayırlı cuma</title><content type='html'>pazartesi sendromu denilen şeyle işim olmaz, demiştim. ters açıdan bakınca bir de "cuma manyaklığı" var tabii: "ayyy, cuma geldi, hafta sonu başlıyor, tatil, coşalım, eğlenelim..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben bunu esasen İstanbul'da gördüm, bizim Angara'da böyle şeyler bilmezdim. bilmezdim derken, şükür, "öğrendim, ben de cuma manyağıyım" demiyorum. zaten koşturmayı sevmem, parti insanı değilim, özel özel "canlı müzik dinlemek" denilen şeyden nasıl bir zevk alınacağına dair pek fikrim yok (netekim konser de sevmem: maksat iyi müzik dinlemekse vatandaş onun kendince ennn iyi halini albümünde zaten yapmış, konserde yapacağı ekstra şey gitar solosunu uzatmak, üç-beş ses oyunu yapmak başka ne olacak. heee ama deniyorsa ki, "nasıl şarkı söylediğini görmeye gidiyoruz" ona eyvallah.)... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"biz meyhane insanı olalı çok olmuş" tespitini yapalı epey oluyor. zira söz dinlemek isterim ben karşımdakinden. sesi sonuna kadar açık müzikle, sallanıp durmak pek gitmez bana. fakat tabii meyhanede de fasılı, vatandaşın kafasının üstünde gezinip duran klarnetçileri, darbukacıları, kemancıları hiç sevmem, dövesim gelir. (bir de hayatta en anlaşamadığım meslek grubu garsonlardır. çoğu zaman onları da dövesim gelir.)     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama başka bir şekilde evet, cuma manyağı oldum: bitmesin o cumalar, cumartesiler, seyredilen filmler, yenilen abur cuburlar, şunlar bunlar isteyen bir kişiyim artık. hiçbir şikayetim yok...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-2332128019984671916?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/2332128019984671916/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=2332128019984671916' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2332128019984671916'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2332128019984671916'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/01/hayrl-cuma.html' title='hayırlı cuma'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-8810000078907375314</id><published>2009-01-20T16:02:00.006+02:00</published><updated>2009-01-20T18:40:44.199+02:00</updated><title type='text'>la luz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SXX5Jse138I/AAAAAAAAAmU/hzrHmAIIQPU/s1600-h/burclarns1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SXX5Jse138I/AAAAAAAAAmU/hzrHmAIIQPU/s400/burclarns1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293410881998544834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sana büyü yapılmış olmasından korkmayacaksın. zira büyünün tutması için itikat şarttır. büyü tuttuysa, itikadın var demektir ki ferah ferah "acayibül ala" diyebilirsin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-8810000078907375314?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/8810000078907375314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=8810000078907375314' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8810000078907375314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8810000078907375314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/01/la-luz.html' title='la luz'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SXX5Jse138I/AAAAAAAAAmU/hzrHmAIIQPU/s72-c/burclarns1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-2387704365832932814</id><published>2009-01-05T13:57:00.005+02:00</published><updated>2009-01-05T15:47:19.917+02:00</updated><title type='text'>bin o uçağa-1</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SWINg_0rAkI/AAAAAAAAAlc/eSuz46zKfzw/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SWINg_0rAkI/AAAAAAAAAlc/eSuz46zKfzw/s400/1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287803773025714754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;hazzetmediğim bir sürü insan var hayatta. normal olarak. yalan yok, bir zamandır bunların mümkünse topluca bir uçak kazasında falan ortadan kaybolmasını da diliyorum. hiç öyle insani duygulara falan sahip değilim. o listeyi sonra açıklarım ama o uçakta mutlaka olsun dediğim adamlardan birisi hakkı devrim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu adam nasıl oldu bir anda bir medya gurusu haline geldi birisi bana izah etsin. televizyonda konuştukça hohoho, hihihi gülenler "tonton dede"lerinin sıcaklığında, hoş sohbetinde eğlenirken bunu düşünmüyorlar elbette ama bilhassa yazılarında gündelik hayattaki faşizmi yeniden yeniden üretip duruyor bu herif. işte birtakım eblehler de "aman güzel türkçemizin bekçisi", "aman ne tatlı bir ihtiyar" diye övüp duruyorlar kendisini.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben bunları çok zamandır düşünürdüm zaten de, geçen radikal'e &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&amp;ArticleID=915325&amp;Yazar=%20&amp;Date=05.01.2009&amp;PAGE="&gt;yazdığı yazı&lt;/a&gt; tam demek istediğime denk düştü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kürtçe trt hikayesinden bahsediyor, ne kadar memnun olduğundan söz ediyor falan filan. sonra bir eski anısını anlatıyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"....Çünkü efendim, davet sahibi Kürt köyünde Türkçe bilen, yani muhtarlığa aday olabilecek bir Allahın kulu yokmuş.&lt;br /&gt;Hocam, ki o da Kürt kökenli ve ünlü bir ailenin evladıydı, sordu bana o zaman:&lt;br /&gt;– Sence Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürt politikası nedir?&lt;br /&gt;– Asimilasyon değil mi Hocam, dedim?&lt;br /&gt;– Anlamını da söyle o zaman!&lt;br /&gt;– Asimilasyon! Yani «Kendine benzetme, bir tutma, sindirme, kendi içinde eritme, özümseme, kendine mal etme...» değil mi Hocam?&lt;br /&gt;– Tamam! Bir sualim de şu sana: ahalisi arasında Türkçe de bilir tek fert bulunmayan köyler olduğuna göre, Cumhuriyet’in 40’ıncı yılında asimilasyon politikası hedefine ulaşmıştır, diyebilir miyiz?&lt;br /&gt;– Diyemeyiz Hocam, dedim utanarak, üzülerek.&lt;br /&gt;Onunki de öfke değil, bir teessüfün ifadesiydi zaten.&lt;br /&gt;Cumhuriyet’in 40’ıncı yılında hoca-talebe birlikte dert edindiğimiz hatadan kurtuluşun ilk adımını, o günden bir 46 yıl daha sonra nihayet attık, diye seviniyorum. Bunu bana çok görmeyin!..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tonton faşist, kürtleri asimile edemediğine 40 yıldır üzülürmüş, utanırmış yani! altına da "Ve Dil Yâresi köşemde artık «Kürtçe dostları» başlığını da kullanabilir miyim, diye düşündüm. Bunun için bana, Türkçe’yi de, Kürtçe’yi de iyi bilen bir gönüllü yardımcı lazım." diyerek ama "ayyy ne kadar demokrat bir adam yaaa" da dedirtiyor bize. (o linke tıklayın, yorumlara bakın hele) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ulan diyorum, ben mi yanlış değerlendiriyorum bir sürü hikayeyi ama biliyorum ki gündelik hayatta böyle çaktırmadan yapılan faşizm her bakımdan en tehlikelisidir aslında. zira kurda kuzu teslim etmekten farkı yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hasılı o uçakta hakkı devrim mutlaka olmalıdır, yanında okan bayülgen'le birlikte tabii...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-2387704365832932814?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/2387704365832932814/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=2387704365832932814' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2387704365832932814'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2387704365832932814'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/01/bin-o-uaa-1.html' title='bin o uçağa-1'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SWINg_0rAkI/AAAAAAAAAlc/eSuz46zKfzw/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-8300288425972965191</id><published>2009-01-05T12:25:00.004+02:00</published><updated>2009-01-05T13:41:25.987+02:00</updated><title type='text'>hesap kitap</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SWHxdAov5yI/AAAAAAAAAlU/tdYb-GMPmbc/s1600-h/576235_0.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 257px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SWHxdAov5yI/AAAAAAAAAlU/tdYb-GMPmbc/s320/576235_0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287772918199084834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2008 hesap defterini açalım: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çalışmaklar, az uyumaklar, kendime pek dikkat etmemekler, yazmaklar baki. büyük iş Antalya'da Spor ve Antalyaspor projesi tabii; fena bir şey yapmadık, en azından altından kalktık. ferah ferah diyebilirim ki, daha iyisi yapılana kadar en iyisi budur. omuzdaki bursit  ve dahi tendinit meselesi ("omuzum ağrıyor" yerine böyle deyince daha karizmatik oluyor!) durup duruyor ki sanırım artık onunla yaşamayı da öğrendim. bir zamanlar övündüğümüz, "ben sigara içmem gitanes içerim, cigar içerim, puro içerim"cilik bitti, bildiğin sigara içiyorum artık. biraz daha fazla su içiyorum ama evet. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir zamandır kaybettiğim bir şeyi becerebilme, bir şeye yoğunlaşabilme hissiyatını yeniden kazanır gibi oldum; daha önce hiçbir ilişkim olmayan, ilişkim olacağı aklımdan bile geçmeyen bir dil üzerinden hem de: arnavutça konuşuyorum demek saçma tabii de en azından bazı kelimeleri anlayabiliyorum. mesudum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maneviyat; bir takım yalpalamalara rağmen sağlam, şükür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009'dan hayalim, umudum falan yok. haybeye saçmalamaya gerek yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2008/01/muhasebe.html"&gt;2008 hedefi&lt;/a&gt;, "daha iyi bir adam olmayı becerebilmek"i becerebildiğimiz şüpheli. öyleyse bu seneye de koymakta beis yoktur (hoş, bunu becerdiğimi nasıl anlayacaksam. sabit hedef haline getirmek en iyisi herhalde). loto hedefi de dursun, ki 2008'de bir kere 4 bulduğumuzu da eklemek isterim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-8300288425972965191?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/8300288425972965191/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=8300288425972965191' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8300288425972965191'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8300288425972965191'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2009/01/hesap-kitap.html' title='hesap kitap'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SWHxdAov5yI/AAAAAAAAAlU/tdYb-GMPmbc/s72-c/576235_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-8932662604468472462</id><published>2008-12-19T16:43:00.005+02:00</published><updated>2008-12-19T17:07:32.429+02:00</updated><title type='text'>insanlar ve sözler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SUu4H6FXCHI/AAAAAAAAAlM/XKXPruPRypk/s1600-h/Jose_Mourinho22.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 287px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SUu4H6FXCHI/AAAAAAAAAlM/XKXPruPRypk/s320/Jose_Mourinho22.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281517434012371058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;yaşadığı baskıyı soruyorlar adama, milyon dolarlık bir takımın başındayken, milyon dolarlık futbolcuları idare ederken, milyon dolarlık kupaların peşinden koşarken. "Baskı?" diyor, "Ne baskısı? Baskı fakir insanların ailelerini beslemek için çırpınırken yaşadığı bir duygudur. Güneşin doğuşundan, batışına kadar çalışıp çocuklarını beslemeleridir." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazı insanları bazı sözleri söyledikleri için severiz, bazı sözleri de bazı insanlar söyledikleri için. bu ikisinin kesiştiği yerlerdir, hayatımıza çizdiğimiz yönü belirleyen çoğu zaman: insanlarımız ve sözlerimiz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-8932662604468472462?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/8932662604468472462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=8932662604468472462' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8932662604468472462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8932662604468472462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/12/insanlar-ve-szler.html' title='insanlar ve sözler'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SUu4H6FXCHI/AAAAAAAAAlM/XKXPruPRypk/s72-c/Jose_Mourinho22.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-8972042262396220898</id><published>2008-12-15T09:49:00.005+02:00</published><updated>2008-12-15T10:14:37.249+02:00</updated><title type='text'>kaç numara?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SUYN6TfE81I/AAAAAAAAAkk/m5GcPGbQcrA/s1600-h/alert_shoe.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 228px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SUYN6TfE81I/AAAAAAAAAkk/m5GcPGbQcrA/s400/alert_shoe.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279922908452680530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Irak'a beklenmedik bir ziyaret yapan ABD Başkanı Bush, Başbakan Nuri el Maliki'nin elini sıkarken öfkeli bir Iraklı gazetecinin ayakkabı saldırısına uğradı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maliki'nin şaşkın bakışları altında iki ayakkabısını da çıkarıp peş peşe Başkan'a fırlatan ve bir yandan da Bush'a ağır hakaretler yağdıran gazeteci, güvenlik güçleri tarafından hemen etkisiz hale getirilerek salondan çıkarıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğilerek, başının hemen üzerinden geçen ayakkabılardan isabet almadan kurtulan Bush, saldırının kendisini etkilemediği belirtti ve esprili bir şekilde 'sadece ayakkabıların numarasının 10 olduğunu söyleyebilirim' diye konuştu..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/middle_east/7782422.stm"&gt;görmeyen&lt;/a&gt; çok şey kaçırır, o ayrı. ama sorulacak esas soru, bu ayakkabıların kaç numara olduğu şüphesiz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SUYOADlFyHI/AAAAAAAAAks/W-Hp8eOY9XM/s1600-h/wits_06_9.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 265px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SUYOADlFyHI/AAAAAAAAAks/W-Hp8eOY9XM/s400/wits_06_9.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279923007262148722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;ps. ayak topuyla alakası olmayan bir şeye "futbol" diyen bir milletin ölçü birimlerinin boktan olması da normal tabii. "10 numara" derken bizim buraların 44 numarası gibi bir şeyden söz ediyor. memleket medyasında kimsenin aklına bunu Avrupa ölçülerine çevirmek de gelmiyor o da ayrı.  &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-8972042262396220898?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/8972042262396220898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=8972042262396220898' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8972042262396220898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8972042262396220898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/12/iraka-beklenmedik-bir-ziyaret-yapan-abd.html' title='kaç numara?'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SUYN6TfE81I/AAAAAAAAAkk/m5GcPGbQcrA/s72-c/alert_shoe.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-4789301842468742600</id><published>2008-12-15T04:11:00.005+02:00</published><updated>2008-12-15T04:42:35.463+02:00</updated><title type='text'>yanlış anla-ma</title><content type='html'>bir sürü yanlış anlama bir sürü cinayete yol açmıyor mu? bir sürü yanlış anlama bir sürü başka yanlışlığa yol açmıyor mu? hayatta en berbat şeylerden birisi yanlış anlaşılmak değil mi? yanlış anlaşılarak ölüp giden, hayatı kayan bir sürü insanevladı yok mu ortalıkta? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;paradoks kendi içinde biraz da; salimen dinlemesi gereken yanlış anlayanın standart tepkisi zaten yanlış anladığını dinlemeyi kesmek olunca, yanlış anlamaları ortadan kaldırmanın fazla da bir yolu kalmıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0887883/"&gt;burn after reading&lt;/a&gt;, bütün bütün yanlış anlamayla ilgili değil ama o saçma salak "no country for old men"den sonra "aferin ulen coen'ler" dedirten bi iş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beri yandan ama işte Nina'sıyla, Pinta'sıyla, Santa Maria'sıyla Kolomb'un yanlış anlaması, keşfettiği yerin yeni bir kıta olduğunu anlayamadan ölmesiyle noktalandı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SUXDQ3xfB6I/AAAAAAAAAkc/UReWh5v_sro/s1600-h/800px-1893_Nina_Pinta_Santa_Maria_replicas.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SUXDQ3xfB6I/AAAAAAAAAkc/UReWh5v_sro/s320/800px-1893_Nina_Pinta_Santa_Maria_replicas.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279840832778602402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-4789301842468742600?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/4789301842468742600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=4789301842468742600' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4789301842468742600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4789301842468742600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/12/yanl-anla-ma.html' title='yanlış anla-ma'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SUXDQ3xfB6I/AAAAAAAAAkc/UReWh5v_sro/s72-c/800px-1893_Nina_Pinta_Santa_Maria_replicas.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-96295318924235344</id><published>2008-12-05T12:21:00.006+02:00</published><updated>2008-12-05T17:59:26.601+02:00</updated><title type='text'>"the man who sold the world"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/STkvG8J-aGI/AAAAAAAAAdw/3JvL77sCRAo/s1600-h/BB-JoanneSold02+(Custom).jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 275px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/STkvG8J-aGI/AAAAAAAAAdw/3JvL77sCRAo/s400/BB-JoanneSold02+(Custom).jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276300234714933346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;kişisel gelişim kitaplarına hiç inanmam ben. zaten adında meymenet yok, "kişisel gelişim". geliştirilen kişiselliğin falan değil; bilgeliğin yollarını, daha "presentıbıl" bir insan olmayı anlatan metinlerin tamamı aslında "kendinizi nasıl daha iyi pazarlarsınız"dan ibaret. "kendini pazarlamak" ne önemli... kendini satmak ne de esaslı iş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünyanın kötü olmadığına kendimizi ikna etmek zor, tamam, ama en azından kendimizi pazarlamadan da manalı olmanın olanaklarını aramaktan vazgeçmemek lazım. o kötülüğe uymamak lazım. ille bi şey satmak gerekiyorsa da dünyanın anasını satmak lazım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps. nirvana versiyonu daha iyidir allah için ama bowie şarkısı ne de olsa....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="380"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k39WXxlCyA3G1KJSR7&amp;related=1&amp;canvas=medium"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k39WXxlCyA3G1KJSR7&amp;related=1&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="380" height="280" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x6idzh_the-man-who-sold-the-world-david-bo_music"&gt;The Man Who Sold The World - David Bowie - Live at the beeb&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-96295318924235344?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/96295318924235344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=96295318924235344' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/96295318924235344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/96295318924235344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/12/man-who-sold-world.html' title='&quot;the man who sold the world&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/STkvG8J-aGI/AAAAAAAAAdw/3JvL77sCRAo/s72-c/BB-JoanneSold02+(Custom).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-7547075678701925314</id><published>2008-11-17T22:10:00.004+02:00</published><updated>2008-11-18T10:06:14.159+02:00</updated><title type='text'>"halka hizmet hakka hizmet"</title><content type='html'>neler olmaktadır anlamış değilim; 3-4 gündür hz. google'a la şantami kantare yazan buraya geliyor akın akın. buldukları da &lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2006/12/la-antami-kantare.html"&gt;bu &lt;/a&gt;. hayır, duymadığımız bilmediğimiz bir şey mi var anlamadım. gelenler de zaten bir şey bulamayıp muhtemelen küfrederek gidiyor. işi gücü bırakıp "halka hizmet hakka hizmet" diyoruz o zaman. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şarkının orijinal adı "lasciatemi cantare". "l'italiano" olarak da biliniyor. esas söyleyen toto cutugno, ki biz tabii ki celentano versiyonunu tercih ediyoruz. bitti mi? bitmedi. ben sözünü de görmek isterim diyenler, &lt;a href="http://www.garaj.org/parca/ae8/lasciatemi-cantare-turkce-ceviri-toto-cutugno"&gt;buraya &lt;/a&gt;buyursun, ki sürpriz türkçesi de var. bitti mi? bitmedi. dinlemek isteyen de &lt;a href="http://www.4shared.com/file/63495723/a9526487/Adriano_Celentano_-_LItaliano.html?dirPwdVerified=44f03605"&gt;buradan&lt;/a&gt; buyursun. (ama yanılmayın bu söyleyen toto abi, adriano abi değil)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biraz da kişiselleştireyim, ben küçükken bu şarkıyı manasızca pek söylerdim. muhtemelen arayıp duranlar da hep benimle aynı durumda zaten. toto abi ise gözümün önünde eurovision 90'da "insieme 1992" diye bir şarkıyı söylerken durup duruyor. kendisi memleketteki laşantami cantare arayışını duysa kesin ilk uçağa atlar gelir o da ayrı tabii. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps. sokak çocuğu mehmet'in söylediği şarkıya la şantami kantare &lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2006/12/la-antami-kantare.html"&gt;demişim&lt;/a&gt;, ama hayır, o feliçita'yı söylüyordu. şimdi buraya da feliçita yazdık, bi de onun dalgası gelir ya hadi bakalım hayırlısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.brutta.net/images/content/images/immagine_005.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://www.brutta.net/images/content/images/immagine_005.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-7547075678701925314?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/7547075678701925314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=7547075678701925314' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7547075678701925314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7547075678701925314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/11/halka-hizmet-hakka-hizmet.html' title='&quot;halka hizmet hakka hizmet&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-7005880760233132075</id><published>2008-11-07T00:42:00.003+02:00</published><updated>2010-01-07T15:56:24.216+02:00</updated><title type='text'>Kitabi: 06.XI.2007 - 06.XI.2008</title><content type='html'>&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.kitapyayinevi.com/ayrinti.asp?Id=234&amp;kId=3"&gt;Karga&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Boria Sax  &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=630"&gt;Zoraki Diplomat&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Yakup Kadri Karaosmanoğlu&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=604"&gt;Yedi Gece&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Jorge Luis Borges&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1190"&gt;Hacı Murat&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Tolstoy&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.canyayinlari.com/BookDetails_KOTU-BIR-SAKA_2090.aspx"&gt;Kötü Bir Şaka&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Italo Svevo&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1413"&gt;Masumiyet Müzesi&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Orhan Pamuk&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://mksun.mkutup.gov.tr/F/Y12VY9BDTDAVAQG192H99BMNL5CYJ4Y95V5SDNUPT66SSP517Y-02036?func=full-set-set&amp;set_number=000702&amp;set_entry=000004&amp;format=999"&gt;İlahi Komedya-Cehennem&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Dante&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iskulturyayinlari.com.tr/tr/kitap_detay.asp?urun=272037"&gt;Rubailer&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Mevlana&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap/25218/gunlukler.htm"&gt;Günlükler&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Franz Kafka&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=WTH4WXH3E66WE0L7KMF0"&gt;Kosova-Balkanları Anlamak İçin&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Noel Malcolm&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=434"&gt;Puslu Kıtalar Atlası&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;İhsan Oktay Anar&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://kutuphane.tbmm.gov.tr/cgi-bin/koha/opac-detail.pl?bib=187193"&gt;Taş Kentin Günlüğü&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;İsmail Kadare&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.tulumba.com.tr/storeItem.asp?ic=zBK980403GC624"&gt;Arnavutluk Öyküleri Antolojisi&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;haz. Kaya Öztaş&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1407"&gt;Ateş Canına Yapışsın&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Sezgin Kaymaz&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap/59672/jose_maurinho.htm"&gt;Jose Mourinho&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Luis Lourenço&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.ykykultur.com.tr/kitap/kitap.asp?id=1916"&gt;Kör Baykuş&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Sadık Hidayet&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=287"&gt;Kara Kitap&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Orhan Pamuk&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.agorakitapligi.com/katalog.php?kitap=131&amp;katalog=22"&gt;Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Emma Goldman&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Book.asp?ID=1138"&gt;Görme Biçimleri&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;John Berger&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Book.asp?ID=1011"&gt;Solak Kadın&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Peter Handke&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap/14253/parfumun_dansi.htm"&gt;Parfümün Dansı&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Tom Robbins&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=TSBHEA55PB4NZG4IS6K2"&gt;Bella'nın Ölümü&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Georges Simenon&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=58"&gt;Katip Bartleby&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Herman Melville&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.canyayinlari.com/BookDetails_ASLAN-ASKER-SVAYK_84.aspx"&gt;Aslan Asker Şvayk&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Yaroslav Haşek&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://kutuphane.tbmm.gov.tr/cgi-bin/koha/opac-detail.pl?bib=153207"&gt;Ölü Ordunun Generali&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;İsmail Kadare&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.canyayinlari.com/BookDetails_DEMIAN_375.aspx"&gt;Demian&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Hermann Hesse&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.tulumba.com/storeItem.asp?ic=zBK324250IF229"&gt;Kosova'da Türk Kültürü veya Türkçe Düşünmek&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Altay Suroy Recepoğlu&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.kultur.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFE200AFCAF5415DF31EC64471AA1225E5"&gt;Kosova Hamamları&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Raif Vırmiça&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=17180&amp;session=61118978685101139190&amp;LogID=2548795"&gt;Kürk Mantolu Madonna&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Sabahattin Ali&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Book.asp?ID=2042"&gt;Biz Hayır Diyoruz&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Eduardo Galeano&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1370"&gt;Son Hafriyat&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Emrah Serbes&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/ayrinti.asp?id=2310&amp;id2=5714"&gt;Tuzdan Heykel&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Leopoldo Lugones&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.selyayincilik.com/kitaptanitim.asp?kod=312"&gt;Tiffany'de Kahvaltı&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Truman Capote&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1368"&gt;Cumhuriyetin Büluğ Çağı&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Levent Cantek&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap/1660/canavar.htm"&gt;Canavar&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;İsmail Kadare&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap/3172/piramit.htm"&gt;Piramit&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;İsmail Kadare&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1163"&gt;Sandık Odası&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Sezgin Kaymaz&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.tulumba.com.tr/storeItem.asp?ic=zBK983250CI400"&gt;Hitler, Annen Seni Çağırıyor&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Alain Spiraux&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1359"&gt;‘Ermeni Meselesi Hallolunmuştur’&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Taner Akçam&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=B55GJC1INY4YJJ3SZZU6"&gt;Tekmeyi Yapıştırmak&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Dan Kavanagh&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1354"&gt;Öteki&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Dostoyevski&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1322"&gt;İnfaza Çağrı&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Vladimir Nabakov&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=6"&gt;Adabıyla Rakı ve Çilingir Sofrası&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Vefa Zat &lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=BVYR05L2TM0MD1CWEDK9"&gt;Mutlu Ölüm&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Albert Camus&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.dostyayinevi.com/TR/Ana/Kitap.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF76748A22998D156C"&gt;Corto Maltese-Bir Tuz Denizi Şarkısı&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;Hugo Pratt&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-7005880760233132075?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/7005880760233132075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=7005880760233132075' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7005880760233132075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7005880760233132075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/11/kitabi-06xi2007-06xi2008.html' title='Kitabi: 06.XI.2007 - 06.XI.2008'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-8634087124820658124</id><published>2008-11-05T00:42:00.002+02:00</published><updated>2008-11-05T01:15:59.902+02:00</updated><title type='text'>zwei, two, deux, due, dois: 2</title><content type='html'>doğum günü partisi yapmadım ben hiç, yapan çocuklardan da hala hoşlanmam (esasen partilerden hoşlanmam. kültürüne uzaklığımızdan mıdır nedir? 3-5 arkadaş bir araya gelip oturmak, muhabbet etmek "parti" olunca bi soğuma gelir bana). zaten yasaklamaydı, her gün kitap fuarı belasına bulgar sınırına dayanmaydı derken buranın doğum gününü de atlamışız işte. dolayısıyla evet parti yok, ama tabii ki gecikmeli de olsa teşekkür var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hafakan; esin. kafka-camus-corto; güçlü üçlü. okuduklarım; mana. dinlediklerim; algı. hayatımdakiler; dünya. arnavutça; yapabilme azmi, duygusu. gelip geçenler, göz atanlar; sağ olsunlar. burada parti falan olmadığını bile bile yorumlarıyla muhabbet kapısından kafalarını uzatanlar; var olun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toparlama: onlar; beni ben yapan her neyse, beni benden alan her neyse, beni ben kılan her neyse. yine...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-8634087124820658124?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/8634087124820658124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=8634087124820658124' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8634087124820658124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8634087124820658124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/11/zwei-two-deux-due-dois-2.html' title='zwei, two, deux, due, dois: 2'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-6854761872481948770</id><published>2008-10-31T01:12:00.006+02:00</published><updated>2008-10-31T01:53:37.322+02:00</updated><title type='text'>my left shoulder</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SQpIyrXV7cI/AAAAAAAAAcw/oOTw7E6gMkY/s1600-h/left.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 232px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SQpIyrXV7cI/AAAAAAAAAcw/oOTw7E6gMkY/s320/left.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5263099150007135682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;az şey değil tabuta girer gibi içine girip kafanda dönüp duran sesleri dinlemek. bir zaman sonra "şimdi ne diyorlar" bile diyorsun, sonra derken nasıl yanılsamalar bunlar anlıyorsun. mr denilen aletten bir tane alıp eve koymak gerek belki de; kafanın kendi sesleri yetersiz kaldığında kendini içine atmak için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm hikayenin sol omuzda cereyan etmesinde hikmet arayanlardan olmayalım demek de bir yerde mümkün değil tabii...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-6854761872481948770?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/6854761872481948770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=6854761872481948770' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6854761872481948770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/6854761872481948770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/10/my-left-shoulder.html' title='my left shoulder'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SQpIyrXV7cI/AAAAAAAAAcw/oOTw7E6gMkY/s72-c/left.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-4673955082698093316</id><published>2008-10-15T13:39:00.001+03:00</published><updated>2008-10-15T13:41:20.562+03:00</updated><title type='text'>tabir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SPXImRjA2DI/AAAAAAAAAcI/SYXs5prdaoI/s1600-h/blue_horizon.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SPXImRjA2DI/AAAAAAAAAcI/SYXs5prdaoI/s400/blue_horizon.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257328699895765042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;misal gecenin kör vakti -hava da ayazken üstelik- bir otobüs camından, tam da hiç bilmediğim ama tanıdığımı sandığım bir kentin içinden geçerken gördüğüm o sarı sarı lojman ışıklarına bakacak olsam ne hissedebileceğimi biliyorum; misal sol omzuma bir kurşun saplansa, şaşırarak önce omzuma sonra elimdeki kana baksam ne hissedebileceğimi biliyorum; misal üzerimde herkeslerden, hatta kendimden bile sakındığım kempes varken, fermuarı sonuna kadar çekikken hem de, sabahın kör vakti denizin dibinde otursam ne hissedebileceğimi biliyorum; misal sıcak bir gün, bol insanlı bir sokaktaki bir mekanda otururken okuduğum gazetenin sayfalarını çevirecek olsam ne hissedeceğimi biliyorum; misal tam ortasından ceviz ağacı desen değil, incir ağacı desen değil kocaman bir ağaç çıkan yıkık dökük, duvarları yazılı, bahçe içindeki bir evin en üst katına baksam ne hissedeceğimi biliyorum; misal bir odanın içine aniden serçeler dolmaya başlasa, uçmasalar ama öylece dursalar yerde ne hissedebileceğimi biliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hatta misal bir uçak düşerken nasıl hissedebileceğimi de biliyorum, heyhat "Eski tabircilerin yaşadıkları zamanlarda uçak (olmadığından ancak) havaya ve rüzgara, nispet ederek yorumla(yabiliyorum)". bu da benim kusurum sayılmaz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-4673955082698093316?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/4673955082698093316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=4673955082698093316' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4673955082698093316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4673955082698093316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/10/tabir.html' title='tabir'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SPXImRjA2DI/AAAAAAAAAcI/SYXs5prdaoI/s72-c/blue_horizon.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-4258238067711194774</id><published>2008-10-09T10:53:00.005+03:00</published><updated>2008-10-09T11:11:10.352+03:00</updated><title type='text'>ernestito</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SO28iWorc2I/AAAAAAAAAcA/f94y7Tikc-U/s1600-h/Che_G_-_Alta_Gracia_-_1933_-_Sobre_el_burro.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SO28iWorc2I/AAAAAAAAAcA/f94y7Tikc-U/s400/Che_G_-_Alta_Gracia_-_1933_-_Sobre_el_burro.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255063638589010786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ernesto Che Guevara 9 Ekim 1967 günü öldürüldü. 39 yaşındaydı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-4258238067711194774?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/4258238067711194774/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=4258238067711194774' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4258238067711194774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/4258238067711194774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/10/ernesto.html' title='ernestito'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SO28iWorc2I/AAAAAAAAAcA/f94y7Tikc-U/s72-c/Che_G_-_Alta_Gracia_-_1933_-_Sobre_el_burro.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-3074729122487423947</id><published>2008-10-07T11:34:00.006+03:00</published><updated>2008-10-07T15:37:43.196+03:00</updated><title type='text'>"bir tuz denizi şarkısı"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SOtYCRVJAyI/AAAAAAAAAbY/_ZKkusLw12U/s1600-h/ballatamaresalatoyj1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SOtYCRVJAyI/AAAAAAAAAbY/_ZKkusLw12U/s400/ballatamaresalatoyj1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5254390186292871970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"When a fortune-telling friend of his mother read his palm, she noticed that he had no 'Fateline'. The young Corto thereupon took his father's razor and single-handedly cut a line of Fate to suit him..." yani mealen, "Corto'nun falına bakan annesinin bir arkadaşı, gencin avucunda hayat çizgisi olmadığını görür. Bunu duyan genç Corto, sükunetle gider babasının usturasını alır, avucunu açar ve tek hamlede kendine güzel bir hayat çizgisi 'yapar'!", diyesi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;kabul edelim, bazı yaralar insanın eline uyar. bacağa yara o kadar uymaz mesela (diz hariç mi demeli?), yüze nadiren uyar ama bazı yaralar işte insanın eline uyar. ya bıçak -ya da her neyse- iyi oturmuştur ele, ya şık bir kesiktir ya da kalan iz sanki iz değil de hep oradaymış gibidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her durumda Corto olmak o kadar da kolay değildir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-3074729122487423947?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/3074729122487423947/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=3074729122487423947' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3074729122487423947'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3074729122487423947'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/10/bir-tuz-denizi-arks.html' title='&quot;bir tuz denizi şarkısı&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SOtYCRVJAyI/AAAAAAAAAbY/_ZKkusLw12U/s72-c/ballatamaresalatoyj1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-9067952163789877673</id><published>2008-09-27T18:07:00.003+03:00</published><updated>2008-09-27T18:12:25.711+03:00</updated><title type='text'>"pretty left of left"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_zW74b0z6M6w/R-0KDkrSFII/AAAAAAAAARI/vELnS2TThCg/s1600-h/0070-0185.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_zW74b0z6M6w/R-0KDkrSFII/AAAAAAAAARI/vELnS2TThCg/s320/0070-0185.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5182809802674410626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ihtimal &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0061512/"&gt;cool hand luke&lt;/a&gt;'u seyrettiğim dönem olduğundandır, ilkokul beşte doldurduğum anket defterlerinde "en sevdiğiniz oyuncu" kısmına de niro'yla birlikte onun ismini yazdığımı iyi hatırlıyorum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;paul newman'ın kim olduğuna, nasıl bir adam olduğuna, internet elinizin altında, bir zahmet bakın. fakat şunu bilin, 1982'den beri hayır kurumlarına, vakıflara boru değil, -yazıyla- iki yüz milyon dolar, -rakamla- 200 milyon dolar bağışlamış birinden &lt;a href="http://www.newmansown.com/commongood.cfm"&gt;söz ediyoruz&lt;/a&gt;. bir de tabii, watergate zamanı &lt;a href="http://www.tv.com/paul-newman/person/86348/summary.html"&gt;nixon'ın düşman listesine girmiş&lt;/a&gt;, üstelik de "bundan gurur duyuyorum" demiş birinden... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0070735/"&gt;the sting&lt;/a&gt;'i seyrettikten sonra "ulan" dedim, "bu güzel adamlar da ölecek işte bir gün". allahtan filmler hep var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;ps. bemba'ya bunu yazdığımda mart'ın 27'siymiş. newman da geçti işte dünyadan. ve evet tekrar, allahtan filmler hep var...  &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-9067952163789877673?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/9067952163789877673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=9067952163789877673' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/9067952163789877673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/9067952163789877673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/09/pretty-left-of-left.html' title='&quot;pretty left of left&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_zW74b0z6M6w/R-0KDkrSFII/AAAAAAAAARI/vELnS2TThCg/s72-c/0070-0185.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1155458884347214357</id><published>2008-09-24T09:43:00.004+03:00</published><updated>2008-09-24T10:21:00.775+03:00</updated><title type='text'>"e lule lule, mace mace..."</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SNnlti3fL4I/AAAAAAAAAaw/o3n_0QbLPP8/s1600-h/pt2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SNnlti3fL4I/AAAAAAAAAaw/o3n_0QbLPP8/s400/pt2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249479411293433730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;vücut sıcaklığı 38-39 derece; geceleri dehşet görüyor ama aslında ileri derecede miyop; patisinin içine sakladığı tırnaklarını sık sık törpüler, heyhat bana karşı bir kere bile düşmanca kullanmamıştır; kendini yalamayı pek sever ki o buna temizlik diyor; inadına hastayız, bıkmadan usanmadan miyavlayabilir istediği oluncaya kadar, üstelik bunu çok ritmik, matematik süreler içinde tekrarlar; şaşmaz hareketlerini yapmadan yapacağı işi yapmaz, misal yatağa gelmek için komodinin üstünden geçmesi farzdır; biraz korkaktır; havayı koklar koklar koklar; uzun uzun uzaklara bakar; gözlerini dikip tavanı dinler; zen budistidir; pencerenin pervazına oturup mahalleye muhtarlık eder; anası-babası, ne zaman doğduğu, akrabalarının olup olmadığı belirsiz; ben kitap okurken, çalışırken gelip kitabın, kağıtların üstüne otururken gözlerimin içine bakar; ayak sesimi tanır, eve geldiğimde çokluk kapının ağzında bekler; kuş seslerini taklit edebildiğini, onları böylece kandırıp yakayabileceğini düşünür; sinek avlamak konusunda bir numaradır; üzerime, koluma yatmadan önce iki patisiyle uzunca, transa geçmiş gibi hamur yoğurur ama bir anda vazgeçip başka yere gidebilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben, yatakta ona sarıldığımda, kafasını koltuk altıma soktuğunda, gırgırgır ses çıkardığında az şeyden duyduğum mutluluğu duyarım, kendimi iyi hissederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pıt geleli bu üçüncü sene.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1155458884347214357?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1155458884347214357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1155458884347214357' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1155458884347214357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1155458884347214357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/09/e-lule-lule-mace-mace.html' title='&quot;e lule lule, mace mace...&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SNnlti3fL4I/AAAAAAAAAaw/o3n_0QbLPP8/s72-c/pt2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-612148092349537326</id><published>2008-09-22T11:50:00.003+03:00</published><updated>2008-09-22T12:27:36.605+03:00</updated><title type='text'>adaptasyon</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SNdj7LOCdnI/AAAAAAAAAao/ap5Qeux5tPI/s1600-h/Pierre-C%C3%A9cile_Puvis_de_Chavannes_003.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SNdj7LOCdnI/AAAAAAAAAao/ap5Qeux5tPI/s400/Pierre-C%C3%A9cile_Puvis_de_Chavannes_003.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248773758998705778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;hikayenin bu kısmında ortaya cinler, şeytanlar, devler, akbabalar, cüceler, türlü çeşitli cadılar çıkıyor. her biriyle tek tek dövüşmek de hepsine topluca girişmek de faydasız, kahramanımızın kaçınılmaz sonu esir alınmak. on yıllar boyunca -ki "on yıllarca" da denebilir- kendisini kurtaracak prensesi bekleyecek ya da itaat edecek. itaat etmeyi seçiyor. kahraman olmadığından değil, kahramanlık bazen şekil değiştirmek olduğundan. o on yıllar geçtikten sonra tekrar kahraman olmasının mümkün olmadığını bilerek ama. korktuğundan değil, zaten hiçbir zaman kahraman olmadığından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;prenses dağları taşları aşıp onu kurtarmaya geldiğinde bulacağı cinler, şeytanlar, devler, akbabalar, cüceler, türlü çeşitli cadılar safına geçmiş bir kahraman. on yıllarca -ki "on yıllar boyunca" da denebilir- zorluklarla savaşıp, kapılar açıp kapılar kapatıp, atlara binip atlardan inip vardığı yerde bunu görmeyi istemez elbette. kendini düşündüğünden değil ama başkasını düşünmek kendini düşünmek olduğundan. yine de "hadi" diyecek. kahraman olmayan kahraman -ki artık cinlerin, şeytanların, devlerin, akbabaların, cücelerin, türlü çeşitli cadıların safına geçmiş bir kahraman olmayan kahraman-, gözü kocaman yemek masasındaki kocaman şarap kadehine takılı "tamam ama içeyim" cevabını verecek. "içeyim ki, ne olduğumu unuturken ne olduğumu hatırlayayım." çünkü hatırlamak biraz da unutmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o koca kadehi iki eliyle kavrayıp içtikçe içiyor. dünya kırmızı-mavi arası bir renge bulanınca kadehi fırlatıp koşmaya başlıyor. prenses arkasında. geldikleri yer belli, gittikleri, varacakları yer meçhul.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-612148092349537326?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/612148092349537326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=612148092349537326' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/612148092349537326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/612148092349537326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/09/adaptasyon.html' title='adaptasyon'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SNdj7LOCdnI/AAAAAAAAAao/ap5Qeux5tPI/s72-c/Pierre-C%C3%A9cile_Puvis_de_Chavannes_003.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-8979649396141569061</id><published>2008-09-15T12:47:00.002+03:00</published><updated>2008-09-15T12:47:39.848+03:00</updated><title type='text'>teras</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SM4vLnvfI2I/AAAAAAAAAaE/aNww6td25do/s1600-h/ayasofy1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SM4vLnvfI2I/AAAAAAAAAaE/aNww6td25do/s400/ayasofy1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246182492626428770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;terasımızdan bir sürü güvercin, birkaç karga, tek tük martı görünüyor. terasımızdan ayasofya, aya irini görünüyor, adliyenin çatısı, daha uzaklarda gökdelenlerin uçları. terasımızdan ağaçların üst yaprakları, açık unutulduğu için çarpan camlar, başka teraslar görünüyor. terasımızdan rüzgar duyuluyor. yoldan geçen tramvayların, arabaların sesleri, iş makineleri duyuluyor. ama en çok bulutlar görünüyor; durmayan, buradan oraya giden bulutlar, sürekli şekil değiştiren bulutlar. gökyüzü çizgileri, eski tarz ağıtlar, içli şarkılar, yabancı diller, sinekler, dumanlar, ağrılar, çocuk ağlamaları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayat terasımızdan uzakta, hayat terasımızın içinde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-8979649396141569061?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/8979649396141569061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=8979649396141569061' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8979649396141569061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8979649396141569061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/09/teras.html' title='teras'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SM4vLnvfI2I/AAAAAAAAAaE/aNww6td25do/s72-c/ayasofy1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-660806150107792016</id><published>2008-09-05T02:23:00.005+03:00</published><updated>2008-09-05T03:41:24.264+03:00</updated><title type='text'>"by the rivers dark"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SMB-yLxn7WI/AAAAAAAAAZc/D9G6VqhUb-Q/s1600-h/koudelka.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SMB-yLxn7WI/AAAAAAAAAZc/D9G6VqhUb-Q/s400/koudelka.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242329366878743906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki tarz var: hayatı, olanı biteni nefsinle girdiğin bir kavga gibi görmek; yapacaksın-yapmayacaksın, gideceksin-gitmeyeceksin, diyeceksin-demeyeceksin, bakacaksın-bakmayacaksın, yazacaksın-yazmayacaksın... neticesi -el mahkûm- hep tetikte, hep gardlı bir insan olmak. üstelik bu, böyle olmaklar her zaman içinden gelmeyebilir ama seni mecbur ederler istemesen de. güvenli hiçbir yer yoktur. inanacak hiç kimse yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ikincisi hayatı, olanı biteni nefsine yapılmış bir katkı gibi görmek; yaptın-yaparsın, gittin-gidersin, dedin-dersin, baktın-bakarsın, yazdın-yazarsın... neticesi gavurun "cool"luk dediği, serin durmaklar; rahat nefes alabildiğini hissetmekler -hiç az şey değildir-. üstelik bu, böyle olmaklar her zaman içinden gelmeyebilir ama seni mecbur ederler istemesen de. güvenli hiçbir yer yoktur. inanacak hiç kimse yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen yazmayı çok istediğin için yazamayabilirsin. üstelik "nefis", hem kişinin öz varlığı, hem yeme içme gereksinimleri, hem de pek güzel anlamındadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-660806150107792016?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/660806150107792016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=660806150107792016' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/660806150107792016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/660806150107792016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/09/by-rivers-dark.html' title='&quot;by the rivers dark&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SMB-yLxn7WI/AAAAAAAAAZc/D9G6VqhUb-Q/s72-c/koudelka.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-8349484950413835973</id><published>2008-09-01T00:54:00.003+03:00</published><updated>2008-09-01T01:22:39.870+03:00</updated><title type='text'>tevellüt</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLsZZ8holzI/AAAAAAAAAY0/Cr4Iow9DeTw/s1600-h/2000_30_1---Number-Thirty_web.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLsZZ8holzI/AAAAAAAAAY0/Cr4Iow9DeTw/s320/2000_30_1---Number-Thirty_web.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5240810524910327602" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aynı biçimde ve donuk bir yaşamın bütün günlerinde, zaman alıp götürür bizi. Ama, bir gün gelir, bu kez de bizim zamanı taşımamız gerekir. Geleceğe dayanarak yaşarız: "Yarın", "ileride", "iyi bir işim olunca", "yaşlandıkça anlarsın". Bu tutarsızlıklara hayran kalmamak elde değil, çünkü ne de olsa ölmek var işin içinde. Gene bir gün gelir, insan otuz yaşında olduğunu görür ya da söyler. Gençliğini belirtir böylece. Ama, aynı anda, zamana göre yerini de belirtir. Zamanın içinde yerini alır. Geçmesi gerektiğini söylediği bir eğrinin belirli bir anındadır. Zamanın malıdır, içinin ürpertiyle dolması üzerine, en kötü düşmanı olarak görür onu. Yarını istiyordu hep, bütün benliğinin bundan kaçınması gerekirken, yarının gelmesini diliyordu. Etin bu başkaldırışı, uyumsuz budur işte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir basamak daha aşağı inildi mi, yabancılık başlayıverir: dünyanın "yoğun" olduğunu fark etmek; bir taşın ne denli yabancı, bizce kavranılmaz olduğunu, doğanın, bir görünümün bizi ne büyük bir güçle yok sayabileceğini sezinlemek. Her güzelliğin dibinde insandışı bir şey yatar ve bu tepeler, gökyüzünün bu tatlılığı, bu ağaç dizileri kendilerine yüklediğimiz düşsel anlamı hemen o dakikada yitiriverir, yitirilmiş bir cennet kadar uzaktırlar bundan böyle. Bin yıllar ötesinden dünyanın ilkel düşmanlığı yükselir bize doğru. Yüzyıllar boyunca onda yalnız kendisine önceden verdiğimiz biçimleri ve çizgileri anlamış olduğumuza göre, bundan böyle bu yapmacıklığı sürdürmeye gücümüz yetmediğine göre, bir saniye için onu anlamaz oluruz. Yeniden kendi kendisi olduğuna göre, dünya bizce anlaşılmaz olur. Alışkanlıkla maskelenmiş bu dekorlar ne iseler gene o olurlar. Uzaklaşırlar bizden. Bir kadının alışılmaz yüzü altında, aylarca ya da yıllarca önce sevllmiş kadını bir yabancı gibi bulduğumuz gibi, bizi birdenbire böylesine yalnız kılıvereni bile arzulayabiliriz belki. Ama zamanı gelmemiştir daha. Bir tek şey: dünyanın bu yoğunluğu ve yabancılığı, uyumsuz budur işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Sisifos Söyleni&lt;/span&gt;, Albert Camus&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-8349484950413835973?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/8349484950413835973/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=8349484950413835973' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8349484950413835973'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/8349484950413835973'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/09/tevellt.html' title='tevellüt'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLsZZ8holzI/AAAAAAAAAY0/Cr4Iow9DeTw/s72-c/2000_30_1---Number-Thirty_web.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1314669383685308080</id><published>2008-08-29T00:57:00.003+03:00</published><updated>2008-08-29T01:22:27.024+03:00</updated><title type='text'>delta ve çocuk</title><content type='html'>Dünyada mıyız değil miyiz diye&lt;br /&gt;Bir adam kendi kendine sordu &lt;a href="http://www.uludagsozluk.com/k/guernica/"&gt;/...&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durdum bir yerden göğü, sokakları hep sokakları dinledim&lt;br /&gt;Evlerini deniz yıkayan bir kıyıdan bağırıyorsun bana&lt;br /&gt;Bir soluksuzluk bir duvarlar bir duvarlar duyamıyorum&lt;br /&gt;Böyle bir uzun karanlıktan bağırıyorum bağırıyorum &lt;a href="http://www.kitap2.com/kitap/659/E%C5%9Fik-1947-1975-Toplu-%C5%9Eiirler-I.aspx"&gt;/...&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen gittiğim o ülkesin varılmıyorsun&lt;br /&gt;Vurmuş sonrasız nasıl en güzel sulara&lt;br /&gt;Güzelliğin balıkları gibi İstanbul’un.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi her yerde ne güzeldiniz o kalmış&lt;br /&gt;Yankımış denizlere öbür kadınlara&lt;br /&gt;Dünyada sizinle İstanbul olmak varmış &lt;a href="http://siir.gen.tr/siir/i/ilhan_berk/ben_senin_kralligin_ulkene_yetistim.htm"&gt;/...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"ne yaptıysam, dünyada yaşamayı öğretemedim kendime. dünyayla aramda hep sorunlar oldu. rahat bir adam olmayı istedim hep. ama işte sokağa çıkıp rahatça yürüyemiyorum. öylece bakıp duruyorum sokağa, onu yazmak istiyorum. bir kadının yüzü ilgilendiriyor beni. cehennem diyorum ya hani, böyle bir şey işte."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra birdenbire büyük bir sessizlik oldu&lt;br /&gt;Bu dünyadan İlhan Berk geçti dedim yürüdüm &lt;a href="http://www.lafmacun.org/bak/cikrikcilar+yokusu"&gt;/...&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLckVV9wJII/AAAAAAAAAYs/mwQ6ZbTAMww/s1600-h/2354972907_5bf2e0d9e9.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLckVV9wJII/AAAAAAAAAYs/mwQ6ZbTAMww/s320/2354972907_5bf2e0d9e9.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5239696640560866434" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.flickr.com/photos/korayatasoy/2354972907/"&gt;__&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1314669383685308080?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1314669383685308080/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1314669383685308080' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1314669383685308080'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1314669383685308080'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/08/delta-ve-ocuk.html' title='delta ve çocuk'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLckVV9wJII/AAAAAAAAAYs/mwQ6ZbTAMww/s72-c/2354972907_5bf2e0d9e9.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1336649528907847746</id><published>2008-08-25T13:29:00.005+03:00</published><updated>2008-08-25T13:58:52.469+03:00</updated><title type='text'>verba volant scripta manent</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLKNeNyvm2I/AAAAAAAAAYA/rCA67OIICL0/s1600-h/durer23-full.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLKNeNyvm2I/AAAAAAAAAYA/rCA67OIICL0/s320/durer23-full.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238404866823396194" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;eski kutuların içlerinden çıkanlardan ziyade eski defterlerin, kitapların aralarından çıkanlar acayip geliyor insana. "nereden nereye" demek kadar basit de değil durum çoğu zaman. seni sen yapan şeylerin izini sürmek... bir noktadan sonra ne kadar yorucu üstelik. yanılsama desen değil, cehalet desen hiç değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir şeymişsin, bir şey olmuşsun, bir şey olacaksın. bu, böyle. başkalarının iyiliğinden, kötülüğünden bağımsız unutacaksın, böyle bir köşeden karşına çıktığında duracaksın, kat'a üzülmeden "peki" diyeceksin; "her şey yerli yerinde"dir ya zira. ama işin özünde hafıza... insanın büyük düşmanı, evet.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1336649528907847746?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1336649528907847746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1336649528907847746' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1336649528907847746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1336649528907847746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/08/verba-volant-scripta-manent.html' title='verba volant scripta manent'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLKNeNyvm2I/AAAAAAAAAYA/rCA67OIICL0/s72-c/durer23-full.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-7955876517241695252</id><published>2008-08-12T02:16:00.005+03:00</published><updated>2008-08-12T02:39:35.744+03:00</updated><title type='text'>medyunu şükran</title><content type='html'>"yazı üzerine kurulan ilişkilerin kat'a yıkılmayacağına inanmak istiyor insan. ama sonuçta yazının sınırlarının bittiği bir yer de var: yanlış anlaşılmalar, korkaklıklar, lüzumsuz inatlaşmalar, hoyratlıklar, hayal kırıklıkları... hepsi dahil oraya. üstelik kuşkusuz eti cin de bunların dışında değildir! elbet onu yazacağımız bir gün de gelir" demişiz &lt;a href="http://kafcamus.blogspot.com/2007/12/puf.html"&gt;bi yerlerde&lt;/a&gt;. eti cin, gece vakti açlık denen şeyi bastırmak için doğru seçim değil belki ama kim manasız diyebilir ki o güne vesile olduktan sonra?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazı şeyler bazı insanlara malum olur ya, o insanlardansan pek seçeneğin yok; malumatın acısı ya da hoşluğun büyüsü... fonda nihavent bir şeyler çalabilir, insan metroda kitap okuyabilir. bazen "insanı çıldırtan yerine gelmeyen bir özlem" de olabilir ama her durumda bilinir ki "gözümüzdeki kıymık en iyi büyüteçtir".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nefes borusu, tül perde, angara simidi, nar, ahmet kaya, milena bunların arasında dolaşmaya da çıkabilir insan; hatta "yeğlediği 10 kelimesi" vardır ama bizzat kendisinin integralini alması o kadar kolay değil.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alıngan olmayacaksın, bilmekten vazgeçmeyeceksin: "Düşün ki, başına ne gibi bir mutsuzluk, nasıl bir acı gelirse gelsin, bunu sen kendin hak ettin..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SKDLPIgDy_I/AAAAAAAAAXg/BSvoUdFRPJQ/s1600-h/anonymous-statue.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SKDLPIgDy_I/AAAAAAAAAXg/BSvoUdFRPJQ/s400/anonymous-statue.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5233406227844942834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;a href="http://www.xlab.co.uk/photos/albums/budapest/?index=2"&gt;the Statue of Anonymous&lt;/a&gt;, Miklós Ligeti&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-7955876517241695252?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/7955876517241695252/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=7955876517241695252' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7955876517241695252'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/7955876517241695252'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/08/medyunu-kran.html' title='medyunu şükran'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SKDLPIgDy_I/AAAAAAAAAXg/BSvoUdFRPJQ/s72-c/anonymous-statue.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-5007416418828209144</id><published>2008-08-06T11:02:00.000+03:00</published><updated>2008-08-06T11:03:28.558+03:00</updated><title type='text'>03.VIII</title><content type='html'>"...&lt;br /&gt;i wish to weep&lt;br /&gt;but sorrow is&lt;br /&gt;stupid.&lt;br /&gt;i wish to believe&lt;br /&gt;but belief is a&lt;br /&gt;graveyard&lt;br /&gt;..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-5007416418828209144?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/5007416418828209144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=5007416418828209144' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/5007416418828209144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/5007416418828209144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/08/03viii.html' title='03.VIII'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-3126013138783628289</id><published>2008-07-30T19:11:00.006+03:00</published><updated>2008-07-30T23:46:08.744+03:00</updated><title type='text'>"Yihla Moja"</title><content type='html'>dünyanın bir yerlerinde birtakım adamlar birtakım işler yapıyorlar. senin bundan haberin neden sonra oluyor ya da olmuyor. onlar zaten o birtakım şeyleri birilerinin haberi olsun diye de yapmıyor. hayatın belli bir döneminde başka bir şey yapamayacağın için yaparsın ya bazı şeyleri ya da şöyle demeli, başka bir şey yapman mümkünken yapmadığın için, bir şeyi seçtiğin için... adın oradan oraya başka başka oluyor; biko, sands, kurti, marcos, çayan... ama orada burada birileri çıkıp, sahici bir merak gösterip "neydi/ne bu adamların derdi" diyor işte. az şey değildir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="width:220px;height:55px;"&gt;&lt;object width="220" height="55"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.deezer.com/embedded/small-widget-v2.swf?idSong=105369&amp;colorBackground=0x555552&amp;textColor1=0xFFFFFF&amp;colorVolume=0x39D1FD&amp;autoplay=0"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.deezer.com/embedded/small-widget-v2.swf?idSong=105369&amp;colorBackground=0x525252&amp;textColor1=0xFFFFFF&amp;colorVolume=0x39D1FD&amp;autoplay=0" type="application/x-shockwave-flash" width="220" height="55"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br&gt;&lt;font size='1' color ='#000000'&gt;Discover &lt;a href='http://www.deezer.com/en/peter-gabriel.html'&gt;Peter Gabriel&lt;/a&gt;!&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps. youtube'u olanlar böyle buyurabilir.&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/watch?v=XNQuJm67OzE&amp;feature=related"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/watch?v=XNQuJm67OzE&amp;feature=related" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-3126013138783628289?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/3126013138783628289/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=3126013138783628289' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3126013138783628289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/3126013138783628289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/07/yihla-moja.html' title='&lt;a href=&quot;http://www.lyricsdepot.com/peter-gabriel/biko.html&quot;&gt;&quot;Yihla Moja&quot;&lt;/a&gt;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-1142411866919138600</id><published>2008-07-24T12:38:00.005+03:00</published><updated>2008-07-24T14:34:14.525+03:00</updated><title type='text'>öyle duruyorum</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_zW74b0z6M6w/SIhYuUWHC-I/AAAAAAAAAXA/-Gsnscsl1Qs/s1600-h/josefkoudelka-watch-1968.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_zW74b0z6M6w/SIhYuUWHC-I/AAAAAAAAAXA/-Gsnscsl1Qs/s320/josefkoudelka-watch-1968.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5226524920322132962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;öyle duruyorum işte. durup duruyorum durduğum yerde. bir yere gitme azmiyle doluyum ama duruyorum. bir şeyler yapma azmiyle doluyum ama duruyorum. bir işaret bekliyorum belki; kocaman bir uçan bulutun gelip kafama konmasını, bardak bardak içilen sulardan sonra ağzımın kenarından sızan bir damlanın yol göstermesini, pencereden duyduğum yaprak hışırtılarının apollon'un liri olmasını... belki de sadece zamanın gelmesini. belki de sadece doğru zamanı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o zamana kadar ama, öyle duruyorum işte. durup duruyorum durduğum yerde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-1142411866919138600?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/1142411866919138600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=1142411866919138600' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1142411866919138600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/1142411866919138600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/07/yle-duruyorum.html' title='öyle duruyorum'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_zW74b0z6M6w/SIhYuUWHC-I/AAAAAAAAAXA/-Gsnscsl1Qs/s72-c/josefkoudelka-watch-1968.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36918074.post-2034560514477407860</id><published>2008-07-16T23:33:00.004+03:00</published><updated>2008-07-17T00:33:30.276+03:00</updated><title type='text'>"daha güzel bir hayat bence nasıl olabilir?"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_zW74b0z6M6w/SH5opWjs2uI/AAAAAAAAAW4/iVGzq7_qQoE/s1600-h/kn_snowshoes.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_zW74b0z6M6w/SH5opWjs2uI/AAAAAAAAAW4/iVGzq7_qQoE/s320/kn_snowshoes.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5223727677435599586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"hava ne soğuk, ne çok sıcak olsun isterim. ılık bir rüzgâr her zaman esmeli, bazan da insanın çömelip kalmasını gerektirecek bir fırtına çıkmalı. otomobiller yok olacak. evler kırmızı olsa. çalılıklar altın olsa. insan her şeyi bilse de hiçbir şey öğrenmek gerekmese. adalarda yaşasak. caddelerde otomobiller açık durur, yorgun olan binebilir. zaten hiç mi hiç yorgun olmaz insan. otomobiller kimsenin değil. akşamları hep uyanık kalırız. insan neredeyse orada uyur. hiç yağmur yağmaz. her arkadaş dörder dörderdir, tanımadığımız insanlar yok olur. bilinmeyen her şey yok olur." &lt;/blockquote&gt; &lt;br /&gt;(&lt;span style="font-style:italic;"&gt;solak kadın&lt;/span&gt;, peter handke)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36918074-2034560514477407860?l=kafcamus.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kafcamus.blogspot.com/feeds/2034560514477407860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36918074&amp;postID=2034560514477407860' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2034560514477407860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36918074/posts/default/2034560514477407860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kafcamus.blogspot.com/2008/07/daha-gzel-bir-hayat-bence-nasl-olabilir.html' title='&quot;daha güzel bir hayat bence nasıl olabilir?&quot;'/><author><name>kafcamus</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12458483895260458063</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://4.bp.blogspot.com/_zW74b0z6M6w/SLM2dOuaXQI/AAAAAAAAAYM/sVbpwU9w5bg/S220/cortocongatto.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_zW74b0z6M6w/SH5opWjs2uI/AAAAAAAAAW4/iVGzq7_qQoE/s72-c/kn_snowshoes.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry></feed>
